Arabic Turkish
 
2008-01-01   Arkadþýna gönder
1851 (807)


Harabistan'lıyla Japonya vatandaşı


Celal Polat

Derler ki bundan yıllar önce yeryüzünde ve harita üzerinde göstrilen ve Harabistan diye adlandırılan bir ülke varmış. Zengin bir ülke mi desen zengin, meyve desen meyvesi bol! Suyu bol taşı toprağı altın, nimeti baştan yukarı..
Şimdi anlatacağım hikaye bir Harabistan vatandaşıyla bir Japon'un arkadaşlık hikayesidir. Bu hikaye fıkra gibi ballandıra ballandıra anlatılırdı sağda solda. Ben soydaşlarıma anlatmak istiyorum.
Japon'nun biri Harabistan'lı arkadaşı varmış, onu Japonya'ya davet etmiş. Ülkesini çok sevdiği için arkadaşına Japonya'nın hangi yüzünü göstermekte şaşıp kalmış. Çok uzaklardan gelen arkadaşını nerede gezdirsin diye düşünmüş adamcağız! Bu Harabistan'lı arkadaşı nereye götürsem? demiş asma köprülere mi? Gökdelenlere mi? Denizaltı tünellere, yeraltı metrolara mı? Tokyo tesislerine mi, yoksa güzel güzel ormanlara mı? Japon Hayır!-demiş kendi kendine - Herhalde bunlardan Harabistan'da da var diye düşünmüş. Ayni bunlardan varsa ayıp olur .. utanırız.. Sonunda karar vermiş ki Japonya'da Robot Fabrikalarını Harabistan'lı arkadaşına göstermeye. Kesinlikle Harabistan, robot Sanayiine henüz başlamamıştır diyerek misafirini oraya götürüp gezdirmiş ve bir hafta sonra adamı uğurlamış. Sıra Harabistanlıya gelince, Japon arkadaşını Harabistan'a davet etmiş. Harabistan'da gezdirilecek neyimiz var! diye düşünmüş daşınmış. Mal ortada her şey çıplak ve gözler önünde. Sonra aklına tuhaf bir fikir gelmiş. En iyisi ben arkadaşımı
bizim robot imalathanesine götüreyim demiş. Hemen Japonu eski bir hamama götürmüş. Japon hayret içinde : Bu ne? demiş. Harabistan'lı : işte bizim insan imalathanemiz! -demiş. Sizde robot mobot imalatı varsa, efendim bizde de insan imalatı var, insan!!! Yaaaaaaaa. Japonya vatandaşı arkadaşa gerçekten sürpriz olmuş! Öyle bakmış ve ne görsün! bir tellek birini yıkıyor, elinin altındaki adamın sadece kolları gözüküyor. Bu nedir? diye sormuş japon Harabistanlı arkadaşına. Harabistanlı : Burası kol imalatı şubesi!-demiş. Tabii Japon, o malum insan imalat hanesinin her tarafını gezmiş, bacak göğüs karın ve diğer imalat şubelerine de göz atmış. Bakmış ki kimse konuşmuyor. Tellek, bakır tasını bir yere üç defa vuruyor, ardından biri gelip Peştamal getiriyor. Adamı sarıp dışarıya atıyor. Bu ne arkadaş? -diye soruyor. Cevap gecikmeden geliyor.
Bizim Harabistan'lı anlatıyor: İşte mamuller buradan direk paketleme şubesine gönderiliyor .
Japon diyor:
- Çok tuhaf bir paketleme sistemi bu ya! Japon duruyor ve derin bir düşünceye dalıyor. Ondan sonra arkadaşına soruyor:
- Pekiyi bunların ağızları dilleri nerede tamamlanıyor. O şubeyi de görebilir miyim?
Harabistanlı çekik gözlü oğlana diyor :
- Yahu işte bizim Japon'dan ayrıcalığımız bu! Burada kimi mamullere dil yerine jilet (ustura) takıyorlar. Değişik modellerimiz var ama, bu gibi modelleri, Allah düşmanımın başına vermesin. Rastladıkları herkesi dilleriyle keser biçerler. Doğra babam doğra, ne büyük bilirler ne küçük. Ne muhtar bilirler ne vali. Kendilerinden başka hiç kimseyi beğenmezler. Kafalarının dikine öyleee giderler, Yetişene jilet erişemediklerine çamur atarlar. Japon :
- Yahu kardeşim siz de ellerinin altına çamur koymayın ki kimseye atmasınlar! demiş.
Harabistanlı :
-Ya Japon arkadaşım demiş- bunlar yedi düvelden çamur getirirler .. çamur atmazsalar rahat etmezler. Bir kere bunların yapıları böyle.. Kompleks ruh hastalığı ne desen var bunlarda.. işte bunların sayesinden Harabistan bir gün Xarabistan olursa hiç şaşma.

Şafak Gazetesi


Arkadþýna gönder