Arabic Turkish
 
2021-05-06   Arkadþýna gönder
30771 (466)


TÜRKİYE DÖNÜM NOKTASINDA


Ali Koçak

Ali Koçak-New York, Nisan 2021

----------

Irak'ın işgalinden kim yararlandı:

1979 yılında Ruhullah Humeyni İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin rejimini devirerek, İran İslam Cumhuriyetini kurdu.

İran'ı zayıflatmak isteyen Amerika, Irak'ın İran'a savaş açtırmasını istiyordu. Zamanın Irak cumhurbaşkanı Ahmet Hasan El-Bekir kabul etmeyince, macera arayan ve güç delisi olan Saddam Hüseyin’e yanaştı ve kabul etti!!

Böylece Ahmet Hasan El Bekir’in yerine iktidarı Saddam Hüseyin ele geçirdi ve El-Bekir’i trafik kazası süsü vererek ortadan kaldırdı.

Saddam Hüseyin'in büyük hedefleri vardı: Arap dünyasının lideri ve ortadoğu'nun büyük gücü olma hayalleri gibi.

Nitekim Irak’ın bütün zenginliğini kendi askeri gücünü artırmak için harcadı..

Bir milyona yakın ordusu, 5 bin tank ve yüzlerce uçaktan oluşan bir ordu.

İran'la olan savaş 8 yıl sürdü ve iki ülke de çok büyük kayıplar verdi.



Bütün diktatörlerin yaptığı gibi Saddam Hüseyin de, halkının dikkatini sürekli dağıtması gerekiyordu ve bu arada Arap alemine yayılmak ve liderlik yapmak isteği doğrultusunda hareket ediyordu.

Artık Amerika'nın kontrolünden çıkmış vaziyette olan Saddam Hüseyin kendi çıkarları doğrultusunda bağımsız yürümeye başladı.

Bu durumu fark eden Amerika, Saddam Hüseyin'i kandırarak Kuveyt’i işgal etmesi için yeşil ışık yaktı ve teşvik etti.

Bu da belki Saddam’ın sonunu getiren önemli nedenlerden biri oldu.

Bu arada Amerika, iddia ettiği Irak'ın kimyasal silahlar konusunu uluslararası platforma taşıdı ve Irak’ı işgal etmeye hazırlandı.

Aslında Amerika, Irak'ta savaşmadan ve içerden Saddam’a ihanet edecek birilerini ayarlayarak devrim yapmış oldu.

Bu süreçte Amerika çok başarılı oldu, zira hiç savaşmadan, ki Irak'ın güçlü ve donanımlı bir ordusu vardı, Irak'ı işgal etti. Ancak ülkeyi elinde uzun vade tutmayı başaramadı. Kısa sürede saldırılara maruz kaldı ve püskürtüldü.

Başlangıçta, Irak halkı Amerikan askerlerini çok iyi ve sevinçle karşıladı, nitekim çoğu aileler evde yemek pişirip Amerikan ordu mensuplarına ikramda bulunuyorlardı. Ancak Amerika’nın Irak’taki büyük hataları neticesinde halkı kendinden uzaklaştırdı ve nefret ettirdi. Bazı ordu mensupları yağmalar yaptı, tarihi eserleri, bankadan paraları çaldı ve daha nice yakışıksız durumlar yaşandı.

Hakaret ve işkenceler gibi tavırlar halkı kendilerinden uzaklaştırdı.

Bu olayların bir kısmı, bazı Kürt partililerden almış oldukları yanlış veya çarpıtılmış istihbarat neticesinde ortaya çıktı.

Bütün bu olumsuz vaziyet neticesinde Amerika artık Irak’ta tutunamadı ve terk etmek zorunda kaldı.

Netice olarak Irak'ta bir boşluk meydana geldi ve Irak artık ortadoğu'nun güçlü bir ülkesi olmak yerine zayıf ve bölük pörçük bir ülkesi durumuna düşmüştü. Komşu ülkeler ve İsrail'i tehdit eden Irak artık yok oldu.

İsrail’i tehdit eden bir gücün zayıflatılması veya ortadan kalkması Amerika için önemli bir meseledir, ancak Irak’ın zayıflatılması İsrail’den ziyada İran'ın işine yaramış oldu! Irak nüfusunun yaklaşık %60’ı Şii kökenlidir, dolayısıyla İran'ın Irak üzerindeki etkisi ve hakimiyeti daha kolay oldu.

