Arabic Turkish
 
2020-11-02   Arkadþýna gönder
1155 (171)


Türkmeneli’den Türk’ün dilinden: HATIRLAR ÇOK ŞEY SÖYLER (Kitap Tanıtımı)


Mahir Nakip


mnakip@yahoo.com
Girizgâh…
Prof. Dr. Şahin Nakib, 1939 doğumlu, Kerküklü bir Türk. Babası ve iki amcasının Osmanlılar zamanından mektepli olmaları hasebiyle, 1918 yılında Osmanlının Irak topraklarını terk etmesinden sonra oluşan Irak devletinin çeşitli kademelerinde memurluk yapmışlardır. Şahin Nakib’in babası Mustafa Nakib, o tarihlerde Kerkük’e bağlı bir Türk yerleşim bölgesi olan Tuzhurmatı Bucağı’nda vergi memuru olarak tayın olur. Aynı bölgeden göçebe bir aşiret reisinin kızı ile 1934 yılında evlenir ve uzun bir süre çocuklarıyla bu kasabada yaşar. Şahin Nakib, 1962 yılında Bağdat Üniversitesi Veteriner Fakültesinin birincilikle bitirir ve 1964 yılında yüksek tahsilini tamamlamak üzere ABD’ye gider. Hızlı ve başarılı bir akademik hayattan sonra N.Y. Buffalo Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1969-1996 yılları arasında bölüm başkanlığı ve sonraları da 1996-2006 yılları arasında da Suudi Arabistan Kral Faysal İhtisas Hastanesinde Tıbbî Araştırmaları Merkezi Başkanlığını yapar. Bir emekli olarak bugün ABD ile İstanbul arasında hayatının tadını çıkarmaktadır.

Önce Tuzhurmatı hatırlarını İngilizce yazmaya başlar, ancak İstanbul’da yaşayan Tuzhurmatılı dostlarının telkinleriyle Arapçaya döner. Kitap Arapça olarak 2019 tarihinde İstanbul’da Hatıra Defterimden Sayfalar adıyla neşredilir. Kitap bu küçük Türkmen şehrinin kırklı ve ellili yıllarındaki vasıflarını serdettiği için nâdir bir kaynak olarak telakki edilebilir. O devirdeki şehrin okulları, muallimleri, kütüphaneleri, mahalleleri, nüfus yapısı, sosyo-kültürel yapısı, bostanları, hurma bağları ve şahsiyetleri hakkında geniş ve ilginç bilgiler veren kitap bu şehrin kimliği hakkında önemli ipuçları vermektedir.

İki Hâdise…
Nakib hatıralarında, devletin küçük bir resmî kütüphanesinin yanında, Molla Hasan Sefer isimindi aydın bir Türkmen şahsiyetinin özel kütüphanesinden gençlerin nasıl istifade ettiklerini yazıyor. Önceleri, yani kırklarda, bu kütüphaneden Osmanlı harfleriyle yazılı olan romanları gençlerin alıp okudukları anlaşılıyor. Okuma-yazması olmayanlar belirli yerlerde toplanarak, okuma-yazması olan gençlerden bu romanlara muttali oluyorlarmış. Ancak bu kütüphane Irak makamları tarafından bir süre sonra kapatılmıştır. Ellili yıllarda ise Nakî Hacı Mehmet isminde Tuzhurmatılı bir genç Türkçe Latin alfabesini öğrenerek gençleri bir araya toplayarak onlara yeni Türkçeyi öğrettiği, gençlerin millî şuurlarını arttırmaya çalıştığı ve aydınlattığı anlaşılıyor. Yazar, ilginç bir tespitini okuyucu ile paylaşıyor: ¨Tuzhurmatı’da gençlerin Latin Alfabeli Türkçeyi öğrenmelerinin iki faydası olmuştur ilki millî şuurları artmış, ikincisi de Alfabeden dolayı gençlerin İngilizceyi rahat öğrenmeleri sağlanmıştır¨. Kırklı ve ellili yılların Türkiyeli aydını sınırından 600 KM uzakta olan bu masum, âciz ve küçük Türkmen kasabasındaki gençlerin millî hareketinden acaba ne kadar haberdar idi? Merakı mucip!

Hatırların ikinci en ilgi çekici hâdisesi, Sarhoş Rauf Hikayesidir. Yazarın babası Mustafa Nakib, Nahiyenin maliye memuru olması hasebiyle her ay Tuzhurmatı’nın bağlı olduğu Tavuk İlçesine giderek Nahiyede çalışan 20 memurun maaşını alıp ayın birinde dağıtırmış. 1946 yılının sıcak bir gecesinde bir polis, Mustafa Nakib’in evine gelerek ve izne çıkacağını gerekçe göstererek bir gün önce maaşını almak istediğini beyan eder. Mustafa Bey’le polis birlikte daireye giderek ofisinin kapısını açar. Bir de ne görsün? Kasanın kapısı açık ve içi boş! Hemen polisle birlikte karakola giderler ifadelerini verirler; durum hemen Nahiye Müdürü’ne bildirilir ve prosedür gereği Mustafa Nakib gözaltına alınır. Sabahı bütün şehir hâdiseden haberdar olur ve şehri büyük bir velvele kaplar. Şehir eşrafının iki zengini Zeynülabidin Naccar ile Behçet Tuzlu hemen Nahiye Müdürüne giderek Mustafa Bey’in serbest bırakılması karşılığında çalınan bütün parayı ödemeye hazır olduklarını beyan ederler. Bu arada haberi duyan şehrin diğer ileri gelenleri Nahiye Müdürüne gelerek Mustafa Bey’e olan güven ve itimatlarını dile getirirler. Mustafa Bey kefaletle hemen serbest bırakılır.

