Arabic Turkish
 
2019-12-03   Arkadþýna gönder
78 (68)


Irak Sil Baştan Olmadıkça…


Suphi Saatçi

Irak’ın 2003 yılında işgal edildiği tarihten günümüze kadar geçen süre 16 yılını dolduruyor. İşgalden hemen sonra ülkeye demokrasi ve barış getirmek gerekçesiyle önce bir anayasa taslağı hazırlandı. Irak’ta belirli kesimlere avantaj sağlamak gayesi ile hazırlanan bu anayasa ABD’nin Bağdat’taki siyasî hâkimi Paul Bremer tarafından baskı ve tehdit ile kabul ettirildi.
Bu anayasaya göre Irak halkı etnik ve mezhep bakımdan parçalara ayrıldı. Bu anayasaya göre ülkede demokratik ilkelerin uygulamaya konulması yerine, milis güçlerine sahip siyasî partiler kuruldu. Ülkede özgürlük ve demokratik platformlarda mücadele vermek yerine, silahlı ordulara sahip partiler çete teşkilatına dönüştürüldü. Kurulan hükümetler silahlı güce sahip örgütlerin isteklerine göre gerçekleşti. Böylece ülkenin en büyük serveti olan petrol çeteler arasında bölüşüldü.
Ülkenin millî geliri, yıllardır sefalet içinde kıvranan halk arasında adil ve hakkaniyetli biçimde bölüşülmedi. Halkın serveti dış ülkelere bağlı devletlerin iradesine göre yönetildi. Kurulan her hükümet başarısız olunca, başka pazarlıklar kurularak yeni hükümetler kuruldu. Her seçim dönemi halkın kullandığı oylar çöpe atıldı ve seçim sonuçları gizli örgütlerin isteklerine düzenlendi. Seçimlerin nezih ve adil olması engellendi ve sonuçlar gizli pazarlıklara göre açıklandı. Parlamento ve mahallî seçimlere her seferinde fesat karıştırılarak halkla alay edildi.
Halk bir yandan etnik ayrışma ile boğuşurken, diğer yandan mezhep kavgaları içinde bunalmış oldu. Didişme ve ayrışma mücadelesi içinde boğuşan halkın dikkati başka noktalara çekildi. Ülkenin parçalanması için plan yapanlara tavizler verildi ve Irak’ın servetini çalanlara fırsat verildi. Millî serveti çalanlar da ülkenin parçalanmasına ses çıkarmadı. Ülkeyi parçalamak üzere yapılan referanduma parmak basan kişiye Irak’ın cumhurbaşkanlığı makamı ikram edildi. Her dönem kuzey hükümeti Irak seçimlerine ve hükümetin oluşmasına müdahale etti. Ancak Bağdat’taki merkezî hükümetin, kuzey seçimlerini kontrol etmesine izin verilmedi.
Açlık ve sefalet içinde kıvranan halkın en basit taleplerine kulak veren olmadı. 25-30 yıldan beri bunalım içinde bulunan ülkede, sayıları beş milyona varan üniversite mezunu gencin geleceği karartıldı. Milyonlarca dul ve yetim çocuğun derdine çare aranılmadı. Yüz binlerce çocuk parklarda oynamağa hasret kalarak psikolojileri bozuldu. Gelecekleri karartılan işsiz ve sefil insanlar hırsızlık ve soygun örgütleri kurmak zorunda bırakıldı. Irak’ın pek çok şehrinde uyuşturucu ticareti serbestçe kol dolaştı.
Terör, soygun, cinayet, insan ticareti pazarları ile sefalet yurduna dönen ülkede insanların hayal kurma ve geleceği düşünme şansları ellerinden alındı. Ülkelerinin insanlarını ciddiye almayan, onların yaşadıkları acıları görmezden gelenler, sonunda ne olacağını anlamaktan aciz kaldılar. Ülkeyi yönettiğini zannedenler, böylece halkın isyanına zemin hazırladılar.

