Arabic Turkish
 
2020-07-04   Arkadþýna gönder
598 (409)


Suriye Elbeyli Türkmenlerin Reisi BİLAL Bey ...!


Muhtar Fatih BEYDİLİ


SURİYEDE ELBEYLİ TÜRKMEN AŞİRETİ

İlbeyliler ya da Elbeyliler (İlbeyli Türkmenleri, Elbeyli Türkmenleri, İlbegiler), Alkaevli (Alkarevli, Alkırevli) boyundan Sivas, Kilis, Maraş ve Suriye (Halep) yörelerinde yaşayan yerleşik Türkmenlerdir .Alevi ya da Hanefi Sünnidirler.İlbeyli boyu, bugün yoğun olarak Suriye, Kahramanmaraş, Gaziantep, Kilis ve Sivas’ta yaşayan bir Türkmen boyudur. XII. yüzyılın sonlarında İran’ın Horasan bölgesinden Anadolu’ya geçtikleri tahmin edilmektedir. Bizleri bu düşünceye götüren Faruk Sümer’in ve Osman Turan’ın verdiği bilgiler olmuştur. Sümer; “1172 yılında, Moğolların Horasan’ı kesin olarak idareleri altına almaları üzerine de oraya yığılmış olan Türkmenlerin pek çoğu batıya doğru göç ederek Anadolu’ya ulaştılar… (Sümer, 1999: 146) derken, Osman Turan da; “XII. asır sonlarında, Yakın-Şarka ve Türkiye’ye doğru yeni muhaceretler vuku buldu. Bu devirde hareket eden Oğuz boyları arasında Moğol istilasından önce Yıva, Afşar, Begdili, Kınık ve Döğerlerin Anadolu’ya göçtüklerini kaynaklarda görüyor; vakfiyelerde adlarına göre diğer Oğuz kabilelerini tespit ediyoruz.” (Turan, 1980: 262) şeklinde bir ifade kullanmaktadır. Anadolu’da Barak ve Türkmenler ile birlikte yaşayan İlbeylilerin hepsine birden Beydili denildiği (Özdeş, 1939: 8) göz önünde tutulursa, İlbeylilerin Beydili Türkmenleriyle birlikte Anadolu’ya gelmiş olabileceğini düşünebiliriz. İlbeylileri hangi Oğuz boyuna ait oluşları hakkında elimizde kesin bir bilgi yoktur. Bayat, Alkırevil (Alka-evli) ve Afşar boyuna bağlı olabilecekleri konusunda bazı görüşler mevcuttur. (Aydın, 1984: 71; Beyoğlu, 2000: 51 ve 53; Işık, 1963: 96; Makal, 1975: 107). İlbeyliler hakkında oldukça geniş ve doyurucu bir çalışma yapan Kadir Pürlü İlbeylilerin farklı bölgelerde yerleşmeleri hususunda bize şu bilgileri vermektedir: “İki bey arasında çıkan anlaşmazlık üzerine aşiret ikiye bölünmüş. Beylerden biri kendi taraftarlarıyla Halep’te kalırken, diğer bey kendisini sevenlerle birlikte Sivas’a gelip yerleşmiştir. Diğer bir söylentiye göre de Sivas’taki gayr-ı Müslim nüfusun anormal bir şekilde artış göstermesi üzerine o zamanın padişahı dengeyi sağlamak için İlbeyli aşiretinin yarısını zorla Sivas’a sürgün etmiş ve bir fermanla onları şimdiki köylerine yerleştirmiştir… Gaziantep ve Suriye’de yaşayan İlbeyliler ise, önce 1693 yılında şimdi Suriye sınırı içinde bulunan Rakka’ya iskân edilmek istemiş, ancak bunların iskâna uygun bulunmaması nedeniyle daha sonra gönderilen 19 Haziran 1693 tarihli fermanla Menbiç (Münbiç) Bab, Gaziantep arasında kalan bölgeye yerleştirildiler. Bu iskânda yerlerini beğenmeyen bazı İlbeyli cemaatleri ise iskân mahallerinden kaçarak Maraş Adana, Yenihan, Trablusşam, Lazkiye gibi merkezlere yerleşmişlerdir. Şimdi bu yerleşim birimlerinde yaşayan İlbeyliler, belirtilen tarihteki iskânda etrafa dağılan Maraş 3 İlbeylilerinin torunlarıdır.” (Pürlü, 2002: 12) Halep, Gaziantep ve Maraş’ta yaşayan İlbeyliler geçmişte Maraş İlbeylisi olarak anılmıştır. Çünkü Ayıntap eskiden Maraş vilâyeti sınırları içinde yer alan ve Maraş’a bağlı olan bir yerleşim merkeziydi. (1973 Maraş İl Yıllığı) 1921 yılında Suriye ile Türkiye arasında sağlanan sınır anlaşması sonrasında İlbeyi boyuna ait bazı yerleşim merkezleri Suriye tarafında kalmıştır. Buradaki Elbeyi ve Bab ilçelerine bağlı köylerin başlıcası şunlardır: Alıcı, Arabazı, Ayaşa, Bablimon, Çörten, Eşekçi, Haliloğlu, Kadılar, Kaklım, Kelsenli, Kocalı, Memili, Sandı, Sekizler, Sinsile, Sipahiler, Taşkapı, Til’aşa, Zilif. Ziyaret.



