Arabic Turkish
 
2021-01-24   Arkadþýna gönder
2563 (257)


TOPLUMSAL DEĞERLER VE DEMOKRATİK TUTUM!


Çetin Bayatlı


Üç gün önce, Irak Türkleriyle ilgili rutin basın taraması yaparken değerli Kemal Beyatlı imzasını taşıyan Türkmeneli Dernekler Federasyonuna ait duyuru gözüme çarpmıştır. Kısa bir araştırmadan sonra duyuruya neden olan yazı ve ses kayıtlarına ulaştım. Kayıtları entelektüel gözüyle incelediğimde birkaç paradoks gözüme çarpmıştır. Paradoksları sevgili okurlarla paylaşamadan önce, duyuruya neden olan yazı ve ses kayıtlarındaki bazı yakışıksız ve maksadını aşan ifadeler içerdiği ve bu ifadelerin kabul edilebilir tarafı olmadığını ifade etmek istiyorum. Öncelikle, Irak Türkleri siyasi otoritesine yöneltilen eleştirmenlerin öne sürdüğü argümanları incelmekte fayda vardır. Bu eleştirilerin ilki, yönetici yada liderlerin yurtdışında oldukları ve halktan kopuk olarak çıkarları doğrultusunda politikalar ürettikleri yönündedir. İkincisi ise, söz konusu yöneticilerin toplumsal talepleri göz ardı ettikleri yönündedir. Üçüncü eleştiri ise, Irak Türkleri siyasetinin belirli kişilerin tekelinde olduğunu ifade etmektedirler.
Buna karşın, duyuruda dillendirildiği gibi, liderler yada yöneticileri hedef alan çirkin ifadelerin zamanlamasıyla ilgili olup, toplumda huzursuzluk etmeyi amaçlayan samimiyetsiz eleştiri olduğu yönünde olmuştur. Karşılıklı suçlama ışığında kimin haklı kimin haksız olduğu yerine, ne olması gerekir konusuna bakmak gerekir. İki binli yılların başlarında, değerli ülküdaşlarımızın dillendirdiği bir cümle aklıma gelmişti. O cümle “siyaset yapılacaksa Kerkük’ten yapılır” şeklindeydi. Başka şekilde ifade edecek olursak: Siyaset, Irak dışından değil, içinden olmalıdır. Bu cümlenin açılımı ise, ortada siyaset yapılacaksa buna Türkelinde yaşayanlar karar vermeli. O dönemde elitist düşünce yapısına sahip olduğumuzdan, bu cümleye pek bir anlam verememiştik. Oysa, bu dizilim toplumsal değer ve demokratik geleneği yansıtan cümleydi. Sosyal medya ile artık “Halka rağmen ve halk için” anlayışı günümüzde geçerliliğini kaybetmişti. O yüzden, eleştirilerin niteliği ne olursa olsun saygı çerçevesinde kulak verilmeli. Demokratik sistemlerde, yönetimin el değişmesi zorunludur. Bu değişim, geçmiş yönetimin başarısızlığından çok ilerleme çarkının devamlılığı için gereklidir. Bu bağlamda, Irak Türkleri temsil eden kurum ve kuruluşları canlı hale gelebilmesi için, sık sık yönetim değişikliği olmalı ve gençlere daha fazla yer verilmelidir. Konservatif yönetim anlayışının olumsuz sonuçlarını en acı şekilde yaşadığımıza inanıyorum. Katılımcı sistemler insanlığın vardığı en verimli noktadır.
Seçimler yaklaşırken dillendirilen eleştiri kadar doğal ne olabilir ki?! zira, siyasi kampanya ve propagandalar, seçmeni etkilemek için yapılan bir eylemdir. Sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun kanaat önderlerinin başlıca görevi, Irak’ta yaşayan Türk toplumunu bilinçlendirmek, sandığa olan inancını güçlendirmektir. Sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun kanaat önderlerinin görevi kimse oy verip vermemeyi telkin etmek değildir. Toplum, seçime katılan partilerin program ve vaatlerine