Arabic Turkish
 
2018-09-21   Arkadþýna gönder
407 (253)


Bize Göre: Bu da bizim Manifestomuz!


Erşat Hürmüzlü

Aslında Manifesto yük gemisinde bulunan ticarî malları gösteren bildirge anlamına gelir. Ancak seçim zamanlarında siyasî partiler de ne yapacaklarını, neleri vadettiklerini açıklayan bildirgelerine de manifesto sözünü kullanmaya başladılar. Onun için Türk Dil Kurumu da bu anlamda kullanarak ticarî anlamının yanında bunun “Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi” olarak yorumlamaktadır. Her toplumsal hareket veya inancın yol haritası ve olmazsa olmazlarını gösteren manifestolar olduğuna göre Irak Türkmenlerinin de yıllar yılı verdikleri mücadelelerinde artı ve eksilerini görmek için bir nefis muhasebesi yapmaları gerekmez mi? Bizce gerekir. Gelecek nesillere aktaracağımız Manifesto ne olmalıdır, gelin beraber düşünelim. - Millî davalarda şahsiyetçilik olmaz. Yani Rahmetli Galip Erdem Ağabeyimizin dediği gibi kendimizi değil, davayı zirveye çıkarmaya uğraşmamız gerekir. İdare koltuğunda oturan “öteki” herkesi bilinçsiz, işe yaramaz ve hatta lüzumsuz görmemelidir. Nefis mücadelesi kadar nefis muhasebesi de vaciptir. Yanlışları önce içimizde aramaya muvaffak oluyor muyuz? - Milliyetçilik milletin her ferdini sevmek demektir. Davaya ihanet edenlerin dışında herkesin eli sıkılabilir. Birileri kıskançlık için olsun, hırs için olsun veya görünürlük sevdasına kapılabileceği için ayrıştırıcı hareketler yapabilir. Biz tutkal görevini üstlenelim. - Kibir, aman kibir. Uzak durmamız gereken bir vicdan hastalığıdır kibir. Bazı bireyler vardır kendi mesleklerinde çok öne çıkmış olabilirler, ancak edebiyatı da sağlığı da politikayı da ve toplum mühendisliğini de ancak kendilerinin bildiklerini zannederler. Halbuki bilgin insan icap ettiğinde: Bilmiyorum, diyebilendir. Kibir’in tedavisi ve iksiri tevazudur. Tevazu bir içten kabul olursa bu hastalıktan arınabilir insan. Nesillerimizi kemiren hastalık Kibir ve cehalettir, aman dikkat. - Türkmen milleti edebiyatı sever, ancak herkesin yazarçizer olması şart değildir. Okuyan da bulunmalıdır. Eskiden herkes ilk işinin horyat yazmak olduğunu zanneder ve uğraşırdı. Sonradan hayatında iki makale okumayan bazı bireyler makale yazmanın da boyunlarının borcu olduğunu zannettiler. Lisan ve kurgu kabiliyeti olmayan bazıları da kendi imzalarını kullanarak kitap ve makale yazmak için ücretli eleman istihdam etmeye bile davranabildiler. Halbuki yazandan fazla okuyan muteberdir. - Taklitçilik bir marazi durumdur. Geçenlerde sahil boyunda oturduğumuzda bir dost yolcuların simit ve ekmek parçalarını yutarak hantallaşan martıları seyrederken, bunlar uçmayı da bıraktılar. Ara sıra ayıp olmasın diye uçuyorlar, demişti. Bazı bireyler de ayıp olmasın diye milliyetçi kabul edilelim diye ortaya çıkarken, bu ulvî akımın gerektirdiği şartlara uymak durumunda hissetmiyorlar mı kendilerini? - En bariz noksanımız doğru Eğitim’dir. Aslında bu bölgede yanlış yaptığımız konu bizatihi EĞİTİM üzerinde durmaktır. Dünya değişti, artık Öğretmen yok marifet dünyasında, kolaylaştırıcı veya yol gösterici anlamında “ Facilitator” var. Yani Eğitimin yerine Öğrenim geçti. Bizim uygun gördüğümüz programları öğretmek ve dayatmak yerine, tüm ilim ve değerleri öğrenmeye teşvik eden bir sistem lazım bize de. Ancak bunu yapabilmek için önce yol göstericilerimizin ehil olması gerekir. İstikbalimizi garanti altına almayı düşünüyorsak acil bir şekilde bir ÖĞRENİM şurasını oluşturmak gerekir. - Gençlerimiz şunu bilmeli, para peşinde koşmazsanız para sizin peşinizde koşar. Onun için sırf kazanmak gailesi olmamalı yeni iş hayatına başlayan gençlerimizde. Yaptıkları işi en iyi şekilde yapmak onlara ilerleme kapısını açar. Aksi takdirde hem parayı hem itibarı kaybederiz. - Güç birliği çok önemlidir. Irak Türkleri olarak gizli eller bizim ayrışmamızı istedi hep. Sünnî-Şiî dediler, tutmadı. Çünkü mezhep evvela bizim babalarımızdan miras aldığımız bir olgu idi ve dinî değerlerimizi kavgaya sürükleyen değil zenginleştiren bir unvandı. Kerküklü-Erbillî dediler tutmadı. Kerküklü-Telaferli dediler tutmadı. Yurt içinde-yurt dışlında olanlar dediler tutmadı. Hiçbiri tutmaz çünkü millî his bunlara önem vermez. Bu uğraşları teptik diye zannetmeyelim, hala uğraşanlar olur. Onun için güç birliğini pekiştirecek önlemler alınmalıdır. Her vesile ile birlik ve beraberlik içinde olduğumuzu yurt ortaklarına ispat etmemiz gerekmektedir. - Millî hareket ve çizgi milletin bağrından çıkmalıdır. Milli değerlere sahip olan ve güç birliğine inanlar kaynaşmalı ve kendi kararlarını vermelidir. Bunun alternatifi yoktur. Bizim manifestomuzda sadece bu 9 nokta mı vardır? Tabi ki hayır. Bu çizgiye gönül verenler, siz geliştirin.

Kaynak: Kardaşlık 79. sayı
Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - BİZE GÖRE: 1960 Ruhu
2 - Bize Göre: Bazara gül gelipti
3 - Bize Göre: Referandum ve Vizyon Eksikliği
4 - Bize Gِre: OSMOSİS, Damıtma Demektir-Irak Türkmenleri için bu mu Planlandı?
5 - Irak’ta 1925 Anayasasına dِnüş gerekebilir mi?
6 - Bize Gِre: Irak Türkmenlerinin Millî Bayramı 25 Ocak
7 - Çankaya Arşivi- 5: Kuzey Irak’ta Ayrılıkçı Hareketler
8 - Çankaya Kِşkü Arşivinden- 4 - Ali İhsan Paşa’nın Musul İle İlgili Yayımlanmamış Mektubu
9 - Çankaya Kِşkü Arşivinden: Esat Emin Ketene
10 - Adı İcabî
11 - Bir Devlet Aranıyor
12 - Irak Türkmenlerinin Lider İhtiyacı
13 - Sarı Oğlan Tutuklandı
14 - Ne Olacak Bu Memleketin Hâli?
15 - Irak Türkmenlerinin Lider İhtiyacı