Arabic Turkish
 
2011-01-05   Arkadþýna gönder
2451 (985)


Külah Kapma Yarışı Hızlanırken


Suphi Saatçi

Irak’ta yakında hükümet kurulacak ümidinde olan çevreler, ülkenin hükümete kavuşması ile her şeyin düzeleceği beklentisi içine girmiştir. Buna önce inşallah demekten başka bir çare yoktur. 2003 yılından bu yana birkaç kez hükümet kurulmuştu. Her şeyin düzeleceği var sayımı ile beklenti içine girenler, büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardı. Yine de biz pişmiş aşa su katmak pozisyonuna girmek istemiyor, uğursuz sayılabilecek yorumlarda bulunmaktan kaçınmak istiyoruz. Ancak siyaset çoğu kez bizleri gerçeğin acı yüzü ile karşı karşıya getirmekten, ne yazık ki bir türlü vazgeçmiyor.



 



Hükümet kurulması aşamasında siyaset ile meşgul olan herkesin, kendine göre bir politikası veya hesabı olması olağandır. Aslında siyaset mahfillerinin ve ayrıca bütün siyasetçilerin kendileri ile ilgili hesaplar yapmadan önce bir politikalarının olması gerekir. Bunu biraz açmakta yarar vardır.



 



Irak’ta hükümet kurulması aşamasında herkes, kimin ne tür projeleri vardır, bu projelerini uygulamakla nereye varmayı düşündüğünü öğrenmek ister. Aslında bu tür açıklamaların seçim öncesinden açıklığa kavuşması gerekir. Ne yazık ki bu tarz açıklamaları seçim öncesinden duymak bir yana, günümüze kadar kimin ne yapmak istediğini, hatta neden siyasete atıldığını, hedefinin şu şu olduğunu bile dile getirdiğini ben şahsen duymadım ve duyandan da işitmedim. Bu düşünce ile geçen sayıda yine bu köşede “Türkmenlerin Beklentileri…” başlıklı yazıyı kaleme almıştım.



 



Bu yazıda da aynı şeyleri vurgulamak için, bu sefer konuyu biraz daha açmak gerekiyor. Irak siyasetinde her topluluğun belirli bir gücü ve potansiyeli vardır. Arapların Şii ve Sünni olarak sahip oldukları hacim ve güç, birlikte hareket ettikleri takdirde ülkeyi yönetecek potansiyel için yeterlidir. Aslında köken olarak iki taraf da Arap olmasına rağmen, iki ayrı etnik toplulukmuş gibi yapılandırılmaları iki tarafı da zaafa düşürmüştür. Açıkça söylemek gerekirse, bunları birbirine düşüren mihraklar, iki tarafı da başka bir güce taviz verme durumuna düşürmüştür. Böylece iki taraf birbirini ezmek için, belirli bir kesime taviz verme pozisyonuna mahkûm edilmiştir.



 



Irak’ta bu durumdan en çok yararlanan iki Kürt partisidir. Kabul etmek ve göz önünde bulundurmak gerekir ki, Kürt partilerinin iki noktada serbest hareket etmeleri, onlara büyük avantaj sağlamaktadır. Birinci nokta, sıkıntıya düştükleri an, çözümü kolaylaştırıcı faktör olan ellerindeki militarist gücü kullanmaları; diğer nokta ise ABD ve Batılı diğer güçlerin himayesine başvurmaları. Hatta ABD’nin himayesinden iki Kürt partisi de bir sakınca görmemektedirler. Ayrıca iki Kürt partisi de tehlikeyi gördükleri için, şimdilik birlikte hareket etmekte ve büyük kazanımlara sahip olmaktadırlar.



 



Arap ve Kürt topluluklarının dışında kalanların durumu ise yürekler acısıdır. Bu hususta söylenecek fazla bir şey olmadığı gibi, bazen yorum yapmaya bile değmiyor. Çünkü ortada ne bir güç var, ne de üretilen bir siyaset. Kurulacak hükümet konusunda kimin ne istediğini anlamak mümkün değildir. Bilinen ve anlaşılan tek şey kimin kendisi için ne istediğidir. Yani herkesin projesi, daha doğru bir ifadeyle herkesin rüyası Cumhurbaşkanı veya Başbakan yardımcılığı, bunlar da olmuyorsa şöyle güzel ve şatafatlı bir bakanlık koltuğu üzerine kurulmuştur. Fakat hiç kimse cumhurbaşkanı olunca ne yapacağını yahut başbakan yardımcısı olunduğu zaman hangi projeleri gerçekleştireceğini hesaplayacak her hangi bir programa, proje veya yol haritasına sahip görünmüyor.



