Arabic Turkish
 
2005-09-30   Arkadþýna gönder
4286 (1683)


Bağdat abu garip özel siyasi hapishanesinden, acı, çilelerle Türkçülük davası yolunda Enver neftçi


SADUN KÖPRÜLÜ

Irak Türklerinin milli Türkçülük davası büyük liderlerle, kahramanlarla tanınmaktadır, Bu milli yolda çok sayıda önderlerini liderlerini Kerkük uğrunda, Türkçülük uğrunda şehit vermişlerdir.

Uzun yıllar yaşamını hapishanede geçiren iki defa tutuklanan simgesinden milli yolundan taviz vermeden kalp hastalığından ondan ilaç kesme nedeniyle şehit olan, Enver Mahmut Neftçi 1930 Kerkük doğumlu7 Ocak 1993 uzun süre kalp hastalığı nedeniyle hasta düşerek hapishanede ölmüştür.

Ağabeyimiz uzun yıllardan beri kendisini milli Türkçülük davasına vererek, tanılan parlak bir simedir, hayatini Türk milletine Kerkük vermeye hiçbir zaman geri kalmadan, kendisini bu yola adayarak her türlü sürgün, işkence tutuklanmaya maruz kalarak, hiç bir zaman Türkçülük ilkesinden uzak kalmamıştır.

Tek benimsediği tutmuş olduğu milli Türkçülük davası yolunda malına, mülküne aldırmadan en değerli Türk milleti uğrunda, canını, kanını her an adamaya çalışmaktaydı, yorulmaktaydı, her şeyini bu yolda verdi 1959 yılında defalarca Kürtler, komünistler onu öldürmeye kalktılar, Milli Türkçülük davasından dolayı ilk defa şehit Fatih Şakır, Ekrem Demirci, Hadi berber, Mehmet Terzi ile birlikte 1970 yıllarında Doktur Nefi Demirci beyin yayınlamış olduğu Kerkük bülteninden dolayı tutuklanmıştır.

İkinci defa Türkçülük davasından dolayı Saddam rejimi ikinci kes her türlü yolla onu tutuklayarak her türlü suçlamayla Türkiye, Türklüğe bağlayarak önce idam sonradan hayat boyu her türlü baskı işkenceyle muhaberat Berzan el Tikriti tarafından yargılanmıştır .

Ve Abu garip özel siyasi hapishanesine gönderilmiştir .
Rahmetli Enver Neftçiden bir sene sonra tutuklandım onunla aynı davada rahmetli Fatih Şakır bulunmaktaydı, 1979 yılında milli davayla ilgili yakalanmıştır, iki lider Fatih Şakır ve Enver Mahmut aydın, kültürlü, mücadeleci, Türkçü korku bilmeyen özveriydiler .

Enver Neftçi 1979 yılında tutuklandı Türkiye, Türklükten dolayı o sıralarda benden birkaç ay önce kardeşim Ümit Köprülü 6 yıl tutuklandı, şehit Enver bizim hüküm olmamızı duyunca Türkmenlerde en yaşlı bilgili olarak bize koşarak sarıldı kucakladı, gözlerinden yaşlar aktı iki kardeş olduğunuza bir evden üzüldü, ve çok sevindim idam olmadınız, sizleri gördüm mutlu oldum, seni duydum idam edecekler, sevindim buraya geldiniz bu çocuk yaşlarda hapis olmanız çok zor, davanda çok zor hiçbir zaman özgür olman kolay değil Saddam rejimi hiçbir zaman bizleri özgür bırakamaz, çünkü 158 ve 204 maddası Irak yasasında çok ağırdır, doğrudan öyle onlarca af verildi bizleri serbest bırakmadılar, ister gizli ister ortalıkta olsun.

Evet benimle kardeşim Ümit tutuklandığımız sırada çok genç yaşta idik ben bir hafta olmuştu Avukat olarak mezun olmuştum, kardeşimde petrol enstitüsün bitirmiştir .

İkimiz beraber olarak yatana kadar hep Enver Neftçi beyle olmuştuk, bize çok yakın biriydi, rahmetli Türkçe, İngilizce, Arapça bizim için bir sözlük sayılmaktaydı, bilgili, tarihçi, aydın kültürlü hep bize Türk milletinden Türk tarihinden Büyük kurtarıcı Atatürk’ten,Türk büyüklerinden, liderlerinden, devletlerinden konuşurdu .

Enver Neftçi büyük bir Türkçü tam olarak Hüseyin Nihal Atsızın yolunu izlemekteydi, ve prensibini, ilkesini uygulamaktaydı, din bakımında her şeyi Türk milletine ırkına bağlıydı, Türk milleti için yaşamayı, ölmeyi arzu ederek canından fazla Türk milletini sevmekteydi .