Aradan aylar geçer. Vergi Dairesinin hemen bitişiğinde küçük bir dükkân sahibi olan ve Sarhoş Rauf lakabıyla tanınan kişinin annesi bir taksi ile Kerkük’e tek başına gitmek ister. Taksiye, o tarihlerde yeni piyasaya çıkan, demir borulu bir karyolayı da yüklemeyi talep etmektedir. Taksici bundan şüphelenir ve polise haber verir. Polis, karyolayı sökünce fitil fitil paraların içinden çıktığını tespit ederler. Paralarını numaraları, maliyeden gelen numaraları tutunca devlet kasasından çalınan parlar olduğu ispatlanmış olur. Haber kasaba halkına ulaşınca halk adeta düğün eder ve davulcular sokaklarda davul çalarak bir türkü tuttururlar bu türkü günümüze anonimleşerek gelebilmiştir:

Çarpayanın ayağı
Yedi renkti dayağı
Keçel Şükür neylesin
Rauf ezip boyağı

Ayrıca Musatafa Nakib’in esnaftan arkadaşı olan Kemâl Mustafa Demirci şu dörtlüyü dizerek olayın ölümsüzleşmesini ve günümüze kadar gelmesini sağlamıştır.

Kimse aldanmasın dünyada dünya mâlına
İbret olsun bu hırsız Rauf’un a’amaline
Bir zamanlar parlak iken halkın nazarında,
Dönderdi onu felek eski pazar hambbâlına

Biraz Tahlil…
Tuzhurmatı, 1974 yılına kadar Kerkük’e bağlı, önce bucak sonra ilçe olmuştur. 1974 yılında Tikrit İlçesini vilayet yapan Saddam, Tuzmurmatı’yı Kerkük’ten kopararak, ihdas ettiği Selahattin Vilayetine bağlamıştır. Şehrin bugünkü nüfusu 150 bin civarında olup tamamına yakını Türkmen ve büyük çoğunluğu bugün Şii mezhebine mensuptur. Şehir sâkinlerinin hepsi Bayat boyundan olup, kültürel değerlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Binli yılların başlarında bu şehre gelip yerleşen Türkler, toprağı tuzlu ve hurmanın yetişebildiği bu şehre Tuzhurmalı değil, Tuzhurmatı demiştir. Burada tı eki eski Orta Asya Türkçesinden kalan bir ek olup, bugünkü Kazakistan’ın Almatı ismindeki tı eki gibidir. 1800’lü yılların sonuna kadar halkının tamamı kızılbaş-Bektaşi olan Tuzhurmatı’da, bugün Bektaşiliğin izi bile kalmamıştır. Özellikle 2003 yılında sonra Irak’ta giderek koyulaşan mezhepçilik, Tuzhurmatı’ya da maalesef sıçramıştır. Yoksa şehir aydınlarının ve özellikle yaşı 40’ın üstünde olanların ekserisi milliyetçi, Türkçe konuşur ve kültürel değerleri şahsında ve ailesinde yaşayanlardan meydana gelir. Irak Türkmen edebiyatı çerçevesinde çok sayıda şair, yazar ve ses sanatçısı bu şehirde yetişmiştir. 2003 öncesi ve sonrası bir dâvâ uğruna binlerce şehit vermiştir.

Şahin Nakib, Tuzhurmatı’nın, asîl ve büyük Türk dünyasının kültürel bir parçası olmaya devam etmesini ümit ederek hatırlarını kaleme dökmüş ve aynı ümitle kitap tarafımızdan Türk okuyucusuna tanıtılmıştır.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

31 - ORTADOĞU SARMALINDA KERKÜK ÇIKMAZI
32 - Türkmeneli’inden..Türk’ün dilinden: BÜYÜK OYUNUN İÇİNDEKİ KÜÇÜK YERİMİZ
33 - MİLLİ İRADENİN MECLİSİ
34 - Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden. TÜRKMENLER SİLAHLANIRKEN…
35 - Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden: YENİ IRAK’TA IŞİD VE TÜRKMENLERİN GELECEĞİ
36 - Türkmeneli’nden .. Türk’ün dilinden: IRAK’TA YENİ HÜKÜMET KURULURKEN…
37 - Türkmeneli’nden .. Türk’ün dilinden: Türkmen Gençleri İhmal mi Ediliyor?
38 - Türkmeneli’nden..Türk’ün dilinden: IRAK SEÇİMLERİ VE YENİ SİYASETÇİLERİMİZ
39 - Türkmeneli’nden .. Türk’ün dilinden: Ankara’dan Seçim Notları
40 - Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden: Irak Seçimlerinde Türkmenleri Neler Bekliyor?
41 - Türkmeneli’nden..Türk’ün dilinden: Yeni Dönem Ümit Vadediyor
42 - ORTADOĞU OLAYLARI VE TÜRKMENLER
43 - Bir Ödül ve Bir Türkmen
44 - TECDİD-İ AHD
45 - Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden : “Irak Türkmen Meclisi”
46 - Türkmeneli’nden - Türk’ün dilinden: Irak’ta Türkmen Paradoksu
47 - Türkmen Diasporas‎ Gereksiz Mi?
48 - BİR HATAYI TASHİH
49 - Türkmeneli’nden ,Türk’ün Dilinden: MUTLUYUZ VE UMUTLUYUZ…
50 - Yeni ERDOĞAN Hükümeti ve Türkmenler
51 - Türkiyesiz Türkmenler
<< Önceki <<