Arabic Turkish
 
2007-03-21   Arkadþýna gönder
1680 (717)


Türkmen Tercihleri ve Toprak İlişkisi


Gökhan B. Yetiş

Uluslar, stratejik vizyonlarını çizerken ilk önce mevcut durumlarının realist analizlerini yaparak, kendilerine en uygun araçları belirme yolunu seçerler. Bu seçimin en başta yapılması ile daha sonra gerçekleşmesi muhtemel “politik araçlar-ulus” uyumsuzluğu da engellenmiş olur. Böylesi güçlü ve güncel analizlerin profesyonel ve ilgili alanda özelleşmiş kişilerin akademik katkılarıyla olacağı şüphesizdir. Bu konudaki en önemli alan sosyal bilimler olmasına rağmen, ne yazık ki şimdiye kadar, Türkmen toplumunun sosyolojisi veya sosyal psikolojisi hakkında yeterli araştırma yapılmamıştır.

Türkmen toplumunun sosyo-kültürel gelişim rotasını belirleyebilmek için, ilk önce Türkmen toplumunu etkileyen faktörleri ele almamız gerekir. Bu faktörlerden birisi ve belki de en önemlisi “Toprak Faktörü”dür.

Ünlü tarihçi Taberi, Türklerin 650 yılında yani, Emevî Halifesi Muaviye zamanında ve Ubeydullah bin Ziyâd tarafından Irak'a getirildiklerini yazmaktadır. İkinci yerleşme dönemini 1055 yılında Selçuklu sultanı Tuğrul Bey'in Bağdat'a girişi ile başlatmak mümkündür. Bu dönemde yerleşmelerin daha yoğun bir şekilde olduğunu görmekteyiz. Irak Selçukluları ile devam eden bu dönem, Kanuni’nin Irak’ı fiilen Osmanlılara ilhak etmesiyle biter. Üçüncü dönem ise, IV. Murat’ın Bağdat’ı fethiyle başlar ve 1918 yılında İngilizlerin Kerkük’ü işgal etmesiyle sonra erer. Savaş yetenekleri nedeniyle Irak’a yerleştirilen Türkmenler, Selçukluların hakimiyetiyle de siyasi hakimiyet kazanmıştır. Bu hakimiyetlerini tam 863 yıl kesintisiz devam ettirmiştir diyebiliriz. (1)

Irak Türklüğü defalarca gerçekleşen Türk göçleri ile beslenmiş ve Türklük açısından zengin bir havuz halini andırmaktadır. Nitekim bu konuda Irak Türkmenlerinin yetiştirdiği büyük değerlerden olan Haşim N. Erbil, 1923 yılında Türk Yurdu dergisinde neşrettiği makalesinde şöyle demektedir: “…muayyen zamanlarda med haline gelmesi mutad olan denizlerin taşması gibi Türkler de zaman zaman Asya’dan Irak’a akın etmişler ve her gelişinde Irak’ta bir Türk kitlesi bırakmış, nihayet onlar, birbirine inzimam ede ede büyük bir cemaat haline gelmişlerdir.”(2)

Irak’ta nüfuslarının olgunlaşmasıyla göçebe ve savaşçı özelliklerini bırakarak yerleşik bir millet olma seviyesine yükselen Türkmenler, Ortadoğu ve Balkanlara yerleşen Türklerden farklı olarak, topraklarına daha fazla bağlanmışlardır. Bu hususiyete bir makalesinde dikkat çeken H. N. Erbil, Rumeli Türklerinin yerleşmiş iken hicret etmeye hazırlanıyor hissini veren haline rağmen, Irak Türklerinin tem tersi bir görünüm arz ettiğini belirtir. Bu özellikleriyle Irak Türklerinin çok “istikrarcı” bir millet olarak vurgulamaktadır.(3)

Türkmenler ile toprakları arasındaki ilişki, birey-devlet (yönetim) arasındaki ilişkiyi bile aşmış, bir tür manevi bağlılığa dönüşmüştür. Nitekim Türkiye ve Irak Hükümetleri arasında imzalanan 12 Haziran 1926 Anlaşması Irak’ta kalan Türkmenlere 12 ay zarfında Anadolu’ya geçme hakkı tanınmasına rağmen, hemen hemen hiçbir Türkmen’in bu hakkını kullanmayarak Irak’ta kalmayı tercih ettiklerini görüyoruz.(4)

Irak’taki istikrarsızlıklardan en çok etkilenen etnik gruplardan olan Türkmenler, 50'li yıllarda, Türkiye dışı Türkler arasında sosyal, kültürel ve ekonomik bakımlardan en ileri durumda iken, günümüzde maalesef Dünya Türkleri arasında en güçsüz ve yoksul olanı durumuna düşmüşlerdir.(5) Buna rağmen dışarıya göç çok az boyutlarda kalmıştır.

İnsan Hakları İzleme Komitesinin (HRW) Şubat 2003’te yayınladığı bir bilgilendirme raporuna göre 2001 yıl sonu itibariyle yurt dışında yaşayan Iraklıların nüfusu 1,5 ila 2 milyon arasındaydı.(6) Irak nüfusunun o dönemde 23 milyon olduğu kabul edilirse, Irak’ın dışarıya göç verme oranının yaklaşık olarak %7,5 olduğu görülür. Türkmen nüfusunun da dışarıya en fazla 25.000 göç verdiği görüşünü kabul edersek(7), (Türkmenlerin sadece %1’i), aynı acıları çekmelerine rağmen Türkmenlerin çok daha az dışarıya göç oranı verdikleri görülür. Bu da Türkmenlerin topraklarına ne kadar bağlı olduklarının uluslararası boyuttaki göstergesidir.

