Arabic Turkish
 
2017-05-28   Arkadþýna gönder
38795 (2035)


BÜYÜKLERE MASAL-10


Ziyat Köprülü

Köylerden bir köyde çobanın biri her gün koyun sürüsünü alıp yaylamaya gidermiş ve orada bir ağacın altında oturup sürüye flüt çalarmış.
Bir gün flütünü çalarken karşısında bir yılan peydahlanır. Çoban, yılanı birden karşısında görünce irkilir ve üflemeyi keser. Bir de ne görsün? Yılan kafasını dikmiş ve ağzında bir altın lira tutuyormuş. Yılan, çobana ‘’Çok güzel çalıyorsun. Neden durdun? Hadi, korkma! Devam et.’’ der.
Çoban içindeki korkuya rağmen flütünü alır ve çalmaya başlar. Yılan, bir süre dinledikten sonra ağzındaki altın lirayı çobana bırakır ve deliğine doğru gider. Çoban lirasını alır ve akşam olunca evine geri döner.
Yarın sabah yine sürüsünün yanında flütünü çalarken olay tekrarlanır. Yılan giderken çoban sorar “İki gündür neden bana birer altın bırakıp gidiyorsun?”. Yılan, “Bu senin rızkın, sen güzel çalmaya devam ettikçe ben sana her gün bir altın bırakacağım.” der.
Bu durum uzun bir süre hatta aylarca devam eder. Çoban kendisine bırakılan altınları bozdurup ev ve servet sahibi olur. Bir gün “Yeter artık ben her şeye sahip oldum. Artık hacca gitme zamanı gelmiştir.” der. Kararını verdikten sonra oğlunu yanına çağırır ve “Bak oğlum sana bir sırrımı açıklayacağım ama bu sır sadece sende kalmalıdır.’’ der.
Çoban, oğluna hikâyeyi anlatır ve senin işin flütü çalıp altını almak olacak başka bir şeye karışma der.
Çoban hac yolculuğuna çıkar ve oğul da yılanın kendisine bıraktığı altınları toplamaya başlar. Ancak gün geçtikçe bu altının kaynağını merak etmeye başlar. Ben niye her gün bir altın toplayayım ki? Bu kaynağı bulmam lazım der. En iyisi yılanı öldürüp bu işin kaynağından tüm altınları toplayayım diye düşünür.
Bir sabah sürüyü götürürken, yanına bir kılıç alır arkasında gizler. Yılan geldiğinde kılıcı savurup kafasını uçurmak isterken yılanın kuyruğunu keser. Yılan da bir hamle yaparak atlayıp çobanın oğlunu ısırır ve öldürür.
Çoban hac dönüşü durumu öğrenir. Üzüntü içinde aynı yere gider ve flütünü çalmaya başlar. Yılan yanında altınla deliğinden çıkar ve çobanın yanına gelir. Çoban ise oğlunun yaptıklarından dolayı çok özür diler. Sonra oğlum yaptıklarının cezasını çekti, biz işimize devam edelim der. O gün altını alıp evine döner.
Ertesi gün, çoban geldiğinde yılan çıkar, ağzında da iki torba altın. Torbaları çobanın önüne bırakır ve “Allah’a ısmarladık.” der. Çoban hayretler içinde bakakalır ve “Neden ama?” der. Yılan, “Dünden beri düşünüyorum. Bu işin böyle devam edemeyeceği kanaatine vardım.” diye cevap verir. “Ama niye?” diye sorar çoban. Yılan, ‘’Bak kardeşim bu olanlardan sonra ne ben kesilen kuyruk acımı unuturum ne de sen gencecik oğlunun ölümünü unutursun. Bir süre sonra birbirimizi öldürmektense şimdi güzellikle ayrılmamız daha iyidir.’’ der.
