Arabic Turkish
 
2009-01-14   Arkadþýna gönder
3022 (1546)


Dr. Muzaffer Arslan’ile Sِyleşi


Şemsettin Küzeci

Ben; Şemsettin Küzeci sordum, Dr.Muzaffer Arslan ayrıntılı olarak yanıtladı. Sayın Arslan, rِportajıma klasik bir soruyla başlamak istiyorum.Dr. Muzaffer Arslan kimdir? M. Arslan, 1946 yılında Kerkük-Şaturlu Mahallesi’nde doğdum. Liseyi Kerkük’te bitirdim. 1966 yılında Tıp eğitimi yapmak üzere Ankara ـniversitesi Tıp Fakültesine başladım. Tahsilimi tamamladıktan sonra 1975 yılında Almanya'da, Hildesheim Eğitim Hastanesinde başladiğim Anestezyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalında uzmanlık eğitimimi tamamladım. Yoğun Bakım ve Ağrı Tedavi konularında eğitim yaparak çalışma alanımı genişlettim. Irak’ta devam eden Baas rejimi nedeniyle yurda dِnemedim. Ailece Türkiye'ye yerleşmek zorunda kaldık. Kayseri’de Erciyes ـniversitesi Tıp Fakültesinde Ögretim üyesi olarak çalıştım. Daha sonra T.C. Sağlık Bakanlığı bünyesinde çeşitli gِrevlerde bulundum. Şu an Irak Cumhurbaşkanlığı Divanında Türkmen İşlerinden Sorumlu Müsteşarlık gِrevini yapmaktayım. Şemsettin Küzeci: Dr.Muzaffer Arslan’ın Irak Cumhurbaşkanlığı Divanı Müsteşarlığı dışında, günümüzdeki siyasi gِrevi nedir? M.Arslan, Birleşmiş Milletler’de temsil edilmeyen Milletler, halklar ve topluluklar Teşkilatında (UNPO); yillarca Başkanlık konseyi üyesi ve Ortadoğu temsilcisi olarak gِrev aldım ve bulunduğum mevki itibarıyla Türkmen meselesini dünya kamuoyuna duyurmak amacı ile faaliyetlerimiz devam etmektedir. UNPO; BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) tarafından akredite edilmiş, uluslar arası tanınmış bir ِrgüttür. UNPO ve Türkmen İnsan Hakları Araştırmaları Vakfı (SOITM) ile ortaklaşa düzenledikleri konferans, sempozyum ve panellerle dünya kamuoyuna Kerkük ve Türkmen meseleleri anlatılmış ve çeşitli vesilelerle duyurulmuştur. 2006 ve 2007 yıllarında Avrupa Parlementosunda bu meyanda geniş katılımlı konferanslar yapılmıştır. Sanırım Muzaffer Arslan’ın siyasi hayatı Ankara’ya geldikten sonra başladı... M.Arslan, Siyasi hayatım, küçük yaşta başladı desem yeridir. 25 Ekim 1958 yılında henüz 12 yaşında Babamı kaybetmekle, ailece ve arkada kalan küçük yaşta kardeşler olarak büyük bir sarsıntı geçirmiş ve sıkıntılı bir dِnem yaşamış olduk. Merkezi Kerkük’te bulunan ve Irak’ın kuzey bِlgesini denetimi altında bulunduran İkinci Ordu Komutanlığında Garnizon Komutanı olan Rahmetli Babam HİDAYET ARSLAN’ın ani vefati Türkmen camiasında büyük teessür ve infial yaratmıştır. Türkmen toplumuna ِnderlik yapan ve kol kanat geren babamın vefatından sonra; Irak’ın her tarafından onbinlerin katıldığı cenaze merasimi bir gِsteri haline dِnüştü. Çok gergin bir ortamda büyük olaylar yaşandı. Türkmen toplumu; komünist yِnetim ve işbirlikçi bazı Kürt yandaşları tarafından hedef haline getirildi. Kerkük’te Türkmenlere toplu tutuklamalar ve sürgünler uygulandı. Kısa bir süre sonra 14 Temmuz 1959 katliamı yaşandı. Ailemin ve Ağabeylerimin milli meselelerle haşir neşir olduğu bir ortamda yetiştik. Babamın ِnderliğinde başlatılan Türkmen Milli hareketi; evimizi adeta milli toplantıların sürekli yapılan bir odağı haline getirmişti. O zamanın milliyetçi Türkmen gençleri, ağabeylerimle birlikte Kerkük ve Türkmenlerin sıkıntılı durumunu gِrüşmek, tartışmak ve ِrgütlenmek üzere devamlı toplanırlardı. Ben de büyüklerimden fayz alarak ve çevremde olup bitenden etkilenerek kendimi bu davanın içinde buldum. Türkmen davası ve meseleleri adeta hayatımın bir parçası oldu. Yıllarca; Ortaokul ve Lise yıllarında Türkmen ِğrenci ِrgüt ve hareketlerinde ِn saflarda yer aldım. 