1926 yılında Türkmenlerin Irak topraklarını Türk yönetimine tercih etmelerindeki duygu ve düşüncede daha sonraki yıllarda da sapma görülmemiştir. Bu çizgide örgütlenen Türkmenler, Kerkük, Telafer ve Tuzhurmatu'da ezici çoğunluğa sahip olmalarına rağmen, ülkenin selameti ve Irak'ın güvenliği için etnik yapıya dayalı federasyon isteminde bulunmaktan kaçınmışlardır.(8) Kendi ülkelerinde hür ve müreffeh bir yaşam özlemiyle, hayalperest ve günübirlik politikalardan uzak durmuşlardır.

Irak’ta 1921 yılından itibaren uygulanmaya başlanan, dış güçlerin yönetim dayatmaları, daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Irak, tarihi boyunca kanlı iktidar değişimlerine sahne olmuştur. Türkmenler bu değişimlerde eğilimlerini hep “toprak” lehine kullanmış, hangi iktidar gelirse gelsin istikrar arayışı içinde hareket etmeyi tercih etmişlerdir. Nitekim insani haklarından yoksun bir şekilde, çokkültürlülüğü boğan ve eski Yunan’dan daha vahşi bir otoriteryenlik altında yaşam sürmelerine rağmen Türkmenler, “bütün bir Irak” söyleminden asla vazgeçmemişledir.

İbrahim Sirkeci’nin 2005 yılında Global Strateji Enstitüsünde yayınlanan, Irak’ta 1500 hanede yüzyüze görüşülerek hazırlanan araştırmasında, Türkmenlerin Irak’tan göç eğilimleri irdelenmiştir. Katılımcılara kendilerini hangi ülkeye ait hissettikleri sorulduğunda, işgal altında yaşayan bir ülkenin vatandaşları olmalarına rağmen, cevap olarak %85’i Irak demiştir.(9) Görüldüğü gibi, 80 yılın ardından Türkmenler tercihlerini yine topraktan yana kullanmışlardır.

İnsan hakları arayışı içinde uluslararası toplumda kabul görecek Türkmen politikaları planlanırken, Türkmen toplumunun eğilimleri göz ardı edilmemelidir. Milli kabulü sağlayamayacak politikalar, Türkmenler için zaman kaybı olmasının yanında, istikrarın sağlanamaması durumunda Türkmen tezlerinin tutarlılığını da sorgulatacaktır. Dolayısıyla, Türkmen Kültürel Devriminin ekseni Irak olmalıdır.

Dipnotlar:
1. Nakip, M., Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, Ocak 2007, s. 34,36
2. Haşim N. Erbil, “Irak Türkleri”, Türk Yurdu, sayı:1, 15 Mart 1923, s. 30-31, sayı:2, 1 Nisan 1923, s. 49-56, sayı:3, 15 Mayıs 1923, s. 84-97; Kerkük, İ., Haşim Nahit Erbil ve Irak Türkleri, Kerkük Vakfı Yayınları, Yayın Nu: 7, İstanbul Kasım 2004, s. 110
3. Haşim N. Erbil, “Irak Türkleri-4”, Türk Yurdu, 19 Teşrin-i sani 1915, yıl:5, cilt:9, sayı:6 (97), s. 88-92; Kerkük, İ., Haşim Nahit Erbil ve Irak Türkleri, Kerkük Vakfı Yayınları, Yayın Nu: 7, İstanbul Kasım 2004, s. 61
4. Zabit, Şakir Sabir; Mucez Tarih Al-Turkman Fil-İrak (Irak’ta Özet Türkmen Tarihi), Cilt 1, Bağdat 1960; Nakip, M., Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, Ocak 2007, s. 53-54
5. İzzettin Kerkük, “İnsan Hakları Açısından Irak Türklerinin Durumu”, Kardaşlık Dergisi, yıl:1, sayı:1, Ocak-Mart 1999, s.6-10
6. İnsan Hakları İzleme Komitesi (Human Rights Watch) Bilgilendirme Raporu, Şubat 2003
7. Erşat Hürmüzlü, “Hayır… Kerkük Boşalmamıştır”, Kardaşlık Dergisi, yıl:3, sayı:12, Ekim-Aralık 2001, s.6-7
8. Suphi Saatçi, “Irak’ın Eski Olan Yenii Sorunu”, Kardaşlık Dergisi, yıl:6, sayı:23, Temmuz-Eylül 2004, s.2-3
9. Sirkeci, İ., Irak’tan Türkmen Göçleri ve Göç Eğilimleri, Global Strateji Enstitüsü, Yayın No:3, Ankara 2005, s. 22


İstanbul, 20.03.07
gokhanbahadiryetis@yahoo.com


Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmenciliği Niçin Bırakmalıyız?
2 - Türkmen Deklarasyonundaki Tezatlıklar
3 - “Kerkük Kimin” mi?
4 - Var Olmak Üstüne İki Mesele, Bir Not
5 - Çorbacılar
6 - Türkmen-Kürt Kardeşliği(!)
7 - Irak’ta Sağlanamayan İstikrar ve Ülke İçi Göç Hareketleri
8 - Göz Ardı Edilen Bir Değer: NÜFUS
9 - Bir Lider Bekleniyor Ama...