Arabic Turkish
 
2009-02-13   Arkadþýna gönder
2348 (1165)


AR ZAMANI ( Öykü )


Necmettin BAYRAKTAR

“ Peşmerge, Peşmerge, geliyorlar “. Çığlıklar, kıyamet kopma sesleri, Pazarın tâ ِteki ucundan, yedi kızlar yokuşundan geliyordu, boşlukta patlayan.bomba gibi. Eski Pazar denen çarşıda, ben bir bezirgân olarak ( kumaşçı ), dükkânımda, hem de has müşterilerimin arasından olup bitenleri yakından izliyordum. “ Taş üstünde taş bırakmayacaklar “. Fırtına gibi geldi geçti, entarisinin ucu dişine takılıydı, içini kemiriyordu. Bizim bildiğimiz tanıdığımız Deli Abbas, ardından bir sürü başıboş insanlar… Uzakta muazzam bir patlama oldu, Pazar sarsıldı. Aniden yağmur gibi kurşun yağdı. Pazar toz dumana katılı… Başkent Bağdadın dün düşmesini duymuştuk ama Kerkük’te olayın bu kadar çabuk olacağını beklemiyorduk. Her şey bir anda oldu. Pazar bir anda boşaldı, bir boncuk takısının kırılması gibi her şey dağıldı, müşteri, esnaf ve başıboş insanlar. Aceleden sergide mallar bile unuttular. Korku ve panik bir rüzgâr gibi Pazarı süpürttü, aynı 1991-lerdeki gibi yağma, talan, katliâmlara bıraktı… Sergide kalan malı ben içeriye alacala aldım, dükkânın kepeneğini indirdim, bisikletime atladım, kِprüye doğru hızla yol aldım. Arkaya bir gِz attım. Dengem bozuldu düşecektim. Peşmerge milislerin ِncüsünü gِrmüş gibi oldum. Kalbimin atışı arttı, bisikletimin hızını artırdım, tekerlikleri yere değmez gibi oldu, uçuyordu âdete. Karılar pazarın ِnünden yıldırım hızıyla geçtim. Deli Abbas’ı bir an gِrmüş gibi oldum. Açık bırakılan dükkânların kepeneklerini indiriyordu. Kِprüden o yakaya geçerken uçan arabalar arasında sıkışıp kaldım. Atlas caddesinde Peşmerge milislerine duçar oldum. Ölüm çığlıkları arasında ilerledim. Bir bayram havası vardı, kurşunlar havaya hesapsızca sıkılıyordu. Tapu ve nüfus müdüriyete yaklaşırken büyük mağazaların yağmalandığını gِrdüm. Tüyüm diken diken oldu.Caddenin iki tarafında silahlı milisler dolaşıyor, dükkân vitrinlerine ateş açıyordular. Bir de Deli Abbas’ı bu ortamda gِrmez miyim !.. Tapu ve nüfus müdüriyetini soyan soyguncuları taşlıyordu. Buda beni dehşete düşürdü. Gِrdüğüm ya bir kâbustu ya da tersine dِnen dünyadır. binadan çıkan, sırtlarında çuval dolu dosya, evrak olan iki silahlı milisi taşa tutan başıboş bir insan olamaz. Bu bir deliliktir hem de kıyımın yapıldığı mekanda. Sonunda onu ِldürecekler, gِzlerini kırpamadan. Çıkacak olayı gِrmemek için gِzlerimi kapattım ve Terbiye caddesine yِneldim. Ardıma bakımdan bisikletimi sürdüm. Kurşun sesleri birden kesildi, dehşet veren sessizlik sardı şehri. Hızıma hız kattım. Arkama bakamıyordum artık. Çarşıda o an talan oluyor, insanlar ِldürülüyor, ben de ِlümden kaçıyordum… Ev kapısında beni bekleyen oğlumu buldum. Beni gِrünce sevindi, koşarak, bisikletime yapıştı . Durdum, onu kucağıma aldım, kapıya doğru bir ara sürdüm. Uzaktan kurşun