Değerli okuyucu, maalesef bizim şimdiki durumumuz budur. Ayrımcılık ve mezhepçilik almış başını gidiyor ve yayıldıkça da yayılıyor. Memleketimiz olan Irak ve hatta bölgemiz öyle bir hale geldi ki, parsellenmiş bir arsaya döndü. Halk arasındaki sosyal hayat yok oldu. Siyaset tükendi ve insanlarımız biçare durumda kaldılar. Uzak akrabaları bir kenara bırakın oğul babayı, kardeş kardeşi tanımaz oldu. Bizimle oyun oynayanlar toplumumuza öyle acılar yaşattılar ki, birbirimize düşman olduk. Tıpkı yılanın dediği gibi; ne o kuyruk acısını ne de diğeri oğul acısını unutabildi.
Aslında yılan doğası gereği arada bir karşılaştığı insanoğlu ile bir daha karşılaşmamak üzere temelli uzaklaşıp ayrılmayı seçti. Ancak biz insanlar, yaratılışımız gereği bir arada yaşamaktan başka çaremiz yoktur.
Gelin hep beraber bu topraklarda eskiden olduğu gibi bir arada yaşamayı seçelim ve onun için çabalayalım. Yabancıların kurduğu oyunları bir bir yok edelim, dostluk ile kardeşliği yayalım ve gönül birliğimizi kuralım. Unutmayalım ki bu dünya herkese yettiği gibi kimseye de kalmaz. Bu topraklar yaratılıştan bu yana milyarlarca insanı yuttuğu gibi bizi ve bizden sonraki daha nice milyarları da yutmaya müsait.
Sevgiyle Kalın.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Papa’nın Irak Ziyareti ve Düşündürdükleri
2 - Büyükelçi Fatih Yıldız’ın Kerkük Ziyareti Hakkında Düşünceler..
3 - Sayın Cumhurbaşkanıma Açık Mektup
4 - Anayasal Açıdan Kerkük Sorunu
5 - Davutoğlu'nun Kerkük ziyareti ve düşündürdükleri...
6 - TÜRKMEN TOPLUMUNUN HEDEFİ ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ…
7 - UNUTULMAYAN KATLİAMIN GETİRDİKLERİ
8 - BM GÜVENİRLİĞİNİ KAYBETMEK ÜZERE…
9 - Telafer Neden İl Olmasın ?
10 - BÜYÜKLERE MASAL (8)
11 - BÜYÜKLERE MASAL (VII)
12 - BÜYÜKLERE MASAL (VI)
13 - Rice’ın Kerkük Ziyareti… Mesajlar ve Yapılması Gerekenler
14 - BÜYÜKLERE MASAL (V)
15 - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN IRAK’A DÖNÜŞÜ VE KERKÜK
16 - BÜYÜKLERE MASAL (4)
17 - BÜYÜKLERE MASAL (III)
18 - Birlik ve beraberliğin örneği olalım..
19 - ALLAH'A ŞİKAYETÇİYİM.. BAŞKA KİMİM VAR..?
20 - BÜYÜKLERE MASAL…(II)
21 - BİR TÜRKMEN GÖZÜYLE KERKÜK…
22 - SADDAM… TÜRKMENLER… VE DÜNYA BARIŞ ELÇİSİ'NİN İNSAFI
23 - KERKÜK'ÜN IRAKLILIĞINI SAVUNMAK
24 - MADEM Kİ KADERİ PAYLAŞIYORUZ.. O ZAMAN YÖNETİMİ DE PAYLAŞMALIYIZ.
25 - SEÇİMLERİN DÜRÜSTLÜĞÜNDEN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE SEÇİM YÜKSEK KOMİSERLİĞİ SORUMLUDUR
26 - BÜYÜKLERE MASAL…
27 - IRAK ANAYASA TASLAĞI, “ETNİK TEMİZLİK” İÇİN BİR DAVETİYEDİR.
28 - ULUSLAR ARASI KRİZ GRUBU
29 - Irak Seçimleri Hakkında Düşünceler
30 - SAYIN GAZİ AJAİL AL-YAVER’E AÇIK MEKTUP
>>Sonraki >>