Arabic Turkish
 
2019-07-14   Arkadþýna gönder
687 (182)


Kerkük Katliamı'nın 60. yıldönümü




Ali Kerküklü, Irak'taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı

60 yıl önce Kerkük’te Irak Türklerini yok etmek için eli kanlı caniler katliam yaparlar. 14 Temmuz 1959 günü Cumhuriyetin ilk yıl dönümüydü, Kerkük yüze yakın zafer takı ile süslenmişti. O gün yapılacak şenlik ve törenler için şehir adeta büyük bir bayram hazırlığı yaşamıştı. Çoluk – çocuk, küçük – büyük, kadın – erkek Kerkük halkı milli kıyafetler içinde kutlama töreninin başlamasını bekliyordu. Akşam saat 18:00’den itibaren halk cadde ve sokakları doldurmaya başladı. Giyilen milli kıyafetlerle halk, bayram sevinci içerisinde türküler söylüyor, milli oyunlar oynuyordu. Saat 19:00’da ise resmi geçit başladı. Bu arada, belirli bir plana göre hazırlanmış olan peşmergeler ve çoğunluğu komünist Kürt olan Halk Direniş Örgütü militanları Türkler aleyhine çeşitli sloganlar atıyorlardı. Resmi geçit korteji Atlas caddesinde 14 Temmuz kahvesinin önüne gelmişti ki, bir el ateş edildi. Arkasından hemen otomatik silahların ateş kustuğu duyuldu. Bu gözü dönmüş caniler, otomatik silahlarını çıkararak ateş etmeye başladılar. İlk beş dakika içinde kahvenin sahibi Türkmen olan Osman Hıdır hunharca katledildi. Bu katiller, Osman Hıdır’ın ayaklarına ipler takarak, bir motorlu araca bağlayıp sürüklemeye başladılar. Silahsız ve sadece Cumhuriyet’in ilanının birinci yıl dönümünü kutlamaya çıkmış bulunan Türkmenler, otomatik silahların taraması ile dağılmaya başladılar. Kadınlar, çocuklar panik içinde koşuşmaya ve şaşkınlık içinde sığınacak yer aramaya koyuldular. Böylece 3 gün 3 gece süren ve tarihe “Kerkük Katliamı” olarak geçen soykırım başlamış oldu.


"HEDEFLERİ IRAK TÜRKLERİNİ YOK ETMEKTİ"

Hemen sokağa çıkma yasağı anonsları devreye sokularak, insanların evlerine kapanmaları sağlandı. Ancak çok geçmeden bu yasağın sadece Türkmenler için ilan edilmiş olduğu anlaşıldı. Saldırganlar Türkmenlerin yoğun yaşadığı Kerkük Kalesi’ne havan topları ile saldırdılar, ama kaleye girmeyi başaramadılar. Bu arada daha önceden tespit edilen evlere yıldırım baskınlar düzenlenerek, Türkmenlerin lider kadrosunu tasfiye planı işleme koyuldu. Çok sayıda Türkmen ileri gelenleri, 2. Tümen Komutanlığı’nca istendikleri gerekçesiyle evlerinden alınarak, Kerkük Kışlası’na götürüldüler. Burada kurulan sözde halk mahkemelerinde, beş–on dakika içinde yargılanarak kurşuna dizildiler. Kürt askerler, subaylar, polisler ve Kürt sivil teşkilatları ile Kürt komünistler ve peşmergeleri elele vererek Türkmenleri yok etmeye yemin etmişlerdi.



