Arabic Turkish
 
2013-09-15   Arkadþýna gönder
3693 (1518)


TECDİD-İ AHD


Mahir Nakip

Türkmeneli’nden .. Türk’ün dilinden: TECDİD-İ AHD
Kerkük ve Tuzhurmatu’da Türkmen kanı dökülmeye devam ederken Ankara ve İstanbul’da Türkmenlere can katacak, nefes aldıracak, moral verecek ve geleceğe ümitle baktıracak gelişmeler oldu. Irak Türkmen Cephesi Yürütme Kurulu, Türkmen Meclisi müteşebbis heyeti Ankara’da tarihî sayılacak görüşmeler yapmış ve önemli kararlar almıştır. Çok daha önceleri yapılması herkes tarafından arzulanan bu görüşme ve kararların, Genel Seçimlerin yapılacağı 2014 yılından makul ve Erbil’de yapılacak seçimlerden çok kısa bir süre önce yapılmış olması bütün Türkmenleri sevindireceği kadar onlara sorumluluk da yüklemektedir. Akilâne düzenlenmiş bir dizi toplantı, bir güne sığdırılmış ve her toplantı da saatlerce sürmüştür. Toplantılara Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın DAVUTOĞLU’nun katılması, bu toplantıların önemini arttırmıştır. Türk dış politikasının çok yoğun geçtiği bu günlerde Sayın Bakanın Türkmenlere tam gün ayırması takdire şayandır. Irak Meclis Başkanı Nüceyfi’nin Türkiye’de olduğu bir günde bu toplantının gerçekleşmesinin de ayrı bir anlamı olmalıdır diye düşünüyorum.

Sürüncemede kalan Türkmen Meclisi de bu görüşmelerde can kazanmıştır. Hepimizin ittifakla kurulmasında geç kalındığına inandığımız Irak Türkmen Meclisi, genel seçimlerden önce ve çok kısa bir süre içerisinde hayata geçirilecektir. Bu da Türkmenlere gerçekten moral kaynağı olacak ve ümitlerini yeşertecektir. Bu konuda Mecliste yer alacak taraflara ciddi sorumluluklar düşeceği kesindir. Gece-gündüz demeden Meclis Müteşebbis Heyeti mesai harcayacak ve mevcut Türkmen partileri bu Kutsî Meclisin çatısı altında buluşacaklardır. Meclisin kurulması konusunda kaygı taşıyan arkadaşların artık endişe etmelerine gerek kalmamıştır. Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti de bir Türkmen siyasi teşekkülü olarak görecektir.

İkinci sevindirici görüşme, Sayın DAVUTOĞLU’nun 14 Eylül Cumartesi günü Türkiye’de faaliyet gösteren ve Türkmen Dernekleri Federasyonu’na bağlı derneklerle İstanbul’da yaptığı toplantıda olmuştur. Geç gerçekleşmiş olsa da bu toplantıda Türkmenlerin ne gibi konuları gündeme getireceği malumdur. Siyasetten ekonomiye, eğitimden medyaya kadar birikmiş bütün meseleler enine boyuna saatlerce konuşulmuştur. Ezcümle Sayın Bakan tam üç gününü Türkmen meselesine ayırmıştır diyebiliriz.

Atalarımızın söylediği “müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar” vecizesi çerçevesinde yürütülen bütün bu görüşmelerde birlik ve beraberlik kararı çıkmıştır. Irak Türklerinin en meşru temsilcisi olan Irak Türkmen Cephesi içindeki bölünmeyi, çatlak sesleri ve ihtilafları hepimiz biliyor ve üzülüyorduk. Bu samimî toplantılardan sonra artık üzülmeyeceğimizi ümit edebiliriz. İster Türkmen Meclisinde olsun ister ITC’nin içinde olsun arkadaşların kelle koltukta siyaset yaptıklarını hepimiz biliyor ve takdir ediyoruz. Bu yolda Ali Haşim ve Mehmet Koca gibi iki dava arkadaşımızı henüz yeni şehit verdik. Zaten ITC Yürütme Kurulu üyeleri arasındaki ihtilaflar büyük olmayıp, konuşarak ve görüşerek halledilebilir niteliktedir. Bütün üyeler bu erdemliği göstererek yeni bir sayfa açacaklarına söz vermişlerdir. Rahmetliden boşalan makam ITC Yürütmesi tarafından ilk toplantıda mutabakatla ve yedekte olan aday isimler dikkate alınarak doldurulacaktır. Artık her kafadan bir ses çıkmayacaktır. Birbiriyle çelişen demeçleri artık duymayacağız. Türkmenlerin en büyük diasporası olan Türkiye’deki sivil kuruluş ve derneklerimiz de bu sürece müsbet ve yapıcı katkılar sağlayacaklardır.

