Arabic Turkish
 
2008-11-27   Arkadþýna gönder
4148 (1757)


İbni Haldun’un Mukaddimesi ve Payımıza Düşenler


Cengiz Bayraktar

Felsefe ve toplum bilimlerinin atası olarak addedilen İslam âlimi İbni Haldun, ünlü Mukaddime’sinde; siyasi bir egemenliğin doğması, büyümesi hatta çözülmesinde siyasi lider veya liderlerden daha çok gruplarının önemine değinir. “Siyasi bir liderin kişisel vasıfları ne kadar gelişmiş olursa olsun grubunu oluşturamadığı sürece kesin olarak başarıya ulaşamaz” der.
İbni Haldun, her yeni siyasi oluşumun beş temel aşamadan geçtiğine inanır ve bunları sırasıyla; Kuruluş, Otoriter, Rahatlık, Taklitçilik ve Savurganlık aşmaları olarak ifade eder.
Kuruluş aşaması: gurupta henüz lider sultası yok denecek kadar azdır. Grubu oluşturanların tamamında fedakârlık hat safhasındadır, Hemfikirlik, isteklik ve, fedakârlık bireylerin arasındaki samimiyet bağını giderek güçlenmektedir. Grubun en etkin, en güçlü savunucusu geleneksel olarak lider görünümü aksetse de henüz böyle bir iddiadan uzak durmakta, izafi girişimciliğini de, başarılarını da mütevazı ve kanaatkâr bir şekilde geçiştirmektedir. Bu fedakâr tutum ister istemez grubun daha güçlü kenetlenmesine mazhar olur. Hal böyle olunca da başarıların ardı arkası kesilmez, grup giderek kendinden söz ettirir ve siyasi arenada boy gösterme başlar. Bu aşamada bile lider konumdaki kişi ayrıcalıklı muameleye yeltenmez, kendi başarısından ziyade gurup bireylerinin sağlam iradelerinden, güçlü birlikteliğinden söz eder. Böylece grup bir bütün olarak diğer grupların saygısını kazanır.
Siyasi arenalarda, dış mahfillerde grup liderinin baş aktör olarak bir adım öne çıkması, grup adına muhatap kabul edilmesi, imtiyazlı bazı nemalardan yararlanması özellikle zayıf nüfuzlu karakterli liderlerde vazgeçilmesi zor “biz” yerine “ben” kanaati hâsıl olur. Lider, her ne kadar “ bu grup bensiz hiçbir şey yapamaz, bu grup bensiz bir adım öne atamaz ” şeklinde yanlış bir düşünceye kapılır ve grup bireylerini kendine rakip görmez ancak bu zayıf nüfuzlu liderlerde pek uzun sürmez az bir zaman sonra gruptaki her aktif bireyi kendine rakip olarak görür ve giderek bu müzmin bir hastalığa döner, arazı görülünce de gelgitler yaşar ve grubu temelden sarsacak sağlıksız çözümler üretmeye başlar.
Grup, işte bu sıralarda Otoriter aşamasına geçer, lider gözle görünür bir şekilde, kendine yakın gördüğü kişileri grup yönetimine yaklaştırırken, el atından da kendine rakip gördüklerini, grup yönetiminden uzaklaştırır. Haliyle grupta çatlamalar kopmalar meydana gelir ve grubun yapısı giderek zayıflar, ancak lider “zayıf olsun benim olsun” misali yeni üyelerin üzerindeki otoritesinden daha emindir. O kadar emindir ki önemli karalarda bile onlara danışmaz, fikirlerini sormaz, gereksinim duyduğunda da körü körüne muvafakatlerini talep eder.. Böylece grupta lider sultası birinci derecede önem arz eder. Bu aşamada lider, özellikle gelir ve gider meselelerinde tek başına tasarruf etmeye başlar, yönetimine sorumluluk vermediği gibi emirlerine harfiyen uymalarını ister. Uyanları da boş vaatlerle, boş etiketlerle sözde ödüllendireceğini söyler...
Lider, böylece sinsi bir şeklide rahatlık devresine geçer. Grup yönetimindekiler kendi aralarında şan, şöhret, mevki ve kariyer için yarışırlar, Bu arada lider de boş oturmaz servetine servet katar, kendisini ölümsüzleştirmek için her yolu dener, sahte, gerçek kendi azametini abartılı bir şekilde anlatan her eseri ödüllendirir. Bu sayede de para su gibi boşa akıp giderken Taklitçilik, Savurganlık aşamaları baş göstermeye başlar. Taklitçi liderler her fırsatta gruplarına atalarının yaptıklarından abartılı şekil de övünerek söz ederler, icraatlarının başında, ata mirasını sahiplenmek olduğunu söylerler. Bunu hem yönetimine hemde grubun tamamına vurgulamak içinde dini, milli törenleri kaçırmazlar, geleneksel giyim, kuşamla boy gösterir, sohbetlerinde gururla Ata mirasının ehemmiyetini dile getirirler, atalarının kahramanlıklarından kesitler anlatırlar. Daha sonra da grubun kendine özgü siyasi, sosyal teşkilatlanmasının aşamalarını sıralarlar ve ata mirasıyla bağlantı kurmaya çalışırlar. Böyle yaparak bir bakıma yenilikçiliğe karşı olduklarını ima ederler. Bu Taklitçi liderler gerçektende geçmişte yaşarlar. En çok beğendikleri atalarını birebir taklit etmeye bayılırlar, onlara benzemek, benzetilmek kendileri için hayat memat meselesi haline gelir. Tabi ki gelenekçi gruplar, taklitçi liderlerini hararetle alkış seline tutarlar.
Taklitçilik aşaması, özellikle 21. asırda iki şekliyle karşımıza çıkar, bir öncekini özde Taklitçi kabul edersek, geriye sözde taklitçilik kalır ki kısa da olsa değinmekte yarar görüyoruz..
Sözde Taklitçi liderler, gruplarına çaktırmadan her türlü yenilikten üstü kapalı bir şekilde faydalanırlar. Bu liderler giyim kuşamdan tutun her türlü yenilikleri, kendilerine reva görüp bu sayede de günlük hayatlarında büyük kolaylıklar sağlarken, guruplarına sözde örf ve adetleri bakımından sakıncalı olarak gösterirler. Grup bireylerinin bu araç gereçleri satın alması, gizli, aşikar kullanması başkaldırma olarak görülür. Kimi grup, örneğin matbaa makinesi, daktilo, TV, Video, fotokopi, faks cihazlarını, uydu alıcıları, bilgisayar vesaire teknolojik araç gereçleri sakıncalı ürünler olarak listelerde sıralar. Tabii ki bütün bunlar grup yönetimi tarafından gözü kapalı olarak yine büyük destekle karşılık görür. Her ne kadar sözde Taklitçi liderlerin gerçek niyetleri, dünyadaki gelişmelerden grubunu uzak tutmak olsa da, gruptaki kimi lider dalkavukları grup bireylerinden, bu sözde taklitçi liderlerinin giyim kuşamını taklit etmemenin yanında dediklerine harfiyen uymaya özendirirler.
İbni Haldun, Savurganlık aşmasını, grubun bir bakıma dağılma sürecine girdiğinin ilk işareti olarak gösterir, grup bu aşamada lider dahil öz eleştiri yapmaya başlar
Liderin koltuğu sallanmaya başlar. Bu aşamada ata mirası gibi kavramlarda işe yaramaz hale gelir. Grup, taklitçiliği, gericilik olarak görür başarısızlıklarının temel nedeni olarak dile getirir. Gurup yönetiminde, aydın, entelektüel adı altında ciddi çekişmeler, yorum farklılıkları yaşanır, Aydın kesimi geçmişteki başarılardan söz ederken, entelektüel kesimi, o elde ettiğimiz başarıların keyif sefasına dalmışlığımızdan dolayıdır ki kayıp ettiklerimizin normal olduğunu söyler. Grup bu görünümüyle iflah olmaz, hızlı bir şeklide ikiye, üçe bölünür. Tabi bu aşamada lider sultasından söz etmek abes olur, zira lider birken iki, üç olmuştur ve siyasi arenada bölünmüşlüğün yeri malumdur. Sonuç olarak, yazımın başında dile getirdiğim siyasi bir egemenliğin doğması, büyümesi, dağılması, siyasi lider veya liderlerden daha çok grupların önemini öne çıkartmaktadır.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