Suriye Elbeyli Türkmenlerin Reisi BİLAL Bey ...!

"BİLAL BEYİDE ELBEYLİNİN ULUSU-ATINA ÇEKERDİ HALEP VALİSİ.

"İşte bu Ağıt Türküsü; 1922 Yıllarında Suriyede Fransız İşgali altındaki Sacur suyu yakınındaki, Sacur bölgesinde yaşayan Bilal Bey olayı üzerine söylenen türküden alınmış bir bölüm yukarıdaki iki dize.Bu türkü aynı zamanda Bilal beyin sonunu noktalayan olayın üzerine yakılmış bir ağıt. Yazımıza her ne kadar sondan başladıksa da kronolojik sıralamaya göre başa geçmemiz gerekir.Yaşantısı,çevredeki etkinliği,siyasi otoritelerle olan ilişkisi,ünü ve sonu bakımından çok şeyler söylenmiş ve çok şeyler yazılmış Bilal bey üzerine.Kimi ona işbirlikçi demiş kimileri iftiraya ve ihanete kurban gitti demişlerdir.Kısaca Bilal bey adı bir olayın,bir vakanın konusu olmuştur yakın tarihimizde.İşin doğrusu nedir işte bu sınırlı araştırma yazısında bunu irdelemeye çalışacağız.Bilal bey İsfahan köyü (şimdi sınırlarımızın dışında Suriye’de )ve dolaylarında yaşayan bir toprak ağası aynı zamanda bir Türkmen aşiret beyidir Bilal Bey . Elbeyli Türkmenleri aşiretinin beyi ve reisidir kendisi .Osmanlı devletinin merkezi otoritesinin zayıfladığı dönemlerde Türkmen aşiret beylerin nüfuz ve etkileri güç kazanmıştır. Gerçektende Bilal bey çevrede diğer Türkmen aşiret reisleriyle Beydili Reisi Kel Mehmet ile aşiretler ve devlet nezdinde etkili,hatırlı ve sayılan iki bey durumunda olmuşlar . O yıllarda El Beyli aşiretinin bulunduğu Sacur boyu idari yönden Halep’e bağlıydı. Bilal bey de Halep hükümeti nezdinde çok hatırlı bir beydi. Bilal beyler bu yöreye 18.yüz yıllarında Sivas dolaylarından gelmişlerdir Tarih böyle göstermede Türkmenlerin .Aile kara çizmeli beylerdendir.Kara çizmelilik soyu,asaleti belli olan aile ve beyler için kullanılan bir ifadedir.Böylece Bilal bey geçmişi ve kimliği bilinen bir aileden geldiği ortaya çıkmıştır.Aile ve aşireti Türkmendir .Sacur suyu boylarına iskan edilen Elbeyli Türkmen aşiretleri burada mutlu bir hayat sürmüşlerdir.Taki o uğursuz Birinci Dünya savaşı çıkana dek.