 



Irak’ta siyaset açmazının başında, her zaman söylediğimiz gibi, yine de söylemeğe devam edeceğimiz husus, Irak Anayasasının başından ıslah edilmesidir. Çünkü Irak’a yapılan en büyük kötülük, Anayasanın çağdaş demokrasilerde yeri olmayan bir yapıda hayata geçirilmesidir. Irak’ın yeni anayasasında, siyasal parti ve örgütlerin etnik ve mezhep ayırımına göre kurulmasına cevaz verilmesidir. İşte bu durum Irak’ta huzurun ve güvenliğin sağlanmasına en büyük engel sayılır.



 



Bundan dolayı Irak’ta örgütü olan herkesin, kendi etnik veya mezhep yapısına göre belirli hedefleri oluşmuştur. Bu hedefin içinde devletin birliği ve beraberliği ile ülkenin üniter yapısının korunması konusunda sözde değil özde bir mutabakat sağlanmadıkça, kurulan koalisyonlardan nasıl bir sağlıklı sonuç alınabilir? İşin en tehlikeli yanı, herkesin kendi gizli ajandasını gerçekleştirmek için siyaset sahnesinde yer almak istemesidir. Bu durum Arap ve Kürt toplulukları dahil her kesim için geçerlidir. Büyük ve nüfuzlu partilerin içinde hâkim olan bu anlayış, diğer küçük parti ve örgütlere de sirayet etmiştir.    



 



Geçen koalisyonlarda gördük ve yaşadık. Hükümette yer kapma yarışına dönen siyasî pazarlıklar, yolsuzluk, para çalma, rüşvet ve her işten alınan gayri resmî komisyon, artık olağan hâle gelmiştir. Kısacası herkes külah kapmak peşindedir.



 



Bu manzara bize rahmetli Hicrî Dede’ye ait bir şiirin son beytini hatırlatıyor. Sanki bugünleri görüp yaşamış gibi Hicrî Dede, bu durumu çok güzel biçimde özetlemiştir.



 



Sanma Allah içindir



Vallah külah içindir



Ne din için bu kavga



Ne padişah içindir



              Hicrî Dede



 



Evet, kavga külah kapma yarışına dönüşmüştür.



Allah umudunu demokrasiye bağlayan mazlum Irak halkına acısın…




Arkadþýna gönder

Yorumlar:

Siyaset
Siyaset;kendini bilnmezin akisina kaptirmak degil,ongoru ile gelecegimizi daha iyi yonde bilinebilir,yonetebilir kilma isidir.Gorunen o ki mevcut siyaset aktorlerin hic biri,bu kabiliyete sahip degil.
Tam bu karmasa icinde Irakin siyasetcilerinin meleklerin cinsiyetini tartismalar kivamindaki sayiklamalar,ise sadece huzun verici projeler uretir.......saygilarimla
Misafir


Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmen Dağarcığı: Udî Celal Vendi
2 - Kerkük Kayserisi
3 - Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?
4 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
5 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
6 - Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi
7 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
8 - Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…
9 - Kardaşlık 18 Yaşında
10 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
11 - Irak’ın Geleceğine Dair…
12 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
13 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
14 - Irak Dramı Nereye Kadar…
15 - Türkmenler İçin Güvenli Bölge Oluşturulmalı idi…
16 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
17 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
18 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
19 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
20 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
21 - Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük
22 - Fuzuli Üniversitesi Hakkında…
23 - Türkiye ve Türkmenler
24 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşköprü
25 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
26 - Irak’ta Etnik ve Mezhep Ayırımı Devam Ettikçe
Ülkede Huzur ve Güven Sağlanamaz
27 - Türkmen Yazar Mehmet Hurşit Dakuklu’nun Ardından
28 - Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri
29 - Türkmenler Erdoğan’a Neden Kırgın…
30 - Büyük Dava Adam‎: Mevlut Taha KAYACI, Hakka Yürüdü
>>Sonraki >>