Irak Halkı Ne İstiyor?
Bu durumu yazar ve siyasî yorumcu Galip el-Şabender, Bağdat’ın ünlü Sahatüttahrir (Özgürlük Meydanı)’nda çok veciz biçimde şöyle özetlemiştir:
“Burada, bu meydanda Irak halkının millî iradesi toplanmıştır. Ama Mantıkatü’l-Hadra (Yeşil Bölge)’da yabancı devletler ve bazı komşu ülkelerin iradesi bir araya gelmiştir. Bu bakımdan burada halk devrimi yer almakta, Yeşil Bölgede ve Parlamentoda ise halk ve vatan hainlerinin iradeleri tecelli etmektedir. Bu meydanda yükselen sloganların ve dile getirilen isteklerin seviyesine, ne Halbusi (Irak Meclis Başkanı), ne Adil Abdülmehdi (Irak Başbakanı) ve ne de Berham Salih (Irak Cumhurbaşkanı) yükselebilmiştir. Çünkü burada yükselen sloganlar Irak’ın içine düştüğü durumu, Irak’ın yaşadığı acıları ifade etmektedir.
Bizler gerçek bir vatan istiyoruz. Bizler satılan ve yağmalanan bir Irak istemiyoruz. Burada toplananlar halkın uyanışını dile getiriyor. Burada gerçek ve köklü bir uyanışın şahlandığı görülüyor. Burada vatanını isteyenler toplanmıştır. Gerçek bir vatan isteniyor. Burada toplanan gençlik ülkenin gerçek durumunu keşfetmiş ve buna dikkat çekmiştir. Burada toplanan gençlik Irak’ın dış ve bölgesel örgütlerin pençesinden kurtulmasını istiyor.

Kardeşlerim,
Irak hayır ve bereket ülkesidir. Bu konuda bilimsel, dikkatli ve ciddî biçimde yapılan araştırmalar ve çalışmalar var. Bu araştırmaları Ruslar ve Amerikalılar yapmıştır. Bu çalışmalara göre Irak bereket ve zenginlik bölgesidir. Irak’taki servetin ülkeyi 440 yıl daha yaşatacak zenginlikte olduğunu göstermektedir. Bu yüzden Irak’ın üzerinde yabancı ajandalar, çeşitli planlar yapmaktadır. Dolayısıyla ABD, Rusya, İran bu kutsal bölge için çatışma içindedirler. Bu zengin servetlere sahip olan Irak’ı ancak kendi halkının yönetmesi gerekir. Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Rusya ve ABD’nin muhtaç olduğu bu büyük stratejik bölgenin, büyük bir orduya ihtiyacı vardır. Bu yüzden biz büyük bir Irak ordusunun olmasını talep ediyoruz. Bütün bunlardan kurtulmak için Irak’ın millî ve vatansever bir orduya sahip olması gerekir. Irak’ı hırsızlardan, ülkeyi hainlerden kurtarmak ve korumak için herkes burada toplanan bu gençliğe kulak vermelidir. Irak’ın, siyasetten, bilimden, ekonomiden anlamayanlara değil, Iraklı akademisyenlere ihtiyacı vardır. Medeniyetler ülkesi olan Irak’ın, aileler ve partiler hükümetine değil, ulusal bir hükümete ihtiyacı vardır. Bu partilerin hiçbiri Irak’ı temsil edemez ve bu yüce milletin idrakinin seviyesine yükselemez. Biz bu kokuşmuş kafaların, başkalarına bağlı iradelerin tamamının silip süpürülmesini, Irak’ın bütünlüğüne inanan gerçek bir hükümetin kurulmasını, silahlarla donatılmış, milli duyguları olan büyük bir Irak ordusunun olmasını talep ediyoruz.
Ey sanatçılar, yazarlar, sinema yönetmenleri, edebiyatçılar, ressamlar, düşünürler, ey akademisyenler, üniversite hocaları nerelerdesiniz? Bu gençlik, bu kahramanca şahlanış sizi de bekliyor. Kalemlerinizi, fırçalarınızı satılmışlar ve hainler için oynatmayınız. Yeni bir Irak’ın doğuşuna destek olunuz. Kendinizi satmayınız. Burada yükselen ses ülkede ulusal bir hükümetin kurulmasını istiyor. Akademik bakışlarla, ülkenin gerçek sahibi bulunanlardan oluşan kadrolar, ülkenin kaderine el koymalıdır. Günümüzde Irak’ı yağmalama yarışında olanlar, ülkeyi yönetecek kapasitede olmayan ve dipnotlarda yer alan kişilerdir. Bugün parlamentodakiler, partiler, gizli servislerin ipoteği altında olan siyasetçiler, bunların hepsi çöplüğe atılacak satılmış ve hain kimselerdir.”