Bu savaşla birlikte bütün Osmanlı tebası gibi Türkmenler onlarında düzeni ve huzuru kaçmaya başlar.Arkasından bilinen işgal hareketleri olur . İşin bu noktasında Atatürk’ün de belirttiği gibi millet başsız ve çaresiz ne yapılacağını bilmemekte. Mustafa Kemal bildiri ve kongrelerle yapılması gerekenleri tüm Türk halkana duyuruncaya kadar bu kargaşa ortamı devam eder bölgede . Derken Kurtuluş savaşı mücadelesi dalga dalga bütün Anadoluyu ve orta Doğu kaplar . Bilindiği üzere Kurtuluş savaşının ilk safhasında adına kuvai milliye dediğimiz Türk Türkmen çete grupları oluşur her yerde . Ve bunlar vasıtasıyla işgalcilere karşı direniş örgütleri oluşur. İşte Antep,Nizip,Kilis,Halfeti,Barak adıyla kurulan bu örgütler Önce işgalci İngilizlere daha sonrada onların yerini alan Fransızlara karşı yer yer direniş hareketlerine başladılar Türkmen Türkler .Kuva-i milliye birlikleri bir düzen ve disiplin içinde olmayan, şefleri de başlarına buyruk gelişi güzel hareket eden,halktan zorla para almak,kişisel kin ve husumetlerle halka çoğu zaman zarar vermişlerdir. Çerkez Ethem,Demirci Mehmet efe bunların başında gelir.M.Kemal birazda bunun için düzenli orduya geçişi sağlamıştır.Düzenli orduya geçilinceye kadar süreç bu şekilde devam eder. Bu arada halkta hareketin bu safhasında nerede yer alacağı konusunda bir ikilem içerisinde kalır.Yani bir yanda halen ben varım diyen Osmanlı devleti öte yandan Mustafa Kemalin başlattığı Anadolu hareketi. İşte başlangıçta var olan bu belirsizlik Anadoluda kimi yerlerde iç isyanlara,kimi yerlerde iç çatışmalara neden olmuştur. Bu hengama içerisinde bir çok suçsuz insanda zarar görmüştür.Bu durum araştırmamızın konusu Elbeyli Türkmenlerin reisi Bilal beyin ve Beydili Türkmenlerin Reisi Kel Mehmet yaşadıkları Sacur boyunda da yaşanmıştır. Ayrıca buralar bir çok aşiret ve oymakların yan yana yaşadıkları yerler.bu aşiretlerin bir çoğu birbirleriyle kavgali ve hasım durum da. Birbirleriyle görülecek bir çok hesapları vardır. Bu kargaşa onlar için bir nevi bir fırsat yaratır. Birbirlerini kurtuluş karşıtı yada Fransız yanlısı gösterme iftira ve entirikaları böylece başlamış olur.Olayın bu yönünün altını çizelim ki bu durumun henüz hareketin başlangıç kısmı olduğu bilinsin.Tabi olaylar geliştikçe saflarda giderek netleşmiştir. Bunlar kurtuluş savaşımızın bilinen yönleridir. İşte Bilal Bey işin bu safhasında mütereddit davranması hasımları için bir fırsat olur. Ve onu Fransız yanlısı göstereme çaba ve gayretlerinin ardı arkası kesilmez. Böylece Bilal bey için böyle bir kampanya başlatılmış olur. Böylece olaylar Bilal bey aleyhine gelişir. Ancak onun Fransız yanlısı olduğunu kanıtlayan bir hareketi tespit edilmiş olmamaktadır.Vereceğim şu örnek buna biraz daha açıklık getir sanırım.Bir gün Halfeti çetesine mensup adının Sorüklü Mesto olduğu bilinen bir çete mensubu arkadaşıyla birlikte Bilal Beyin odasına gider ve ona misafir olur. Çete mensubu anlattığı hatırasında o akşam Bilal Beyin odasında kaldığını bu olayları uzun uzun Bilal beyle konuştuklarını ve geceyi de beyin odasında geçirdiğini anlatır. Bu görüşmede Bilal beyin kendisine Fransızların işgali altında kaldıklarını,ve kendisinin işgalciler tarafından takip ve gözetim altında bulunduğunu,bunun için kurtuluş hareketinin içinde açıktan yer alamadığından yakınarak söz ettiğini söyler. Çete mensubu ayrıca Bilal beyin harekat için silah ve malzeme alınması hususunda da kendisine bir miktar para verdiğini anlatmıştır. Bu ifadeden de anlaşılıyor ki Bilal bey açıktan bir kurtuluş savaşı yanlısı olamamıştır. İşte hani kimi olaylar kimilerine fırsat hazırlar denilir ya Anadolu da ve bölgede gelişen bu olaylarda Bilal beyi sevmeyen yada çekemeyenler için bir fırsat yaratmıştır. Bilal bey Fransız yanlısıdır diye. Bu aleyhte propaganda işlene işlene bir kamu oyu yaratılır ve Bilal bey böyle bilinir.Bundan sonraki gelişmeler malum olduğu üzere cereyan eder ve iki rivayet var ölümü konusunda birisi bir gece baskını ile Bilal bey,kardeşi ve hatta kahvecisine kadar hepsi yatıkları yerde kurşunlanarak öldürülürler.Ekinci rivayet Elbeyli Türkmenleri aşireti Beyi Bilal bey misafir gittiği kirvesinin konağı basılarak,kardeşiyle ve kahvecisiyle birlikte öldürülmüştür.