Irak’ın askeri gücünün yok olması Türkiye'nin de işine yaramış oldu, çünkü artık Türkiye'nin güneyinde bulunan nizami bir ordunun tehdidi ortadan kalkmış oldu.

Türkiye bu vaziyetten yararlanarak belki Türkmen bölgelerine uzanıp hakim olabilirdi. Fakat Türkiye buna yanaşmadı! aksine, belki de Amerika'nın baskısına maruz kalarak, Barzani’ye destek oldu.

Bütün ticaretini Barzani hükümeti ile yaptı ve güçlenmesi için gereken desteği verdi.

Bu olaya karşı çıkanlar ise “Ergenekon” torbasına atılıp pasifleştirildi. Peşmerge’lerin Suriye'nin kuzeyine geçmeleri ve yerleştirmelerine müsaade edildi. Böylece Suriye'nin kuzeyinde yeni bir Kürt devletinin tohumu atılmaya çalışıldı.

Büyük devletler kendilerine hizmet edecek ve uzun vadeli planlarını gerçekleştirmek için piyon(lar) ararlar.

Turgut Özal’ın bir sözü var: “bizim gibi ülkelerde ihanet edecek birilerini bulmak zor değildir.”

Amerika Kürdistan'ın kurulması için kendilerine destek olacak piyonları ayarlayarak harekete geçti.

Türkiye – Suriye ilişkisi:

Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler belki Cumhuriyet tarihinin en iyi dönemini yaşamaya başlamıştı!!

Ticaret hacminin yükselmesi, sınırların açılması, serbest ticaret ve terörle mücadele gibi şeyler gayet iyi gidiyordu. Ancak yanlış politikalar veya belkide Amerika'nın baskıları sonucu Türkiye-Suriye ilişkisi tamamen bozuldu ve gelinen durum ise ortada: Türkiye kazançlı durumdayken zararlı bir duruma düşmüş olduğu gözüküyor.

Netice olarak, Suriye'nin kuzeyinde Amerika’nın desteklediği başka bir Kürt devletinin kurulması için hazırlık yapılıyor. Bunu da fark eden Türkiye, tepkisini hem siyasi hem de askeri olarak koymaya başlayınca, yıpratma politikaları gündeme gelmiş oldu.

Türkiye, ortadoğu'nun güçlü bir ülkesi halinde olmasına rağmen, etrafını düşman çemberi sarmış durumda:

Suriye Rusya'nın kontrolüne geçti,

Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulma çabaları devam ediyor,

Kuzey Irak zaten PKK’yı destekliyor ve barındırıyor.

Yunanistan her fırsatta Türkiye için tehdit unsuru oluşturuyor.

Arap ülkeleri ise, her an Türkleri satacak durumda.

İsrail ile ilişkiler ise Araplar yüzünden bozulmuş vaziyette.

İran ise hiçbir zaman Türkiye’nin güçlenmesini istemez.



Türkiye kendini “Büyük Ortadoğu Projesinin” içinde sanarken, projenin tehdidine maruz kalmış durumunda buldu!

Türk-Amerikan ilişkisi:

Türkiye'nin “250 gram” kalması için Amerika, iki kozunu yıllardan beri kullanır ama uygulamaz:

Bunlardan biri siyasidir: Ermeni meselesidir, diğeri ise silahlı olan: PKK tehditi dir.

Bu yıl artık Joe Biden ipleri kopararak Ermeni meselesinin kabuğunu yırtmış oldu.

Son 7 yılda Washington'daki Türk yetkililer iyi diplomasi yürütemedi! İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiyi güçlendirmek yerine, dernekçilik ve buradaki Türk toplumunu birbirine düşürmekle uğraşıldı!

Gerek Ermeni’lerin, gerekse Türk düşmanlığı yapanların neredeyse hepsinin düşünce kuruluşu ve düzgün enstitü ve lobi faaliyeti gösteren kurumları mevcuttur .

Bütün bu eksikler sonucu Türkiye iki derede bir arada kalmış vaziyette.

Amerika artık Türkiye'yi kullanabildiği kadar kullandı düşünce hatasına kapıldı ve artık kendi başının çaresine bak demeye başladı.

Son noktayı ise Biden, sözde Ermeni katliamını tanıyarak koymuş oldu.

Bu durumda Türkiye artık daha fazla Rusya'ya yanaşmak zorunda gözüküyor. Ancak Rusya’nın da Türkiye’ye uzun vadede yararlı olmayacağı aşikardır.

