Arabic Turkish
 
2016-07-22   Arkadþýna gönder
16883 (1559)


Milletin Diline İhanet Yeter:
FENER dergisini
Ya Kapatın Ya Düzeltin.


Mehmet Ömer Kazancı



Bir milletin hayatında dergi ve gazeteciliğin oynadığı önemli rolü, Irak Türkmenleri olarak, bizim kadar kimsenin bildiğine inanmıyorum. Otuzlu yıllardan 2003 yılına kadar kendi dilimizde eğitimden yoksun kalmamıza karşın, dilimizi, edebiyatımızı ve kültürümüzü, kısacası manevi değerlerimizin tümünü, bugüne kadar fazla bir şeyler kayıp etmeden sağlıklı olarak getirmemizde, çıkarmış olduğumuz dergi ve gazetelerin önemini inkâr etmek mümkün değildir bir türlü. O tarihlerde okullarımızın kapatılmasından oluşan boşlukları, dergi ve gazete çıkarmakla doldurmaktaydık. İnsanlarımız, başta dilimiz olmak üzere, milletimizin varlığıyla ilgili ne varsa, o dergi ve gazeteler yoluyla öğrenmekteydi. Hatta bu gün aramızda bu kadar kalem erbaplarının bulunması konusunda o dergi ve gazetelere borçlu olduğumuzu hepimiz itiraf etmekteyiz. Türkmen Kardeşlik Ocağı tarafından çıkarılarak günümüze kadar yayınını sürdüren Kardeşlik dergisi, bu yönüyle en güzel örneklerimizden birisidir. Bizim kuşak, istinasız olarak hepimiz, Kardeşlik dergisinin gölgesinde yetiştiğimizi, yeri geldiği zaman seve sevine söylemekteyiz. Gerçek de bu. Daha sonraki kuşağın kalkınmasında Yurt gazetesi ile Birlik Sesi dergisinin emeği, göz ardı edilmeyecek kadar önemliydi.
Bu yüzden dergi ve gazeteciliğe inanmaktayız. Dergi ve gazeteciliği sevmekteyiz.
2003'ten sonra önümüzde açılan fırsatları değerlendirmeye koyulurken, aklımıza hep dergi ve gazete çıkarmak geldi. Bütün siyasi teşkilatlar ile sivil toplum kuruluşlarının sorumluları, paçayı sıvadı, kolları sıvadı, ya bir gazete ya da bir dergi çıkarmak girişimine kalkıştı. Bu konuda her kes yarış içindeydi. Yaparsa, kendini, zaferi kazanmış olarak saymaktaydı. Zamanla çıkarılan dergi ve gazetelerin sayısı, sayılmayacak kadar çoğaldı. Ancak bir taraftan tecrübe yetersizliği, bir taraftan maddi imkânsızlık, öte taraftan sosyal iletişim araçlarıyla internet kullanımının yaygınlaşması, bu çalışmaların yolunu git gide önlemeye, kesmeye başladı. Şimdi ortalıkta yoluna devam eden dergi ve gazetelerimizin sayısı, tek bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar azdır. Bunlar arasında günümüze kadar devam eden bir dergi vardır, çok önemli kuruluşlarımızdan biri olan (Irak Türkmen Eğitimcileri Öğretmen Örgütü) tarafından çıkarılmaktadır. Adı FENER dergisidir.
Fener, sözcük olarak birkaç anlamda kullanılmaktadır. Ancak en yaygın anlamı, gemilere yol gösteren ışık kulesi olarak bilinmektedir. FENER dergisinin bu görevi, yani yol gösterme, ışık tutma görevini yerine getirip getirmediğini söz konusu etmeden önce, son zamanlarda bütün sivil toplum kuruluşlarımız için kullanılan bu (örgüt) sözcüğünün üzerinde durmak ve başlangıçtan beri sindiremediğimi bildirmek istiyorum. (Örgüt) sözcüğü teşkilatlanma, organize etme anlamına gelen (örgütlenme)den alınmıştır. Böylece, sivil toplum kuruluşlarından çok, siyasi kuruluşlar için öngörülen bir deyimdir. Türk dünyasında, edebiyatçılar birlikleri de dâhil olmak üzere, her hangi bir sivil toplum kuruluşu için kullanılmamaktadır. Dolayısıyla (örgüt) sözcüğünün (birlik) sözcüğüyle değiştirilmesini öneriyorum. Bu öneri ile her şeyin düzeleceği sanılmasın. Bizim öğretmenler birliğinin adı, başlı başına yadırganacak kadar düşündürücüdür. (Irak Türkmen Eğitimcileri Öğretmen Örgütü)… Ne dil açısından doğru, ne de müsemma açısından… Üstünde ciddi olarak durulması gerekmektedir. (Eğitimciler .. Öğretmenler..) … İkisini ayni şey olarak kabul edemeyenlere, birliğin adına (Irak Türkmen Eğitimciler ve Öğretmenler Birliği) denilmesini daha uygun olarak gördüğümü bildirmek isterim.. Neyse dergiye dönelim.
Birlik tarafından on üç yıldan beridir çıkarılan FENER dergisi, Türkmen dergiciliğinin yüz karasıdır desem, yeridir sanırım, kimse darılmasın. Dergi 42 – 46 sayfayla iki dilde, adıyla sanıyla tanınan altı kişinin işbirliğiyle çıkarılmaktadır. Bunların hepsi, milletin kaymağı olarak bilinen eğitimcilerdir. Yani ya öğretmen ya da müfettiş olanlardır. Üstelik bir kısmının eğitim konusunda 25- 30 yıllık denemesi vardır ve doktora diploması taşımaktadır. Fakat dergiye baktığın zaman, bu kadar denemenin tek bir damlalık kokusunu alamıyorsun. Kendini tam bir karmakarışıklık içinde buluyorsun.