Bu kana susamışlar Evlere baskınlar yaptılar ve yüzlerce Türkmeni tutukladılar. Bir kısmını barakalara doldurarak, süngü ve dipçiklerle katlettiler. Evlerinden alınan bazı Türkmen liderleri, ailelerinin gözleri önünde makineli tüfeklerle şehit edildiler. Bu kudurmuşlar Türkmen aileleri ve çocuklarını bile evlerinde kurşuna dizerek katlettiler. Daha sonra Katledilen Türkmenlerin ayaklarına ipler takılarak, motorlu araçlara cesetleri sokak sokak sürüklenildiler. Bazı tutukluları, ayaklarına ipler takılarak, ters yönde hareket eden iki ayrı cipe bağlandı ve böylece iki parçaya ayrıldı. Bazılarının cesetleri, sokak sokak sürüklendikten sonra üzerlerinden kamyon ve traktör geçirildi. Türkmenlerin aydın kesiminden ve memleket ruhuyla kalbi çarpan esnaf ve gençlerden ele geçenler akla alınmaz yöntemlerle öldürülüyor, motorlu araçların arkasına takılıyor ve elektrik direklerine asılıyordu ve kızgın güneş altında bırakılıyordu. kimilerini diri diri toprağa gömdüler. Kimilerinin gözlerini oydular, ölenlerin yanı sıra binlerce Türkmen çeşitli biçimde yaralanmıştı. Bu vahşeti gören bazı kişiler, aklını kaybederek çıldırdı. Hastaneler yaralılarla doldu; tutukevleri ve hapishanelerde de yer kalmadığı için bir çok okul, cezaevi haline getirildi. Bu vahşetler devam ederken Türkmenlere ait mağaza dükkan, ticaret merkezleri ve evler, çapulcular tarafından yağma edildi. Can güvenliği yanı sıra, Türkmenlerin mal güvenliği de kalmamıştı, yağmacılar tarafından talan edilen ve toplanan Türkmenlere ait eşya ve malların, kamyonlarla kuzey bölgelerine taşındığı görüldü. Kerkük’te hüküm süren belirsizlikler arasında her tarafta yangınların yükselmesiydi.


IRAK BAŞBAKANI ABDULKERİM KASIM:"BANA KARŞI TRAFTAN ÖLDÜRÜLEN TEK BİR KİŞİ GÖSTERİN"


19 Temmuz 1959 günü İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi Londra’da Dışişleri Bakanlığı’na şu raporu gönderdi: Irak ordusunun II. Tümenin Kürt elemanları da hücuma katıldı ve 15 Temmuz günü boyunca kontrol tamamıyla kayboldu. Bazı Türkmenler kaleye iltica ettilerse de hadiseyi yaratan Kürtler, atılan havan toplarıyla onları oradan indirmek için ölümüne uğraştılar.

30 Temmuz 1959 günü İngiltere’nin Bağdat Büyükelçiliği, Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği telgrafta Başbakan Abdulkerim Kasım’ın tepkisini şöyle anlatıyordu gazetecilere yayınlamamak kaydıyla verdiği açıklamalarda, ölü sayısını 120, yaralıların da 140 kişiye varabileceğini, bütün bunların da Türkmen olduklarını söylemişler.



31 Temmuz 1959 günü İngiltere’nin Bağdat Büyükelçiliği, Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği telgrafta basın toplantısı hakkındaki görüşlerini ve gazetelere yansımalarını bildiriyordu. Telgraf aynen şöyledir, Başbakan Abdulkerim Kasım şöyle diyordu; “Bana karşı taraftan öldürülen tek kişi (Kürt) gösterin. Halk düşmanları, vatandaşları sokaklarda sürükleyenlerdir. (Bu arada Türkmen kadın ve çocuk fotoğrafları gösterdi).” Hunharca katledilenlerin tamamı Türkmenlerdi.



Alâ Beşir, Bağdat’ta karar merkezlerine yakın biri olarak, “The İnsider” adlı kitabında: “1959 yılında petrol zengini, Kerkük şehrinde yeni bir katliam yaşandı. Askeri darbenin ve monarşinin yıkılışının yıldönümünde, Kerkük’ün ticaret ve iş hayatını da elinde tutan ve çoğunluğu teşkil eden Türkmen’lere saldırı başladı. Türkmenlerin evleri ve işyerleri tahrip edildi ve yağmalandı. Babalar ve çocuklar dışarı çıkarılarak saldırıya uğradı ve ateş edildi.”



Kerkük katliamını yapanlar ve Türkmenleri yok etmek isteyenleri de unutmadık, 1959’da Kerkük’te Kürt komünistleri, Kürt askerleri ve peşmergeler silahsız ve suçsuz Türkmenleri 3 gün 3 gece hünharca katlettiler. Bu olay Amerikan basınında da yankı bulmuştur. Amerikanın tanınmış gazetelerinden The Newyork Times Gazetesi bu konuda haber vermiştir. “Bağdat’ın 150 mil kuzeyinde olan Kerkük’ün çoğunluğu müreffeh Türkmenlerden oluşmaktadır. eyleme, çeşitli silahlarla donatılmış sivil Kürtlerle, ordu ile işbirliği içerisinde olan komünist ağırlıklı Halkın Direniş Grubu (çoğu Kürtlerden oluşuyordu) katılmışlardır. Dün Türkmenleri yok etmek isteyenler, bugünde sahnedeler.


Şehitlerimizi unutmadık, unutturmayacağız da, şehitlerimizin ruhları şad olsun.



Ali Kerküklü


Arkadþýna gönder