1966 yılında Ankara’ya gelince birçok arkadaşımızla birlikte 1950’lerde kurulan Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği çatısı altında faaliyetlerimizi sürdürmeye gayret ettik. Türkmenler; ister Krallık, isterse Cumhuriyet dِnemlerinde olsun, Irak içinde aktif siyaset yapmaları veya siyasette yer almaları mümkün değildi. Baas dِneminde Türkmenlerin varlıkları bile inkâr edildi. 1980’lere kadar yurtdışında dernek ve cemiyetler kurarak tanıtım faaliyetleri ve Türkmen davası duyurulmaya çalışıldı. 1988 yılında IRAK MİLLİ TـRKMEN PARTİSİNİ kurma faaliyetlerine başladık. Çok yِnlü araştırma ve temaslardan sonra IRAK MİLLİ TـRKMEN PARTİSİNİ ilan ettik. Bu meyanda dava arkadaşlarımızla ve Türkmeneli’nde bazı dava arkadaşlarımızın düsüncelerini sorduk. Bِlgede nabız yoklaması yapıldı. Türkmen topluluğu ve Türk kamuoyu tarafından büyük destek ve teveccüh gِren partinin ilani, hem Irak yِnetimine muhalif siyasi kuruluşlar içinde, hemde başta Türkiye olmak üzere Irak’la yakından ilgilenen komşu ve diğer devletler tarafından büyük ilgi ile karşılandı. Partimiz kısa bir süre içinde Riyad, Beyrut, Şam ve diğer ülkelerde gerçekleşen konferansların baş davetlisi oldu. Irak’ın yeniden yapılanmasında ve geleceği hakkında verilen kararlarda sِz sahibi olduk. Irak - İran Savaşı daha yeni bitmişti, 80’lerin sonunda, partimizi ilan etmemiz sonrasında, Irak’ın Kuveyt’i işgali; Milli Parti olarak, vatan toprağında mücadele şansımızı doğurdu. Bِylece; karargahımızı, tarihi Türkmen Şehri Erbil’e taşıdık. Yaptığımız faaliyetler Irak’ın içinde ve dışında geniş bir şekilde yankılandı. Milli Türkmen Partisi; çok kısa sürede dünya kamuoyu tarafından tanındı ve Türkmenlerin tanınmasına vesile oldu. Biz de kendi içimizde demokratik bir şekilde gِrev dağılımı yaparak, parti içi disiplin ve denetimi sağlayarak yolumuza devam ettik. Şemsettin Küzeci: Kurucusu ve Genel Baskanı olduğunuz IMTP; kuruluşundan itibaren münhasıran sizin Başkanlığınızda nerede ve hangi toplantılarda Türkmenleri temsil ettiniz, diğer muhalefet partileri ile ilişkileri ne düzeyde idi? M.Arslan, MiLLi TـRKMEN PARTİSİ olarak Türkmen davasının bayraktarlığını kuruluşundan itibaren 1995 yılı ortalarına kadar başarı ile sürdürdük. Siyasi sahada ve dünyada saygın bir yerimiz vardı. Riyad, Beyrut Şam ve Viyana’da muhalefet konferanslarına katılarak; Irak Ulusal Kongresi’nin (INC) kurulma aşamasında ve Salahaddin toplantılarında aktif rol üstlenmiştik. Irak’ın geleceği ile ilgili toplantıların vazgeçilmez üyesi olarak her konuda gِrüşüne başvurulan partiler arasında saygınlığı ve ağırlığı vardı. ABD ve İngiltere toplantılarında üst düzey temaslarda bulunarak Türkmen davası anlatılmıştır. Bu vesile ile BEYAZ SARAY’da ABD Ulusal Güvenlik