Türkiye, Biden ekibi böyle bir hatayı işledi diye, Amerikan dostluğunu silmemelidir, zira iktidarlar ebedi değildir toplumlar ise kalıcıdır. Amerika’daki Türk toplumunun yapacağı, STK ve lobi faaliyetini güçlendirilmelidir.

Örneğin “İnstitute of Turkish Studies” vardı kapatıldı, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (iç çekişmeler ve başka nedenlerden dolayı) etkisiz hale düşmüş vaziyette. Halbuki kurumları yaşatmak ve güçlendirmek Türk-Amerikan ilişkisi için önemli bir faktördür.

Türkiye’nin (Çin- Rusya- Amerika) arasındaki stratejik konumu:

Komşu ülkelerdeki Türk varlığına yeterli önem verilmemesi ve bazı eski liderlerin onlar Şii biz Sünniyiz demesi bazı ilişkilere zarar vermiştir ..

Bazı kararlar daha erken alınmış olsaydı Orta Doğu’da Türkler hem askeri hem de siyasi olarak şimdikinden çok daha güçlü bir konumda olabilirdi!

İran’da 25-30 milyon, Irak’ta 2-3 milyon Suriye’de de 500 bin-1 milyon civarında, bir çoğunun Turan ülküsüne inanan, Türk nüfusu var. Bunları hem askeri hem de siyasi olarak ülkelerinde Türkiye kendi yanlısı olarak hazırlasaydı şimdi örneğin Irak’ta, ne PKK ne de Barzani’nin sesi çıkardı.

Şefik Özdemir bey, Birinci Dünya Savaşında “Derben Harekatında” kuzey Irak’ta sadece Türkmenler değil Kürt aşiretlerini de teşkilatlandırarak İngilizleri yendi ve Musul Vilayetini tekrar geri alıyordu. Ancak siyasi nedenlerden dolayı devam edilmesi istenmedi.

Son 15-20 yıl içerisinde, kuzey Irak'ta 9 Kürt aşiretinin Türkiye’ye yanaştığı ve işbirliği yapmak istediği ancak Türk yetkililerinin Barzani’yi tercih ettikleri öne sürülüyor!!

Türkiye'nin Suriye konusunda belki stratejik ve siyasi hataları neticesinde ortaya çıkan YKP vs. tıpkı Sovyetlere karşı Afganları silahlandıran Amerika, sanki benzerini Suriye'nin kuzeyinde tekrarlıyor. Unutmayalım ki Sovyetlerin çöküşüne neden olan 10 sebepten biri de Amerika’nın desteklediği Afgan mücahitlerinin gerilla savaşıydı.

Dolayısıyla bu konu Türkiye için hayati bir meseledir ve olmalıdır.

Türkiye bu durumda sadece kendi askeri veya siyasi gücüyle değil bir de o bölgede kendisiyle hareket edecek güçleri teşkilandırmalıdır.

Amerika Öcalan'ı Türkiye'ye teslim ederek, aslında ağzına bal sürmüş ve stratejik oyun oynadığı düşünülebilir.

Barzani ile rekabet halinde olan Öcalan'ı aslında Amerika gözden çıkararak Barzani ve yeni kurduğu örgütleri güçlendirdi ve bu şekilde Kürdistan'ın kurulmasına sessiz bir şekilde ilerlemiş olabilir.

Amerika bu iyiliği yaparken, Türkiye'den Barzani ve etrafındakilerle iyi ilişkide olmasında ve göz boyası olarak Türkiye'nin kuzey Irak'la ticaretin artmasında destek oldu..

Aslında Öcalan'ın yakalanması ve diğer durumlar Amerika'nın ustaca oynadığı bir taktik olduğu düşünülebilir..

Türkiye son zamanlarda Rusya'ya yanaşarak denge kurmaya çalışıyor, bir nevi satranç oyununa müdahil olmaya başladı. Ancak satranç oyununda hamlelerin birkaç adım ilerisi hesaplanır. Rusya ile Türkiye'nin menfaatleri kısa dönem için örtüşebilir ancak uzun vadede menfaat ayrımı olacaktır.

Zira Rusya da kendine hizmet edecek bir Kürdistan arayışındadır.