"İşte Bilal Bey Ağıt Türküsü;



(yaman ey) Bilal Bey dersen de Elbeyli´nin ulusu

Atına binmiş de olmuş Halep valisi

Anası Gülsüm Hatun olmuş çifte yavru delisi


Gardaş yanarım kirve yanarım

Alınan avlandık da vallah ben de ona yanarım

(yaman ey) Böyle bilseydim de

Ben bu Halep´ten gelmezdim

Tatlı canımı da bir kurşuna vermezdim

Haberim olsa da kirve ben de sana inmezdim


Beyler yanarım gardaş yanarım

Alınan avlandık da vallah ben de ona yanarım


(naman ey) Halebin yolları da gardaş demirden direk

Bilal Beye de vallah dayanmaz yürek

Anası Gülsüm Hatun da olmuş çifte yavru delisi


Gardaş yanarım kirve yanarım

Avınan avlandık da vallah biz de ona yanarım.


İşte yukarıdaki türkü bu olay üzerine yazılır ve o günden bu yana söylenir.

Bilal Bey derler de E l b e y l i l e r i n ulusun olacak.Elbeyliler türkmen aşiretidir.Yazın Sivas´ta kışın Halep ´te iskan olurlar.

Bilal Bey ( Elbeyli Türkmen Aşireti) ´nin son beyidir.

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

Türkmen Beyimizi...



Uzm.Dr.Muhtar Fatih BEYDİLİ

SURİYE TÜRKMEN DOKTORLAR BİRLİĞİ BŞK.

mukhtarfatih@hotmail.com



Kaynakça:

1*AHMET Kocaaslan(2007) Yakın Tarihimiz -BİLAL BEY , Nizip.

2*AYDIN, Mehmet (1984) Bayat Boyu ve Oğuzların Tarihi, Ankara.

3*BEYOĞLU, Ağacan (2000) Türkmen Boylarının Tarih ve Etnografyası, İstanbul.

4*IŞIK, Mahmut (1963) Afşarlar, Ankara. [MAKAL], Tahir Kutsi (1975) Dadaloğlu, İstanbul.

5*ÖZDEŞ, Ömer (1939) Folklor Derlemeleri, İlbeyi Türkmenleri Arasında, Gaziantep.

6*PÜRLÜ, Kadir (2002) Sivas’ta İlbeyli Türkmenleri, C. I, Sivas.

7*SÜMER, Faruk (1999) Oğuzlar, (Türkmenler), Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, İstanbul.

8*TURAN, Osman (1980) Selçuklular Tarihi ve Türk İslâm Medeniyeti, İstanbul.

9*http://suriyeturkmenleri.com/19-maset&newsID=605~elbeyli_turkmenlerin_reisi_bilal_bey_.!












Arkadþýna gönder