31 - Muhteşem Kerkük Mitinginin Perde Arkası / Bölüm -2-
32 - Muhteşem Kerkük Mitinginin Perde Arkası/ Bölüm 1
33 - Telafer Çıkmazı
34 - Kürt Siyasetçilerin, Gerçek Türkmen Varlığı Karşısında Alicengiz Oyunu
35 - Dertli gönül
36 - Gelin Biçare
37 - Türkmen Gibi
38 - Gördüm ağladım
39 - Bu Bayramı da Türkmeneli’siz, Kerkük’süz Kutla...?
40 - Karanlık Kerkük’üm
41 - Kader Kerkük’üm
42 - Yaralı Kerkük’üm
43 - 28 Mart 1991 Altınköprü katliamının Tek Gizli Tanığının Örnek Hikayesi?
44 - Hibe ve Nankörlük
45 - “Irak Türk’ü, Türkmenem” Diyene 15 Aralık 2005 Hesaplaşma Günü Olacak Mı?
46 - Uyan Koçak
47 - 14.Temmuz .1959 Kerkük Katliamı Şehitlerimizden Hacı Necmettin1 Kimdir?
48 - Alev Alev Telâfer’im
49 - Niçin Telafer
50 - Milli meselelerimizde , Kültürümüzün gelişmesinde dilimizin önemi
51 - Rûbâî Denemelerim / 4
52 - Türkmeneli Televizyonu Hayal Mi ?
53 - Bahane
54 - Şeref Listesi
55 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -7-
56 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -6-
57 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -5-
58 - Irak Türkleri (Türkmenler) beden varlık göstermiyor -4-
59 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -3-
60 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -2-
>>Sonraki >> << Önceki <<