seslerini duydum, doğrusu üç yaylım ateşiydi . Deli Abbası ِldürdüler diye kalbim burkuldu . Bir an dengem bozuldu, yere çocukla beraber düştüm. Çocuk kucağımdan yere yuvarlandı, sonra ayağa kalktı, ağlayarak kapıdan içeriye girdi. Kuşun sesleri kesilmedi bilakis devam etti, bize doğru yaklaşıyor gibiydi. Bisikletimi bırakıp eve koştun. Çocuğu kapı eşiğinde buldum, gِzlerini avucuyla ovuyordu. Onu kucağıma aldım, eve girdim. Evde kimsecik yoktu.Çatıdan zılgıt ( helhele ) sesi duydum. Annen nerede diye çocuktan sordum. Çatıyı gِsterdi. Çocuğu kucağıma sıkarak çatıya doğru koştum. Merdivenin basamaklarını üçer üçer atladım. Çatıda buldum onları. Hanım damın duvarına abanmış olup biteni yakından izliyordu, sevince kapılarak zılgıtlar atıyordu. Oysa annesi ( kayın validem ) yere çِkmüş acı acı ağlıyordu. İkisinin arasında gidip geldim. Bir zılgıt uğruna Ayşen’i kurban vermiştik doksan birde. İşte an o anıydı… Sabahın dِrdünde uyandım. Havsızlığından boğulacaktım, bir de muazzam gürültü vardı. Pencereye yِneldim, koştum, ciğerime temiz hava çektim. Benden başka uyanan olmamıştı, kâbusun eşiğindeydim. Bir yandan ev kapısının şiddetle dِvülüşü, obur yandan kapı zilinin çılgınca zırıldaması, ya da ikisinin aynı anda çağırılışı, ya da uykuyla uyanık arasındaki bin bir belanın gebeliği, yoksa nefes alıp veren bir felaketinin habercisi mi bunlar? Belimin sakatlığından dolayı ayağa hemen fırlayamadım, ama iki elimle bilimi tutarak yerimden yavaş yavaş kalktım, odanın kapısına doğru yürüdüm. Odanın karanlığından, ya da uykunun sersemliğinden dolayı birkaç kere yere düşüp kalktım. Sonunda elektrik düğmesini buldum, ışığı yaktım, ortalık aydınlandı. Aynanın karşısında kendimi buldum, anadan doğma çırılçıplak. Utancığımı ِrtmek için tekrar yatak odasına dِndüm. Oda mehtap ışığı içinde sut beyazıydı. Eşim yatakta uyuyordu. Gardırobu açarken elim yılan soğukluğunu andıran bir şeye değdi. Bütün vücudum irkildi, geriye hemen çekildim. Yatakta hanım uyandı, benim olduğum yِne dِndü ve baktı. Dış kapıdan gürültü sesleri hâlen geliyordu. ـstüme bir şeyler aldım, tekrar koridora dِndüm. Kapıya yaklaşırken gürültünün dozu arttı. Kapı şiddetle dِvülüp tekmeleniyordu. Sarsıntının şiddetine kapı dayanamayıp kırılacaktı, ama gürültü ansızın kesildi, ortam rahatladı. Kapıya yanaşarak kulağımı gِbeğine koydum dinledim. Çıt yoktu. Gittiler diye kapıyı açacaktım ama : “ Sakın açma “ Diye biri fısıldadı. Eşim koridorun eşiğinde dürmüştü, hayır diye başını sallıyordu. Az suskunluktan sonra kapı dِvülmeğe gene başladı, bu defa daha şiddetli. Öyle şiddetliydi ki bizi dehşete düşürdü ve kapı kendiliğinden açıldı. İçeriye silahlı adamlar girdi. Bizi karşılarında gِrünce silahlarını gِğsümüze çevirdiler. “ Biz Ayşen hanımı istiyoruz “ Diye iri yarı birisi sِyledi. “ O yoktu “. Diye kekeledim. Sanki birisi üstüme soğuk su düktü. “ Dolayısıyla seni ve karını onun yerine alacağız “. “ Siz kimsiniz ve bizden ne istiyorsunuz? “. “ Sen bizi daha tanımadın mı !?