Arabic Turkish
 
2007-06-20   Arkadþýna gönder
1358 (526)


Türkmenlere Uygulanan Psikolojik Savaş


Çetin Bayatlı

Konuyu önce kavramsal çerçevede ele almak istiyorum, zira psikolojik savaş konusu çok derindir. Yine psikolojik savaşı açıklarken 28.04.2007 tarihli bayrak krizi diye adlandırdığım olgudan örnek olarak bahis edeceğim. Türkmen toplumunun fiziksel ve ruhsal olarak korunması bizim öncelikli uğraşımız olması gerekir. Yine silahla çarpışma kadar fikirsel çarpışmanın da önemli olduğu gerçeği unutulmaması gerekir. Propaganda da öyle bir şeydir işte, Laswell’e göre “Fikirlerin fikirlerle savaşıdır”(1) Gerek Irak içinde gerekse dışında bu tür operasyonlara maruz kalan Türkmenler, karşı koyacağı birimlerden mahrumdur. Bu büyük zaaf, Türkmen varlığına tahammül göstermeyen güçlerin işini kolaylaştırmaktadır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de bu tür karşı koymalar birey ve gruplarla amatörce yürütülmektedir ancak günümüz dünyasında öyle toplumca amatörlüğe dayanan faaliyetler hüsrana mahkumdur. Bu tür yıkıcı faaliyetleri tespit etmek ve zamanında etkisiz hale getirmek üzere eğitimli-uzaman kadro ile bir birimin kurulmasının yanı sıra, gerektiğinde karşı operasyonlar düzenlenmelidir. Psikolojik harp istihbaratçılığı uzmanlık isteyen önemli bir hizmet alanıdır(2). Ortadoğu gibi bir yerde siyaset yapmanın olmazsa olmazıdır. Konuya dönecek olursak, psikolojik savaş nedir? Psikolojik harekat nedir? Propaganda nedir, türleri nelerdir? diye soruları cevaplandırmakla başlamak istiyorum.

Psikolojik Savaş hakkında sayısız kaynak olmakla birlikte böyle bir yazıda tümüne yer vermemizin imkanı yoktur ancak kısaca önemli bulduğum noktalara değinerek bir ana şablon oluşturmaya çalışacağım. Psikolojik savaş (Psychological war), Karşı ülke halkının ve askeri güçlerinin direnme gücünü zayıflatmak, moralini bozmak birlik ve bütünlüğünü yıpratmak amacıyla yürütülen propaganda çabaları; Karşı tarafın iç sorunlarının abartılması, askeri başarısızlılıklarının vurgulanması, acılarının sergilenmesi, kültürel nüfuzla gençlerinin etkilenmesi gibi yöntemler kullanılmaktadır. En önemli araç, propaganda ve sansürdür.(3)

Görüldüğü üzere propaganda ve sansür PS’ın en etkili araçlarıdır. Propaganda tarifine geçmeden önce Psikolojik Harekat kavramına değinmekte fayda olacaktır. Psikolojik harekat (Psychological Operations), savaş ve barış zamanında, politik ve askeri hedeflere ulaşmak için, dost, düşman ve tarafsız çevrelerde, uygun tutum ve davranış ortamı yaratmak amacıyla planlanan ve uygulanan, siyasal, ekonomik ideolojik ve askeri faaliyetleri kapsayacak şekilde planlanan ve uygulanan her türlü psikolojik etkili faaliyetlerdir.(4) Psikolojik-ideolojik savaşı düşmana karşı bir manada kitlevi bir hipnotizma ameliyesi olarak görmek mümkündür. Saldırgan emelleri taşıyan düşman, kurbanına karşı yönettiği psikolojik-ideolojik savaşta onu uyutma, aldatma, uyanıp tedbir ve tepkiye yönelmesini önleyecek uyuşturma, zehirleme gayretlerini sürdürür….Düşmanın ideolojik-psikolojik savaşla almak istediği ilk netice kurban seçilen ülke halkının, aydınlarının, yöneticilerinin salim, serinkanlı muhakeme yeteneğini, itidalini bozmak mümkün olan en büyük boyutlar içinde bu insanları kızgın, kırgın, karamsar, ümitsiz, gayri memnun, kendi değer ve sistemlerine karşı inançsız ve güvensiz hale getirmektir…kendi devletine, milletine, topluma karşı körü körüne bir yıkıcı tavra, açık düşmanlığa veya umursamazlığa dönüştürür. … bu safhada saldırının hedefi milletin yönetici kadroları, kendi halkı, kendi toplumu, kendi teşkilatı üzerinde fikri, ruhi, manevi yönden etkili bir rehberlik ve deneticilikten yoksundur…(5)