Müsteşarı Sandy Berger ve ABD DIŞİŞLERİ BAKANI Madeleine Allbright ile gِrüşmeler gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler, Avrupa Parlamentosu ve birçok uluslar arası kuruluşta yüksek düzeyde toplantılar gerçekleştirdik. Ayrıca; İngiltere, Almanya, İtalya, İsviçre ve bir çok Avrupa ülkelerinde temaslar yapmak üzere ziyaretlerde bulunduk. Türkmen davası her mahfilde en iyi bir şekilde dile getirildi. Şemsettin Küzeci: Rahmetli Cumhurbaşkani Turgut Özal ciddi anlamda Türkmenlere destek veriyordu. Irak Milli Türkmen Partisi olarak ne tür destek aldınız? M.Arslan, O dِnemi gerçekten takdirle anarak; tarihe ِnemli bir not olarak kaydetmek isterim. Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal; kِşkün kapısını bize açmakla; Türkmenlere kucak açmış oldu. Bu tavır ve davranışı ile; Irak Türkmenleri meselesinin Türkiye’nin milli davası olduğunu sergiliyor ve dünyaya ilan etmiş oluyordu. Merhum Özal bizi makamında Kabul ettiği zaman Irak yِneticilerinden ِnce ve aynı protokolle karşılamaya ِzen gِsterirdi. Bu davranışını da basın huzurunda uyguluyarak, Türkmen davasının Türkiye için ne ِlçüde ِnemli olduğunu hisettirirdi. Haliyle bu davranışıyla bize itibar ve prestij kazandırmış oluyordu. Bugün Irak iktidarını paylaşan siyasetçilerin çoğu; ancak bizim referansımızla ve aracılığımızla Türkiye’de gِrüşme yapabilirdi. Şemsettin Küzeci: Bugün Irak iktidarında olanlar mı? M.Arslan, Evet Sayın Özal’ın bu davranışı Türkmenlere prestij kazandırdı. Ağırlığımız sadece Türkiye de değil, uluslar arası arenada da etkin olduğumuzu ve tanınmamızı sağladı, saygınlığımızı artırdı. Burada Sayın Süleyman Demirel'in Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı dِnemlerinde Türkmenlere ve Milli Davalarına katkıları şayanı şükrandir. Sayin Alparslan Türkeş'in bize olan ِzel ilgileri ve Sayin Bülent Ecevit’in Türkmenlerle ilgili konularda bizden sürekli bir şekilde bilgi almalarini minnetle yad etmek isterim. Her iki büyük devlet adamına cenabı haktan rahmet dilerim. Şemsettin Küzeci: IRAK MİLLİ TـRKMEN PARTİSİ BAŞKANLIĞI’NI neden bıraktınız? Hangi şartlar sizi buna zorladı? M.Arslan, Milli Türkmen Partisi; çalışmalarında tüzüğüne bağlı, hiçbir müdaheleye fırsat vermeden hür iradesi ile kararlarını alır ve uygulardı. Parti Merkez Karar Kurulu ve Yِnetim Kurulu gündemindeki meseleleri bağımsız bir şekilde tartışır ve kararlarını aldıktan sonra uygulardı. Kararlarımıza müdahale edilmesine izin verilmezdi. Bu durum birilerini rahatsız etmiş olacak ki; ahenkli bir şekilde çalışmakta olan Milli Partinin tekerlerine çomak sokulmuştur. Bizi yıldırmak amacıyla; başta şahsım olmak üzere bir kısım mesai arkadaşlarım zorla alıkonulmuş, kafamıza silah dayanarak sokak ortalarında kaçırılmıştık. Anavatanda ellerimiz kelepçelenip, gِzlerimiz kapatılarak psikolojik baskı uygulanarak günlerce sorgulandık. Bir yandan bana ve aileme terِr uygulandı, ِte yandan bazı yayın organları seferber edilerek, hakkımızda yazılı ve gِrsel basında yalan yalnış yayınlar yapıldı. Bize karşı savaş açılmıştı. Birileri; aralarında çatışıyordu, arada biz ezilecektik. Adımız kullanarak rant sağlanmaya çalışılıyordu. İşte o zaman adımızın