Unutmayalım ki, Amerika bu satranç oyununa ve hedefi, yani Kürdistan'ın kurulması için başka bir piyon daha dahil etmişti ki buda yıllarca siyasi kanalı oluşturdu. Gülen Cemaati aracılığıyla Kürdistan projesine karşı çıkanları pasif hale getirmede yardımcı oldu.

Türkiye’nin yapacağı şeylerden biri istihbaratını iyi kullanarak o bölgelerde, yani lokal insanlardan kendi yanlısı örgütler oluşturmalıdır.

Örneğin Barzani’ye karşı bir sürü kürt aşireti vardır, Türkiye bunlarla da işbirliği yapabilir,

Şii Türkmenler o bölgede önemli bir faktördür, onları da yanına çekmelidir!

Irak'ın orta kesimlerinde Araplaşmış Türkmenler bulunuyor “Karakollu’lar” denir (bir milyon civarında oldukları söyleniyor). Türkçe konuşamıyor ama Türkçüler.

Türkiye bunlara yanaşmadı! Halbuki önemli bir güç oluşturabilirdi.

Çin artık dünya politikasında önemli ve aktif bir rol oynamaya başladı.

İran ile imzalamış olduğu askeri anlaşmalar Türkiye açısından pekte sevindirici olmamalıdır.

Zira bu durumda Çin'in askeri gücü Türkiye’nin dibine dayanmış oluyor.

Çin, sadece İran değil Irak ve civarına da yayılmaya çalışarak Akdeniz’e açılmak isteyecektir. Tabi bu da Türkiye için başka bir tehdit unsuru yaratır.

Genel Durum:

Bu tabloda, Türkiye açısından her ne kadar olumsuz manzaralar görünse de, şu an askeri açıdan ortadoğu'daki en güçlü ülkelerden biridir. Bu da dünyada ve bölgedeki güçleri rahatsız ediyor engellemeye çalışıyorlar.

Rusya, Çin, Amerika ve Türkiye ortadoğu'nun en önemli aktörleridir.

Dolayısıyla, bu kritik dönemde Türkiye atacağı her adımın ilerisini hesaplayarak atmalıdır. Zira yapılan tek hata büyük zararlara neden olabilir, ama doğru adımlarla ve doğru alınan kararlarla Türkiye tekrar dünya gücü haline gelebilir düşüncesindeyim.

Bunu da Azerbaycan ve diğer Türki Cumhuriyetleri ile birlikte gerçekleştirebilir. Nitekim Türk yetkililer bunun farkında olup Azerbaycan’a Karabağ kurtarmasında tam destek oldular.

Türkiye ortadoğu ve kafkaslarda da bölge halkıyla birlik olarak gücünü yaymalıdır.

Bu tür askeri veya siyasi hamlelerde Atalarımızın yolu izlenirse faydalı olacağı düşüncesindeyim. Örneğin Tuğrul beg (bey) Bağdat’a 1055 yılında Abbasi halifesi tarafından kendilerini kurtarmak için davet edildi ve böylece Bağdat’a hakimiyet kurdu. Türkiye artık askeri hamle yapmadan önce kendisini davet edecek birilerini ayarlamalıdır.

Bu şekilde dünya siyasetinde zor durumda kalmayacaktır. Ne yazık ki Atalarımızın taktiğini Putin ve Çin’liler uyguluyor.

Amerika'nın Türk Federasyonu gibi bir oluşuma destek olması Rusya ve Çin'e karşı olan menfaatini hizmet edecektir. Dolayısıyla Türk-Amerikan dostluğunun devamı her iki ülke için de önem taşıyor.






Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmen’ler Ne İstiyor?
2 - Zap Kampı...
3 - Koltuk Sevdası
4 - Kerkük’te Sessizlik...
5 - Kerkük Havaları
6 - Bu “Baas Sendromu” hâlâ bitmedi mi?
7 - Türkmen Birliği sağlanmalıdır
8 - Türkmen mücadelesi !!!
9 - Irak Birliği Türkiye`yi tehdit eder mi?
10 - Türkiye yeni "stratejik ortak" arayışında!!!
11 - Sınır ötesi harekatın çapı ne olmalı??
12 - Nejdet Koçak hakkında:
13 - Kerkük kimindir?
14 - Osmanlı Salnamelerinde Telafer ve Kerkük
15 - Türkmeneli`nde Gazetecilik tarihi (1911-1960)
16 - Kerkük'ün kimliği?
17 - Nedir Türkmeneli`nin nüfus hikayesi?