Sözün Kısası
Yanlış politikalar izleyerek Irak’ta Şii-Sünni çatışmasını körükleyenler, sonunda çatışmaları Şiiler arasında da başlatmış oldular. Üzülerek ifade etmek gerekir ki Irak’ta hükümet kuranların tamamı ülkenin düzlüğe çıkmasına vesile olacak uygulamalarda bulunmadılar veya bulunamadılar. Dış müdahaleler, belirli mahfillerin Irak yönetimini kıskaç altına alması yüzünden hükümetler muktedir bir yönetim sergileyemediler. Durumun bu raddeye gelmesinde ne yazık dış ülkelerin, özellikle Batılı devletlerin Irak üzerinde yürütülen baskıları önlemediler, hatta önlemek istemediler. Bu yüzden Irak fesat, yolsuzluk, kanunsuzluk, esrar ve terör yatağı haline geldi.
Başbakan Adil Abdülmehdi, silahsız biçimde haklarını talep ederek meydanlara çıkan halkın isteklerini ciddiye almadı. Emniyet güçlerinin, başbakana karşı sesini yükselten halkın üzerine gerçek mermilerle ateş açması üzerine gösteriler giderek daha da büyüdü. Bir an önce akan kanların durdurulması, ardından inandırıcı ve adaletli bir yönetimin iş başına gelmesi gerekir. Ülkenin içine düştüğü bunca olumsuzlukların temeli olan Bremer Anayasasının çöpe atılarak, 1925 Anayasası gibi medenî, çağdaş, etnik ve mezhep ayrımına yol vermeden, herkesi Iraklı kimliğiyle kucaklayan bir anayasanın yürürlüğe konması gerekir. İnsanları liyakat, donanım ve yeteneklerine göre değerlendiren güçlü bir iktidar iş başına gelmedikçe, ülke daha da kötü durumlara sürüklenebilir.

Kısacası Irak yeniden sil baştan olmadıkça…




Kaynak: Kardaşlık 84. sayı
Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Kerkük’te Güven Sağlanmadıkça…
2 - Türkmen Dağarcığı: Udî Celal Vendi
3 - Kerkük Kayserisi
4 - Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?
5 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
6 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
7 - Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi
8 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
9 - Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…
10 - Kardaşlık 18 Yaşında
11 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
12 - Irak’ın Geleceğine Dair…
13 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
14 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
15 - Irak Dramı Nereye Kadar…
16 - Türkmenler İçin Güvenli Bölge Oluşturulmalı idi…
17 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
18 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
19 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
20 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
21 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
22 - Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük
23 - Fuzuli Üniversitesi Hakkında…
24 - Türkiye ve Türkmenler
25 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşköprü
26 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
27 - Irak’ta Etnik ve Mezhep Ayırımı Devam Ettikçe
Ülkede Huzur ve Güven Sağlanamaz
28 - Türkmen Yazar Mehmet Hurşit Dakuklu’nun Ardından
29 - Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri
30 - Türkmenler Erdoğan’a Neden Kırgın…
>>Sonraki >>