ve geçmişimizin kirlenmesine izin vermeden başkanlığı millet menfaati için bırakmam gerektiğine inandım ve bıraktım. Parti elimizden adeta gasp edildi. Koskoca MİLLİ PARTİ zamanla küçültüldü, bugünkü atıl hale getirildi. Bu ِrnekleri çoğaltabiliriz. Biz bu ayıpları ne basına nede kamuoyuna yansıtmadan sineye çektik, bazı şahısların hataları olabilir dedik, ama Anavatana laf gelmesin diye sِz etmedik. Zira kol kırılır yen içinde kalır malum geleneğe uymak bize yakışırdı. Şimdi aradan zaman geçtikten sonra bu tarihi gerçekleri açıklamanın belki yararı vardır diye düşünüyorum. Zaten bir çok yanlışın farkına varıldı. Genel olarak bir çok yerde bazı çevreler; milletinin takdirle karşıladığı, güçlü siyasi hareketleri ve güçlü liderleri pek sempati ile karşılamazlar. Haliyle kolay kontrol edilebilecek lider ve ِrgütler tercih edilir oldu. Şemsettin Küzeci: Sayın Prof. Dr. İhsan Doğramacı 1995 senesinde evinde, yaptığı bir toplantıda Türkmen Cephesi Başkanlığı ilk size teklif ediliyor. Ancak; siz başkanlığı red ediyorsunuz. Dr. Muzaffer Arslan neden başkanlığı reddetti? Türkmenleri bir araya toplamak ve çatıyı genişletmek bahanesi ile cephe kurulma faaliyetine başlandı. Halen Kürt partilerinin aktif üyelerinden bazı şahısların adeta zorla empoze edilerek Türkmen Cephesin de aktif gِrevlere getirilmesini tarihi bir hata olarak gِrdük..Kurulduğu günden itibaren birileri için kazanç kapısı olarak kullanılan cepheye birileri tarafından her sene bir başkan atanmış ve yedi yilda alti başkan atanarak bugüne kadar gelinmiştir. Uzaktan kumanda ile yِnetilen bir kuruluşa başkan olamazdım. Kendime yakıştıramadım. Siyasi sahada saygınlığımın devam etmesini hiçbir komut altına girmemeye borçluyum. Türkmen meselesini bizden daha iyi bilen yoktur. Ancak; bazı konularda, tabi ki, istişarede bulunarak karar vermesinide biliriz. Ben, ekip ve kadro çalışmasına inanırım. Siyasette tek başına bir yere varmak risklidir millet konularında sorumluluğu paylaşmakta sayısız yararlar olduğuna inanıyorum. Rastgele insanların bir araya toplanması ile de siyaset yapmak mümkün değildir. Yıllarca parti organlarını çalıştırarak Türkmenlerle ilgili hayati kararları aldık. Halkımızın takdirini ve sevgisini bu şekilde kazandık. Bize dışardan yapılan müdahalelere tahamülümüz yok. Bu sorumluluğu taşıyamazdık, kaldıramazdık, hazmetmemiz de mümkün değildi. Ben hala ayni kanaati taşımaktayım. Türkmen siyasetinin vesayetten kurtulması gerekliliğine inanıyorum. Bazı gereksiz müdahelelerle gerçekleşen Türkmen kurultayları artık kimseye inandırıcı gelmiyor. Türkmen siyaseti saygınlığını kaybetmiş durumda hiçbir kesim Türkmenlerin hesabını yapmaya gerek duymuyor. Bu gereksiz uygulamaların sonucu zaten ortada. Başarısızlıkların faturasıda ne yazık ki hep Türkmenlere çıkıyor. Biz bu sonucu ِnceden gِrdük. Bu yüzden başkanlığı kabul etmedim. Cephenin kurulma aşamasında yardımcı olmaya gayret ettik. Müteakip yıllarda gِstermelik kurultaylarla her yıl bir başkan değiştirilmesi, bu senaryoların herkes tarafından da bilinmesi ve açık bir şekilde uygulanması, hem Türkmenleri hemde sِzde seçilenleri gülünç duruma düşürmüştür. Bütün bu olanlardan dolayı; başkanlığı