PSYOP (Psikolojik harekat), tarih boyunca muhasım (düşman) grupları ve liderleri etkilemek için kullanılmıştır.(6) Askeri alanda da komutanları hedef almaktadır. Askeri psikolojik harekat tarafından iletilen haberlerin asıl amacı arzu edilen muhasım tutumları ve davranışları ile sonuçlanan belirli konuları teşvik etmektir. PSYOP’nin asıl amacı düşman komutanını bir şey yapmaya ya da yapmamaya ikna etmek, bu vasıtayla da C2 (Komuta Kontrol) karar çarkını etkilemektir.(7) Tarih boyunca, savaş sırasında cephe gerisinde de aynı tür çalışmalar yürütülmekteydi öyle ki: Geri bölge komutanının görevi, askeri idare kurarak, cephe gerisindeki askeri ve yarı askeri tedhişçilerle mücadele etmektir. Bir yandan karargahının bu düşman kuvvetlere karşı psikolojik savaşla görevlendirirken, öte yandan kamuoyunun oluşturulmasını ve halkın kazanılması görevini, karargahıyla yakın temas halinde olan ayrı bir örgüte, haberleşme hizmeti direktörlüğüne verilmelidir. Bu, matlada İngilizler tarafından acil durumda uygulanan ve başarıya ulaşan bir sistemdir. Cephe gerisindeki harbe, muharebe meydanı olmayan ve düşmanın sızarak yaptığı casusluk ve yıkıcı faaliyetlerle, politik harp faaliyetlerini kapsayan, değişik türden bir harbin daha eklenmesi beklemelidir.(8)

Psikolojik savaş, uygulama alanı olarak psikolojik harekatı kapsamaktadır.(9) Psikolojik savaşın birinci adımı hedefini ve kendini iyi tanımaktır. Psikolojik savaşın ikinci adımı, baskı ve ikna yöntemlerini ustaca kullanarak karşı tarafta psikolojik çöküntü uyandırmaktır. Bu savaş tarzının amacı, insanları ikna etmek ve onları değiştirmektir. Düşman ülkelerin halkının ve askeri gücünün düşünce ve harekat tarzını etkileyerek savaşma azimlerini azaltmayı, felce uğratmayı ve kırmayı hedeflemektir.(10) Günümüzden örnek verecek olursak, aklımıza ilk gelen Kuzey Irak’a beklenen operasyon olacaktır. Bu operasyon NATO müttefiklerince başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, hemen hemen hiç biri tarafından desteklememekte, aksine basın aracıyla bir sürü uyarılarda bulunarak, Türkiye’nin teröre karşı haklı savaşındaki azim ve kararlığını kırma çabasındadır. Buna paralel olarak, Türk halkı ve yöneticilerine sürekli psikolojik savaş uygulanması, muhtemel operasyonu ya engellemek ya da durdurmak içindir. Oysa PKK terörünün Türkiye’ye maddi ve manevi olarak nelere mal olduğunu biliyoruz. Yine aynı döneme rast gelen başka bir operasyon daha vardı! Evet, 28 Nisan 2007 tarihinde Kerkük için düzenlenen büyük miting esnası ve sonrasında Türkmen aydın yazarlara uygulanan operasyon, geç olamadan kendisini Internet sayfalarında göstermiştir. Aslında bakılırsa bu operasyon daha önceden bahis ettiğimiz, Türk halkı üzerinde uygulanandan çapı dışında pek farkı olmamakla birlikte, etkisi bakımından daha tahripkar ve yıkıcıdır. Öyle ki Türkmenleri adeta ikiye böldü ve Türkmenleri Irak ve dünya kamuyu önünde temsil eden ITC’nin liderini ve en faal üyelerini hedef almıştır: ITC’nin Başkanı Sayın Sadettin ERGEÇ, ITC Türkiye temsilcisi Sayın Ahmet MURATLI, Sayın Şemsettin KÜZECİ.