bakarak oy verir. Yurtdışında siyasi faaliyette bulunan kurum ve kuruluşlarımızın, Irak içinde siyasi mücadele veren siyasetçilere destek vererek kolaylık sağlanmalıdır. Irak içindeki siyasetçiler ise, toplumun nabzını tutarak, talep ve eleştirileri dikkate almalı ve onlara layık şekilde hizmet etmelidir. Sivil toplum kuruluşları, toplumsal niteliği artırma planlama yapmalıdır. Toplumsal nitelik artıkça, siyaset arenası daha verimli şekilde kullanılıp, ülkeyi refah düzeyine kavuşturmuş oluruz. Hep birlikte…
Yazıyı yayımlamadan önce fikrini almak üzere çok değer verdiğim ağabeyime yazının taslağını gönderdiğimde, iki noktaya işaret etmişti: ilki, siyasetin coğrafyaya bağlı olmadığını ve herkes kendi coğrafyasından davaya hizmet etmelidir. İkinci nokta ise, değişikliğin siyasetçi ve idareciler için doğru olmuş olsa bile lider için doğru olduğu kanaati taşamamaktadır. Bu önemli iki görüşe naçizane biçimde açıklık getirmeye çalışacağım. Birinci körfez savaşından sonra Irak Türkleri, Irak’ın siyasi yaşamına dahil olmaya çalıştılar. O döneme kadar olan süreçte dava vardı ve tek lider üzerinden devam etmişken, Uluslararası düzen ve Amerikalıların yarattığı koşullarla birlikte kurum ve kuruluş sayımız arttı ve buna bağlı başarlı/başarısız idareciler milletimizce tanınmaya başlanmıştır. Bir sürü başkan ve liderimiz oldu. Oysa davanın tek lideri olmalıdır. Bu bağlamda, yukarıda yönetilen eleştiri ve zorunlu olarak değişmesi gereken dava lideri değil, kurum ve kuruluşlarımızın başında olan değerli insanlardır. Türlü fedakarlıklarda bulunan yönetici ve idarecilerimiz, gözbebeğimiz olan kurum ve kuruluşlara katılımın artmasını sağlamalıdır. Böylece siyaset kurumu toplumun geniş tabanında kabul görecektir. Kadim milletler kendi içinde çeşitli fikirler barındırması ve görüş farklılıkları olacaktır elbette. Siyasetçilerimiz bunu hoşgörüyle kabul etmelidir. Sözgelimi, milliyetçi kesimi çoğunlukta olursa da; farklı ideolojik kesimlerde olduğunu unutmamalıdır. Bu çeşitlilik, idareci ve yöneticileri ilgilendirmezse de, davanın liderini bağlayacaktır. Sonuç olarak, Davanın lideri toplumun tüm kesimlerini kucaklayıcı olmuşken, yönetici ve idareciler belirli misyon ve vizyonun temsilcisi olarak varlıklarına devam edecektir. Burada sorulması gereken en önemli soru: Davamızın lideri kim?
Diğer noktaya gelince, davaya tabii ki herkes kendi konumundan hizmet edecektir. Irak içinde yaşayan Türklerin sorunlarını yakından bilenler ancak toplumun ihtiyaçlarını yakinen bilmiş olur. Sözgelimi, pazardan alışveriş yapan, emekli maaşı alan ve siyasal baskılara birebir maruz kalan bilir neyin yapılıp yapılmadığını. Yukarıda belirtiğim gibi, bizim görevimiz Irak’taki siyasetçinin ne yapması değil, yaptığı yada planladığı adımları kolaylaştırmaktır. Bununla birlikte, sivil toplum kuruluşlarımızın uluslararası fonu milletimizin siyasal ve ekonomik bilincinin niteliğini artırma yönünde kullanmaktır.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Davanın Geleceği Neye Bağlı? Tabii ki Bahçıvana Bağlı!
2 - Modern Irak Tarihi
3 - Türkmeneli’nde Siyasal İslam Tehlikesi
4 - Türkmenlere Uygulanan Psikolojik Savaş
5 - Gül’ün Irak Politikası!