reddettiğim için hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Cephe başkanı olmadan da Türk Milletine hizmeti en iyi şekilde verdiğime inanıyorum. Şemsettin Küzeci: Sayın Arslan, Irak Cumhurbaşkanlığı Divanında Müsteşar olarak atanmanız, bazı Türkmen çevreleri tarafından çok tartışıldı. Bazı tereddütler de oldu. Siz bu gِrevi nasıl kabul ettiniz? Bu konuyu Türkmen toplumu çok merak ediyor. M.Arslan, Siyaset yapacak insanın cesur olması gerekiyor. Millete hizmet fırsatları çıktığı zaman hemen değerlendirilmesi lazım. Getirisi ve gِtürüsü inclendikten sonra karar verilmesi gerekir. Aksi takdirde tarih ve millet ِnünde bu sorumluluğun altından kalkamazsınız. Vebali ağır olur. Siyaset yaptığım süre içinde hiçbir makama talip olmadım, ancak bu aşamada; Irak gibi makam ve gِrevlerin bilgi ve yeteneğe bağlı olarak dağıtılmadığı bir ülkede her imkanı ve fırsatı değerlendirmek durumundayız. Bir Türkmene Cumhurbaşkanlığı divanında Müstaşarlık gِrevi tesadüfen ve lütuf olarak verildiği sanılmasın. O günün şartları içinde yetkilerin ve makamların güçlü bazı etnik ve mezhebi guruplar arasında paylaşıldığı ve dağıtıldığı bir ortamda,devletin tepesinde ve en üst organlarda olup bitenden haberdar olmak milletimize zarar getirmez aksine sayısız menfaatler sağlar. Kaldi ki; Türkmenlerin tanınmış ve ِnde gelen seçkin şahsiyetlerinden oluşan ve sayıları 40-45 civarında, oldukca kalabalık bır heyet, Sayin Talabani tarafindan Cumhurbaşkanlığı konutunda gerçekleşen bir toplantıda, Cumhurbaşkanlığı Divanında Türkmen İşlerinden Sorumlu Müsteşarlık kadrosu oluşturulduğunu açıklamış, heyetten bir aday gِstermeleri için teklifte bulunmuş. Heyete katılanların tamamı benim bu gِrev için en uygun aday olduğumu bildirmişler. Bana bu teklifle gelen heyete, bu konuda karar verebilmem için ِncelikle bazı istişarelerde bulunduktan sonra, kesin karar verebileceğimi ifade ettim. Ondan sonra, aileme ve çevremdeki arkadaşlarıma danışmam gerekir diye düşündüm. Bilindiği gibi bu süre içinde ben 4. Türkmen kurultayına başkanlik ediyordum. Olaylı kurultayın sonuçlanması iki ay kadar bir süre aldı. Kurultay sonuçlandıktan sonra hem Türkmenler tarafından, hem Türkiye’deki yakın çevrem tarafından teşvik edildim. Bu gِrevi adeta zorla kabul ettiğim yakın çevrem ve heyete katılan bir çok arkadaş tarafından bilinmektedir. Şemsettin Küzeci: Bu gِrev teklifinin ardındaki gerçekler Türkmenler tarafından bilinmemektedir. Açık sِylemek gerekirse, bazı Türkmenler tarafından eleştirildiniz. Bu Türkmenlere ne sِylemek istersiniz? M.Arslan, Politika ile meşgul olan bir kimse, eleştirileri açık yüreklilikle kabul etmesi gerekir. Bu sorumluluğu üstlendiğim zaman vicdan rahatlığıyla almışımdır. Benim milli ve dini ِlçülerim var. Milletime ve vatanıma yararlı olan hiç bir hizmetten geri kalmam. Bu konu da hiçbir endişem ve kaygım yoktur. Bizi çekemeyen bazı şahısların aleyhte yaptıkları propagandaları hiç, ama hiç ِnemsemiyorum. Benim için ِnemli olan halkın sesidir. Yaşadığımız ülkede Türkmenlerden başka Araplar, Kürtler ve Şebekler, müslümanlarin Şii ve Sünni mezhep mensupları, hristiyanlardan Keldo-Asuriler, ayrıca Yezidi ve Sabiiler var. Irak gerçekten