Bu ve buna benzer yıkıcı operasyonlara karşı koyacak özel birimler oluşturulmalı ve doğru zamanda müdahale edilmelidir. Aksi takdirde, toplumda huzursuzluk ve moralsizliğe neden olacaktır. Bu operasyonları çoğaltabiliriz, bölünmüşlük ve çok başlılık söyleminden sivil toplum kuruluşlarındaki yolsuzluklara kadar… Neticede, bunlar Türkmen varlığına tahammül edemeyenlerin işine gelen şeylerdir. Yine geçmişte, Irak seçimlerinde de aynı şeyi gözlemlemiştik. Yine ITC’nin gücünü zaafa düşürecek ittifak ve psikolojik savaş kapsamında değerlendirilecek faaliyetler vardı. Günümüzde de Irak’ın kuzeyindeki PKK destekleyicisi Barzani ve Talabani’ye bağlı etki ajanlarınca düzenlenen “Türkmenlerin dağınık oluşu” söylemine rastlamaktayız. Bu söylemlerin Türkmenlerde nelere mal olduğu herkesçe bilinmektedir. İşte bu noktada, bu çok başlılık ve buna benzer hayali lider beklentisine son vererek, Ankara Deklarasyonunu değerlendirebiliriz. Düzgün şekilde uygulandığı takdirde, Türkmenlere çok yararlı olacağını düşünüyorum. Türkmen siyaseti içinde birlik ve beraberlik toplumun selameti açısından çok önemlidir. Irak Türkmen Cephesi, halihazırda Türkmenleri temsil eden en büyük organizasyondur. Aynı zamanda seçimlere katılan ve Irak hükümeti ve dünyaca tanınan “tek” temsilcidir. Peki başka parti ya da hareketler yok mu? Elbette vardır ve olacaktır. Ancak bu hareketler hatırı sayılır bir kitleye sahip olmamakla birlikte, kuşatıcı bir misyona da sahip değiller. Sözgelimi, ITC partilerden oluşan bir siyasal birlikteliği ifa ederken, öteki tarafta belirli marjinal, adeta mahalli örgütlenme tarzından bahis ediyoruz. Aynı zamanda fikri olarak, ITC ile pek de taban tabana zıt fikri ihtilaf da söz konusu değildir. Dolaysıyla onlara/marjinal gruplara bakarak, bir çokbaşlılıktan ya da temel farklılıktan söz etmek mümkün değildir. ITC’nin muhtevasına bakıldığında, İslami çizgiden milliyetçi çizgiye kadar, geniş bir yelpaze görmek mümkündür. Bunun haricinde, ITC dışı oluşumlar ya da oluşturulması planlananlar hareketler için, fikir olarak farklı ya da aykırı olmadığı takdirde “kişiler” hareketi diyebiliriz. Çünkü herhangi bir “yenilik” yok!. Bu gün ITC dışı hemen hemen tüm küçük oluşumlar, ITC ile yakın olmasa da, aynı hedef ve amaca sahiptirler. Dolaysıyla onları başka kategorilerde değerlendirmek, Barzani ve Talabani’nin ekmeğine yağ sürmek demektir. Toparlarsak, her zamanki gibi Türkmenlerin maruz kaldıkları psikolojik savaşlara artık dur deme zamanı gelmiştir. Bu gibi operasyonlara karşı koyacak modern eğitimli birimler oluşturulmalı. Bunlar, gerek Irak içi, gerekse dışında görev almalıdırlar. Bu tür savaşlara çok açık olduğumuz su götürmez bir gerçek olup, bir an önce kendi savunmamızı oluşturmalıyız. Aksi takdirde, sonuçlara katlanmalıyız diye düşünüyorum.!


Dipnotlar:

1. İstihbarata özel Avrasya Dosyası, Avrasya bir vakfı yayını, yaz 2002.s.85.
2. İstihbarata özel Avrasya Dosyası, s.107.
3. DAĞ Ahmet Emin, Uluslar arası ilişkiler ve Diplomasi sözlüğü, Anka,s.364.
4. ACAR Ünal, Ömer URHAL, Devlet - Güvenlik ve İstihbarat – Terörizm, Ankara 2007, s.272.
5. ÖZDAĞ Muzaffer, ÖRTÜLÜ İSTİLA VE PSİKOLOJİK SAVAŞ toplu eseler -3, Avrasya-bir Vakfı yayınları,Ankara 2003,s.11.
6. SCHLEHER D.Curtis, Bilgi çağında ELEKTRONİK HARP.Doruk, Ankara 2004, s.29.
Psikolojik harekatla ilgili daha fazla bilgi için aşağıdaki yabancı Internet kaynakları:
• http://www.psyop.com/
• http://www.psywarrior.com/
7. SCHLEHER D.Curtis, s.29.
8. HILBRUNN Otto, DÜŞNA GERİSİNDE HARP, Ankara Gnkur. Basımevi 1974.s.163-164.
9. ACAR Ünal, Ömer URHAL, s.272.
10. ACAR Ünal, Ömer URHAL,s.273.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Davanın Geleceği Neye Bağlı? Tabii ki Bahçıvana Bağlı!
2 - Modern Irak Tarihi
3 - Türkmeneli’nde Siyasal İslam Tehlikesi
4 - Gül’ün Irak Politikası!