Her derginin bir misyonu vardır. FENER dergisi, ne bir edebiyat ne bir haber ne de bir düşünce dergisidir. Dergide yayımlanan yazıların hiç birinde yazı özelliği yoktur. Yoktur, çünkü her yazıda yüzlerce dil yanlışlıkları, imla bozuklukları bulunmaktadır. Sanki dergi, dilimizi hedef almakta, dilimizin güzelliklerini, özelliklerini bozgunluğa uğratmak için çıkarılmaktadır. Sanki asil yerine getirmek istediği görev bu.
Dergi, on üç yıldan beridir çıkarılmaktadır. İlk günlerinden günümüze kadar elime geçen sayılarını kendimi zorlayarak okuyorum. Dil yanlışlıklarına göz yumarak, gün gelir düzelir diye kendimi kandırmaya çalışıyorum. Faka düzelmedi, düzelmiyor. Onnnn üçççç yıl boyunca, derginin yazı işlerinde görev alanların birini, milli duyguyu yan bırakın, bir meslek hissiyatıyla davrandığını göremedim. Nedir bu yaptığımız, neden dilimize bu kadar ihanet ediyoruz diye kimse kendini sorgulamadı. Dilini geliştirmeye, yeni alfabeyi öğrenmeye gayret edemedi. Milletin öğretmenleri ile müfettişleri, dilimize bu kadar alçak gözle, hor gözle bakıyorsa, çocuklarımızı eğitim için onlara teslim etmemiz doğru değildir. Bu son kanaatim. Bu konuda anne ve babaları yerden göğe kadar haklı olarak görüyorum. Anne ve babalar kör değillerdir. Kimse öyle düşünmesin. Onların da değerlendirme yolları vardır. Bilmem, belki adına FENER denilen fakat fenercilikten çok uzak olan bu dergi, Türkmen eğitimini değerlendirmek için kullandıkları unsurlardan biridir. Dergiye baktıkları zaman, haklı olarak, "bunlar mı çocuklarımızı eğitenler- öğretenler" diye sormadan edemiyor ve çocuklarını Türkmen okullarından uzaklaştırmaya çalışıyorlar… Türkçe bölümü 12 sayfadan oluşan bir dergiyi başaramayan bir toplumun eğitimcileri, o toplumun çocuklarının geleceğini şekillendirebilir mi. Hiç inanmıyorum.
Kimse fazla öfkeli olduğumu söylemesin. Derginin Mayıs ayında çıkan 108. sayısının 11. sayfasından sizlere tek bir mısra aktaracak ve her şeyi takdirinize bırakacağım. Milletin malıyla, milletin kaymakları olarak nitelenebilen insanlar, görün ki, milletin diline nasıl ihanet ediyorlar. Mısra söyle:
Tıkanlar sarılmış konca gö..üme
Tıkanları çözer çözer ağlarım..
Bu mısradaki (tıkan – diken) ve (konca – gonca) gibi yanlışlıklardan söz edemiyorum, onlara gözlerimiz alıştı artık. Fakat bu (gö..üm) sözcüğüne dikkatinizi çekmek istiyorum. Umursamazlık bu dereceye kadar mı varır!!!. Bu eğitimcilerimiz acaba, bir öğrencinin sınav defterinde böyle bir sözcük görseler, ne derler, ne yaparlar. O öğrenciyi nasıl bir cezaya çekerler. İşte ona göre biz de, bu yazı yoluyla kendilerini hesap vermeye çağırıyoruz. Adına FENER dediğiniz dergiyi kapatın diyoruz. Dergi yüz karası haline geldi. 13 yıldan sonra sizi sınıf dışı ediyoruz. Bu kadar zaman içerisinde, kendinizi geliştirmediğinize göre, bundan sonra da eksiksizliklerinizi gideremezsiniz. Milletin diline ihanet ediyorsunuz, hıyanet ediyorsunuz. Ne dediğimi anlıyor musunuz? Her çıkardığınız sayıyla, insanı dinden imandan çıkarıyorsunuz. Öfkem ondan. Yeter artık. İstifanızı verin, biz bu işe layık değiliz diye itiraf edin. Eski rejim döneminde nerede iseniz, oralara ve ya evlerinize çekilin lütfen. Geçlerimize bırakın bu işleri. Yeter artık.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Bir Düzeltme: Türkmen Basın Bayramının Gerçek Tarihi
2 - Adları Türkmen'dir Özleri Türkmen
3 - Diyalog
4 - Hamza Hamamcıoğlu'nun Ardından
5 - MAVİ BAYRAK TÜRKÜSÜ .. Türkmen gençlerinin dilinden
6 - Kurşun Sesi Değildi O Akşam Duyduklarım
7 - Anlamakta Zorlanıyorum İbo
8 - Ortadoğu
9 - Unutulmayan Değerimiz:Kasım Sarıkâhya - Bütün Bir Neslin Dostuydu
10 - KARŞILAYIN MELEKLER : ACI KAYBIMIZ ATA TERZİBAŞI´NIN ARDINDAN.
11 - Sensiz Bir İş Olamaz- Kadın günü münasebetiyle bütün kadınlara..
12 - Kadav Alım - Şair dostum Cevdet Kadıoğlu´na
13 - Bana Sen Hâlâ O Sensin Deme
14 - Şehitler İçin
15 - Telaferli Bir Çocuğun Duası
16 - Emirli’den Yazıyorum
17 - Küskün Çocuk