çok milletli, çok dinli ve mezheblerden vatandaşların oluşturduğu mozaikten ibarettir. Toplumun çeşitli kesimlerine sırtımızı dِnüp kendimizi izole etmemiz mümkün değildir. Dün Araplarla olan sıkıntılarımız henüz tam çِzülmüş değil, bugün Kürtlerle olan sıkıntılarımız, problemimiz ve anlaşmazlıklarımız var. Anlaşmazlıkları çِzmek için her gurupla diyalog kapılarını zorlayarak sıkıntılarımızın giderilmesine çare aramak zorundayız. Şemsettin Küzeci: Siz başka bir konuda da eleştiri aldiniz. Bazi Türkmenler sizin ortaya atmis olduğunuz ’’Türkmen Federe Devleti’’ projesini eleştirdiler. Bu projenizin, Celal Talabani tarafından kurulan bir tuzak olduğu sِylendi ve aleyhinizde propaganda yapmaya çalıştılar. Bu konuda yazılar ve bildiriler yazıldı. ’’Türkmen Federe Devleti’’ Projesi nedir? M.Arslan: Türkmen Federe Devleti Projesi; Irak anayasası çerçevesinde, Kürtlere kuzeyde, Şiilere güneyde ve Sünnilere Orta Irakta; planlanmasi ِngِrülen aynı federe yapılanmanın Türkmenler için düşünülen bir Projesidir. Irakın toprak bütünlüğü içinde; merkezi yِnetime bağlı bütün Türkmen bِlgelerini kapsayan ِzerk yapılanma esasına dayanır.Bu projeyi başka bir şekilde yorumlamak veya başka yِnlere çekmek iyi niyetle bağdaşmaz. Topraklarımıza sahip çıkılmazsa, başka etnik gurupların istilasına uğrar. Aksi takdirde diğer Türkmen bِlgeleride Erbil’in akibetine uğrar. Şemsettin Küzeci: Herhalde Türkmenlerin bir kısmı size kırgındı. Onu da ِzetle bize anlatın isterseniz. M.Arslan, Hiçbir zaman kırgın olmadım. Madem ki millete hizmet etmek için yola çıkmışız; o zaman halk tarafından yapılan eleştirileri hoş yüreklilikle karşılamak lazım. Şemsettin Küzeci: Sayin Arslan, 10 Haziran’da Türkmenlerin 5. Kurultayı yapıldı. Siz 4.Türkmen Kurultayında, Kurultay Başkanlığı yaptınız. Bu konuda Türkmenlerle ilgili düşünceleriniz nedir? Bu dِnem siyasi kuruluşlarımız ve Türkmen milletvekilleri Türkmen meselesini Irak’ın siyasi arenasında gündeme getiriyor. Bu konuda düşünceleriniz nedir? M.Arslan, Türkmenlerin siyasi yapılanmada sıkıntıları var. Siyasi sahada; kamuoyu nezdinde itibarlı ilke ve ülkü sahibi teşkilatlari olmadığı sürece; Turkmenlerin başarılı siyaset yapmaları ve sonuç almaları mümkün değildir. Yani; siyasi olarak iç yapılanmamıza çeki düzen vermemiz lazım, toparlanmamız gerekiyor. Ferdi kararlarla bir yere varmak mümkün değildir. Tabii ki geçirdiğimiz dِnemler Türkmenler olarak çok sıkıntılı dِnemlerdi. Siyaset yaptığımız müddetçe eğer zayıfsak başkalarının parmağı bizim siyasetimizin içinde dolaşır, buna izin verilmemelidir. Birbirimizi dost bilelim, el ele verelim. Türkmenler için ciddi projeleri ortaya koymamız icap eder. Türkmen halkina ileriye dِnük varabilecekleri bir hedef belirlemek lazim. ـlkusu ve hedefi olmayan bir millet düşünmek mümkün değildir. Irak Anayasası çerçevesinde,Merkezi hükümete bağlı ve başkenti Kerkük olan Türkmen Federasyonu davamızın hedefi olmalıdır. Tükmen milleti olarak Tükmeneli Federasyonu’na hazırlıklı olmalıyız tüm sِylediklerimiz Irak’ın toprak bütünlüğü içerisinde olacak ayrıca Irak’ın içinde Basra’dan Zaho’ya kadar nerede Türkmen varsa ; O Türkmen’in haklarına sahip çıkmak lazım. Şemsettin