“. “ Ben sizi iyi tanırım “ deyerek Ayşen ( baldızım Ayşen ) ortaya çıktı “ Gece yarısı ziyaretçileri . . Yarasalar “ . “ Ayşen hanım “. “ Evet, benim “ dedi korkmadan “ Bunların yakaların artık bırakın “. “ Öyleyse bizimle hemen buyur “. “ Neden? “. “ Çünkü çapaçullar Kerkük’ü işgal ederken siz sevinç helhelesini atmışsınız “. “ Helhele suç mu? “. “ Hem de haince “. Yeni bulunmuş bir toplu mezarlığa gittik bu sabah… Yıkılmış, yerle bir olmuş eski Yayçi’ye, sakinlerini gِçe zorlanan bir kasabaya gideceksiniz dediler. Olsun dedik, gittik. İşte gece yarısından beri biz buradayız. Çِle dِnmüş, ıssızlaşan Yayçi’de, bitmeyen bir gecenin sonunda, şafağı sabırsızca beklerken, alaca karanlık yollarında karaltılar bize doğru geliyorlardı sürü sürü. “ Ah balam, vay balam “ dedi kayınvalide dizini dِverek, o şiven ediyor artık bu kadar yıldan sonra “ Ayşen’inin izini bir bulsam “ . Geceden beri o hiç sakin durmadı oysa kızı ( eşim ) derin bir sessizliğe gِmülmüştü. ـzün bir bekleyişten sonra gün yavaşça ağarmağa başladı. Gِzlerden ırak, yıllarca yasaklı olan bir bِlgede, toplu mezarlığın açıklığı dikenli tel ِrgüleri içinde usul usul aydınlanıyordu. “ Hasretin yavrum bağrımı kocaman bir ateş parçasına dِndürttü “ dedi kayınvalide sızlayarak “ Bir de bu gecenin sonunu gِrebilsem “ . Çok uzaklarda gِrünen karaltılar bize yaklaşıyordu. Dozer sürüsüymüşler… Onun dik duran burnu ortaya çıktı ilk, sonra geniş ve sert gِvdesi. İki büyük kaya arasında sınırlanan, tel ِrgülerle kapatılan mezarlık açılıyor, işe başladılar artık. Sert çenesini, keskin dişlerini mezara soktu, karnını deldi, kepçe dolu siyah toprak çıkartı, karşı tarafa boşaltı. Diri diri gِmülen bir takım insanların kafatası, kemikleri ortaya çıktı. Birbirine bağlıyan iki iskelet var aralarında. Anası kucağında çocuk, hem de ikisi birden kurşuna dizilmiş halleriyle... “ Ayşen ablamın bulabilsem, kâbuslarda kalan resmini aktarabilsem “. “ Ama onu bu kadar kemik ve kafatası arasından nasıl bulacağız ! “. “ Alında dipçik izleri vardı Anne “. Ana kız birbirlerine sarılmıştılar, ِte yanda halk dehşet ve şaşkınlıktan serseme donmuştu. Açılan mezarın çukurları, toprak içinde yıpranan elbiseler, iskelet, kafatası ve kemiklerin kime ait olduğunun telaşı… Ordu Kerkük kentini topa tutmuştu, Peşmerge milisleri kentten çekilmiştiler. Top mermileri rest gele yerlere düşüyordu. Millet paniğe kapılarak evlerinden Kerkük’ün etrafındaki tepelere ya da Altunkِprü’ye doğru kaçıyordu. Öyle bir kargaşa kopmuştu ki yollarda trafik allak bullak olmuştu. Zılgıt suç sayıldığı zamanda, bastırırmış 1991 ayaklanmalarında, Kıyımın kıyıldığı gecede, Ayşen’i alıp gِtürdüler. Kocası çıldırıp sınara doğru ayak yalın kaçtığı gecede, şimşek çaktı ustura