Bu ferahlatıcı gelişmenin ciddi bir tahlilini yapmadan önce, içinde bulunduğumuz durumun vahim ebadını tespit etmekte yarar vardır. Birçok anayasal hak kazanmamıza; siyasî sahada bakanlarımızın, vekillerimizin, il meclis üyelerimizin, siyasi partilerimizin, bürokratlarımızın ve aydınlarımızın gayret göstermelerine rağmen; kanımız akıtılıyor, şehirlerimiz elden gidiyor, gücümüz, nüfus ve nüfuzumuz giderek kaybediyoruz. Demek ki meseleler hacmimizi ve boyumuzu aşıyor; gösterdiğimiz gayretler de kâfi gelmiyor. Yani “düşman kavi, talih zebun”. O zaman tek seçeneğimiz kaldı: Börkümüzü önümüze koyup yeniden düşünmek. Bu konuda sorumluluk taşıyan dört taraf vardır.

1. Türkmenleri en güçlü temsil eden ITC idaresi, Türkmen Meclisi ve diğer partiler.
2. Türkiye Cumhuriyeti.
3. Yurtiçi ve yurtdışı sivil kuruluş ve medyamız.
4. Aydınlarımız ve halkımız.

Tereddütsüz Türkmen halkının en güçlü temsilcisinin ITC ve meşru başkanının da Sayın Erşat SALİHİ olduğunu ikrar; ITC Yürütme Kurulunun da Sayın Başkan etrafında kenetlenen, onunla ahenk içerisinde çalışan samimi bir ekip olduğunu kabul ediyoruz. Artık kimse kendi nam ve hesabına hareket etmeyecektir. Buna mukabil de Sayın Başkanın, Yürütme Kurulu ile daim istişare içerisinde olmasını ve onlarla her konuda paylaşımcı bir tavır sergilemesini bekliyoruz. Kimden hâsıl olursa olsun entrika, desise, kuyu kazma, puntosuna düşürme, kusur arama ahde hıyanet olarak telakki edilecektir. Misyonumuz Türkmen halkının haklarını elde ederek onları huzura kavuşturmak, vizyonumuz da Anavatanın vizyonu ile at başı gidecektir.

Buna mukabil Anavatan Türkiye de ahdini tazelemiş ve analık şefkatini göstermeye devam edeceğinin sözünü vermiştir. Bunun gayrısını da anavatandan beklemek zaten mümkün değildir. Türkmenler güçsüz olabilir ama sahipsiz değildir. Kerkük, Erbil, Telafer, Tuzhurmatu gibi şehirlerimizin korunması; Türkmenlerin hak ve hukuklarını elde etmeleri, sosyo-kültürel ve ekonomik yönden güçlenmeleri, Anavatan Türkiye’nin Türkmenlere vereceği destekle orantılıdır. Türkiye Türkmenlerin arkasında bir zırh gibi durmalıdır. Türkmen eğitimini ve medyasını mutlaka güçlendirmelidir. Türkmenleri eskiden Arapların, şimdi de Kürtlerin asimile etme şerrinden her vesileyle korunmalıdır. Irak’la ilgili yürüttüğü politikada gündemin üst maddelerinde Türkmenler yer alabilmelidir. Türkmenler adına ITC Yönetimi muhatap kabul edilmeli ve en kısa sürede Başbakan Sayın ERDOĞAN’la görüşmeleri beklenmektedir. Bu, bir taraftan seçimlerden önce Türkmenlere büyük bir moral verir, diğer taraftan da sahipsiz olmadıklarını ispat eder.