Küzeci: Sayın Arslan; sizce Türkmenler Irak kamuoyunda yeteri kadar biliniyormu? M.Arslan, Irak’ta kiminle gِrüşürseniz gِrüşün; Türkmen Milleti ve meseleleri hakkında yeterli bir şekilde bilgilendirilmediklerini ve bilgi sahibi olmadıklarını ifade ederler. Türkmen cephesinin cok ciddi maddi imkanlara sahip olduğu bilinmektedir. Bu imkanlar orantısında hizmet verildiği sِylenemez. Bugüne kadar doğru dürüst bir ِrgütlenme yapamadıkları ortada. Seçimlerde elde edilen sonuçlar maalesef bu başarısızlığı açıkça gِstermektedir. Kimilerine gِre seçimlerde yapılan tezviratlar bahane edilmiştir. Belki bir dereceye kadar etkili olmuştur. Ama biraz da gerçekçi olmamızda yarar var kanaatındayım. Mesela, cepheye sağlanan imkanlarla neden günlük Türkçe gazetemiz olmasın? veya Irak kamuoyunu; Türkmenler ve davaları hakkında tanıtıcı,aydınlatıcı ve bilgilendirici günlük Arapça gazetemiz neden yok? Gazete niyetine yayınlanan büroşür şeklindeki yayınlar çok ilkel ve çapsız yayınlardır. Türkmeneli televizyonu, son model, gelişmiş teknik imkanlarla donatılmış olmasına rağmen randımanlı ve çağdaş yayıncılık anlayışıyla çalıştırıldığı sِylenemez. Televizyonumuzu randımanlı olarak çalıştırmamız gerekiyor. Halkımızı bilinçlendirecek yayınların yapılması gerekliliğine inaniyorum. Şemsettin Küzeci: Sayın Arslan sizden son bir sِz alalım. Türkmen toplumuna başka neler sِylemek istersiniz. M.Arslan, Ben Türkmen milletinin büyüğünden küçüğüne, hepsini kucaklıyorum. Onların derdi ve sıkıntısı, bizim derdimiz, bizim sıkıntımızdır. Türkmen davasını hep birlikte el ele vererek daha ileriye gِtürmemiz mümkün olacaktır. Halkından destek almayan siyasetçi tek başına bir mana ifade etmez, bu tecrübeyle sabittir. Halktan gelen uyarı ve eleştirileri ciddiye almayan siyasetci, siyaset sahnesinden silinmeye mahkumdur.Siyasetçinin de vazifesi bu eleştirileri hoşgِrüyle karşılamak, ve eleştirilerden ders almaktır. Şemsettin Küzeci, İnşallah.. . Çok teşekkür ediyoruz. Başarılar dileriz size… Dr. Muzaffer Arslan; Ben de çok teşekkür ederim…


Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Irak Basın Bayramı ve Türkmen Basını
2 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Irak Yolu Gِrüldü
3 - BİR MİLLET UYANIYOR
4 - NE RـYAYMIŞ MEĞER
5 - Türkmen Kurultayı Çıkmazı
6 - 5. Büyük Türkmen Kurultayına Doğru (2)
7 - 5. Büyük Türkmen Kurultayına Doğru (1)
8 - Taş attım Nara değdi…!
9 - Türkmen Aydını İbrahim Dakuklu’nun Ardından
10 - Gazeteci Kasım SARIKAHYA
11 - Kerkük Kahvehaneleri
12 - “Bir Şehidin Serüveni”
13 - KERKـK KAHVEHANELERİ
14 - ALİ BAHANEGİR
15 - KERKـK’TEN ـSKـP’E
16 - Ege Denizi Şehitleri (Mayıs, 1997)
17 - BİRLEŞİK IRAK İTTİFAKI LİSTESİNDEN SEÇİLEN TـRKMEN MİLLETVEKİLİ
18 - Şehitlerimizi anıyoruz (16 OCAK 1980)
19 - İSMET İNÖNـ KERKـK VE MUSUL’U NASIL REDETTİ…
20 - 7 EKİM TـRKMEN MİLLİ BAYRAMI
21 - Saddam ile Barzani’nin Erbil’e Saldırısı (31.08.1996)
22 - IŞIK EDEBİYATÇILAR GURUBU
23 - TUZHURMATU KATLİAMI
24 - TـRKMNELİ’NİN ÖLMEYEN SESİ
25 - Ölümünün 14. yılı anısına: Irak Türklerinin milli şairi Mehmet İzzet Hattat
26 - KERKـK KATLİAMI 46 YAŞINDA
27 - Şehit Mustafa Kemal Yayçılı’ nın Birinci Yıldِnümü ve Türkmenler !!