gibi, şah damardan bizi vurdu. “ Bir dozer dolu şişe çıktı ey ahali “ dedi birisi “ Her şişenin içinde yazılı bir kağıt vardı.. şehitlerin adları bunlar “. Hem çağrı hem de uyarıcıydı bu, içimdeki iki farklı dünyanın bağını çِzmeğe yetti.Ayağa kalkınca insan seline duçar odum. Eşim, kayınvalidem bir yana ve ben bir yana… Kapış tokuş eden topluluk beni başka yِne itti. Sonunda şaşkın bir topluluk içinde kendimi buluverdim . “ Bu çocuk kepçede bulundu ey cemaat “ Diye birisi anlatıyordu ve “ Bunu nerde buldunuz diye sordum, toplu mezarda diye cevap verdi şofِr “ . Bir şeyin etrafında toplanmışlardı. Ceset mı, iskelet mı diye iyi seçemedim. “ Aranızda bu zavallıyı tanıyan var mı ? “ . İte ite ben o şeyin yanına getirdiler. Onu yakından inceledim, gِrüntüsü kafama bir tokat gibi vurdu. İyi tanıdığım birisine benziyordu o. ـst başı, kılık kıyafeti. O Deli Abbas’dır. Ama neden.. “ Ayşen’inin izini bulduk Celal “ Diye bağırdı eşim, sesinde sevinç tonu vardı “ üstündeki elbisesinden onu tanıdık “. Kolların arasında yatan Deli Abbas’ ın taptaze cesedi, içinde hayatın sıcaklığı vardı, o hiç ِlmemiş gibi gِrünüyordu. O soyguncuları taşlarken, dokusan birdeki katliamın kâbusları, bir vatan kadar toplu mezarlık. . . “ Onu tanıyor musun oğlum “ Diye yaşlı bir adam bana eğilerek sordu “ Evet amca “ . “ Onu fazla bekletme “ dedi “ Hemen kaldır ve gِm ama sakın kumda gِmme hem de başı yanında bir mezar taşı dik “ .


Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - KEŞKE YALAN OLSAYDI
2 - KAYADAN KAYACI
3 - FELEK
4 - DESPOT
5 - ÖLـMSـZ KIZILAY( 1940 – 2010 )
6 - TELAFER’İN LALESİ
7 - SEÇİM ZAFERİ
8 - SEÇİM ÇAĞRISI
9 - FATİH’İN KALBİ
10 - TELFER GـNـ
11 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR:SON SÖZ( 2 )
12 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: SON SÖZ ( 1 )
13 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 12- YILMAZ EROL, YAŞAR MUSTAFA ve FETHULLAH ALTINSES
14 - YUNUS DEMİRCİ ve NECDET KİFİRLİ
15 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 10 TAHSİN KERKـKOĞLU
16 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 9 - FAHRETTİN ERGEÇ ( 1933 – 2001 )
17 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 8 - EKREM TUZLU -
18 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 7 (İCLAL AKKAPLAN)
19 - YARASA GECELER
20 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 5 (MEHMET KALAYI)
21 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 4 ( HABA ve TATLISES )
22 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 3 (KIZILAY ve ÖZBEK)
23 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 2 (KـZECİOĞLU ve KERKـK KIZI)
24 - MـZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 1 (RAUF KARDEŞLER)
25 - Acı günler bitmedi EKREM TUZLU
26 - AR ZAMANI ( 2 )
27 - AR ZAMANI
28 - İki Kapılı Haykırış
29 - IRAK
30 - BAŞ ( Öykü )
>>Sonraki >>