Başta Türkmeneli Televizyonu olmak üzere bütün medya kanallarımız, sivil kuruluşlarımız, esen bu konsensüs rüzgarı yönünde yayın yapmak ve hizmet vermek durumundadır. Türkmeneli TV gerçekten ciddi ve samimi bir revizyondan geçirilmelidir. En önemli yayın organımız olmanın sorumluluğu içerisinde kalarak, reklam kirliliğinden ve para kazanma girdabından kendini kurtarmalı, bol ve etkili siyasi programlarla halkımızı aydınlatmaya ve bilgilendirmeye çalışmalıdır. Kimseyi dışlamamalı, kimseye de haddinden fazla öncelik vermemelidir. Televizyonun ciddi bir yönetim kurulu olmalı ve kimsenin tekelinde kalmamalıdır. Buna mukabil sanal medyamız da, basın kurultaylarımızda alınan yayın ilkeleri çerçevesinde hareket etmelidir. Yıkıcı eleştiri ve takma isimlerle Türkmen şahsiyetlerine saldırma dönemi artık kapatılmalıdır. Bu hassas dönemde dürüst ve yapıcı yazmak ve yayın yapmak bir namus borcu olmalıdır.

Aydınlarımız değerli varlıklarımızdır. Onlar kalemleriyle, fikirleriyle ve görüşleriyle bir taraftan siyasetçilerimize yön gösterirler diğer taraftan da halkı aydınlatırlar. Yıkıcı bir aydın olmadığına göre, bir katkı sağlamayan insan da aydın sayılmaz. Yıkıcı bir aydın olmaktansa, sıradan biri olmak daha evladır. Müstear adla yıkıcı yazılar yazmak, siyasetçi ve şahsiyetlerimize ucuz iftiralarda bulunmak, Ana vatanımız Türkiye aleyhine uluorta ve asılsız isnatlarda bulunmak asla kabul edilemez. Kibar, sorumlu, yapıcı ve sonuç getirici işler yapmak hepimizin vazifesidir.

Herkes, yani her dört taraf önce kendi nefsiyle ile sonra rabbı ile bir mukavele ederek ihlasını ortaya koymalı ve yapıcı katkı sağlayacağına ahd-u Peyman, yani tecdi-i ahd etmelidir. Deneme olarak da 2014 yılında Irak’ta yapılacak seçimlere kadar kendimizi oruçlu kabul edelim. Başarabilirsek, iflah oluruz; başaramazsak şu halimizden daha beter oluruz. İşte o zaman;

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini”

Yerine
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak baht-ı kara maderini”
Diyebileceğiz.

Yeni ve beyaz sayfa açmadan temiz yazı yazılamaz.




Arkadþýna gönder

Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Üzerine Pazarlıkların Bitmediği Şehir: KERKÜK
2 - Türkmeneli’nden..Türk’ün dilinden: ERKEN TEŞHİS
3 - Toz-Dumanın İçinde Kalan Türkmenler
4 - DİRİLİŞTEN DİRENİŞE KERKÜK
5 - İLHAMİ IŞIK’IN ¨TÜRKMENLER¨İ VE BEYHUDE GAYRETLER
6 - Referandumdan Konfederasyona
7 - REFERANDUMDAN BETERİ VAR
8 - SAKIN ALDANMAYIN: ESAS HEDEF KERKÜK’TÜR
9 - Türkiye’nin Irak Politikasındaki Hataları
10 - IRAK’TA KÜRT DEVLETİNİ KURMA PROVALARI
11 - Kerkük Üzerinden Türkiye’ye Mesaj Var
12 - Aman Suriye’nin Kuzeyine Dikkat!
13 - TÜRKİYE İLE İRAN ARASINDA KALAN TÜRKMENLER
14 - HAŞD ŞAABİ VE TÜRKMENLER
15 - TÜRKMENLERİN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I ZİYARETİNDEN YANSIMALAR
16 - Musul'u Konuşurken Kerkük'ü Yazmak
17 - SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA AÇIK MEKTUP
18 - PKK ve Türkmenler
19 - Dicle Kalkanı
20 - Siyasi Yorgunluk ve Irak Türkmenleri
21 - Irak Türkmenleri Tehlikede mi?
22 - Yangından Mal Kaçıranlar
23 - Türkmeneli’nden.. Türk’ün dilinden BİLGE VE BİLGİN KİŞİ ATA TERZİBAŞI
24 - Elveda Küresellik Merhaba Milliyetçilik
25 - Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden: TELAFER KİME TESLİM EDİLECEK?
26 - İNTİKAM KÜLTÜRÜ VE TÜRKMENLER
27 - ORTADOĞU SARMALINDA KERKÜK ÇIKMAZI
28 - Türkmeneli’inden..Türk’ün dilinden: BÜYÜK OYUNUN İÇİNDEKİ KÜÇÜK YERİMİZ
29 - MİLLİ İRADENİN MECLİSİ
30 - Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden. TÜRKMENLER SİLAHLANIRKEN…
>>Sonraki >>