Enver Neftçi artık bir büyük Türkçü idi canıyla, iç doygusuyla şerefiyle, Türkiye’ni seven bir aydın insan sayılırdı.
Mahpushanede çetin, özlemli, işkenceye rağmen Türkçe bir şarkı, Türkü için can atardı, Saddamın döneminde Türkçe kılıp,kesit Türkçe her şey yasaklanmıştır.
Irak Televizyonu hep Saddamla ilgili yayın yaparak programlar hep Arap’çaydı Türkçe, Türk dünyasıyla her bir konu, kitap, dergi, gazete resmi olarak Saddam rejimi tarafında yasaklanmıştır.

Bu baskı, acı, çileli duruma karşı sürekli olarak görüşmeme gelen Anne, Baba, Kardeşlerim, Teyzem tarafından gizli saklı olarak Türkçe yayınlar ulaşmaktaydı, görüşmede bize evden yemek gelerek, yemeğin arasında, altında kitaplar, gazete, dergiler saklı olarak gelmekteydi.

İster yufka ekmek arasında olsun, ister tencerede meşhur Kerkük dolması altında bırakılarak, bize ulaşırdı, bu yayınları emniyet, istihbarat, muhaberatın gözü önünde uzak durarak en çokta gecenin son saatleri bizden biri kapıyı gözeterek okurduk, Türkçe bilen arkadaşlara sırasıyla bu yayınları vererek okurlardı. benden önce beklemeden Enver bey okurdu, ve Türkçe okuma bilmeyenleri de öğretirdik .

17 sene hapishanede Anne, Baba, kardeşlerimin, Teyzemin mücadelesi ile bu yayınlar sürekli bana gelmekteydi. bu yayınların bir bölümü şunlardı Dokuz Işık, yeni ufuklara doğru, Türkçülük meseleleri, Nutuk, Emine ışın su, Ata Türkün, Alp Arsalan Türkeş, Nihal Atsızın, Ziya gök alp’ın kitapları, bunun yanında Mehmet Akif Ersoy, Namık Kemal, Emin yurda kol, Niyazi yıldırım genç Osman oğlu, ve başkaları, gazete , dergilerse Boz kurt, Devlet, Gül pınar, Türk Edebiyatı, Irak dünya Türklerinin kitapları, dergileri, gazeteleri bunların arasında gelmekteydi, ayrıca her türlü alanda yazı şiirlerde okuma okuyup yazmaktaydım .

Hapishanede Radyonun yasak olmasına rağmen gizli olarak küçük bir radyodan gecenin son saatlerinde yatak altında haberler vaktini bilerek dinlemekle önemli konuları arkadaşlara bildirmekteydim, nasıl ise her türlü baskı işkenceye karşı aktarmaya rağmen okuyup yazıyordum.
Birde radyo evini dinleyerek günlük olup bitenlerden haberdar oluyordum, siyasi özel hapishane ne kadar zor çetin acı olmasına rağmen kendi, kendime özel bir yaşam program düzenleyerek uygulamaktaydım, uyuma, kalkma, yemek okumak saatleri, yazmak ve gizli olarak Türkçe radyo dinlemek 17 sene bu uygulamayla geçerek yene işkence, baskı, aktarma tehlikeden kurtarmazdım.

Hapishanede Saddam yanlıları münafıklar iki yüzlüler hakkımızda raporlar yazarak istihbarat, emniyete verilerek ajanslar tarafından sürekli olarak yazılarak günlük Saddamın eline ulaşırdı .

Her bir bakımdan hapishanede çok sesiz olarak her insanla dost ilgili güçlü olarak her insanlardan karşılık sevgi görmekteydim, buna karşı elimden çok defa raporlar yazılırdı, gizli Türkçe, kitapların, gazetelerin bültenlerin, radyonun yanımda olduğunu haberler dinlediğimi, hapishanede gizli toplantılar,Türkçe Irak Türkleri hakkında haberler gönderdiğimi raporlamışlardır.

Bende olan radyo her türlü yayınları gizli tutarak yatak odamı aktarmalarına rağmen, her şeyi alıp alt üst ederek hiçbir belge elde edememişlerdir .

Çok defa radyo Türkçe yayınlarla ilgili tek odaya bırakılarak türlü işkenceye uğramaktaydım, en son 1995 tarihinde odamı arayarak yasak kitaplarla, radyonun bende olduğunu yüzde, yüz tespit etmişlerdir, buda doğru idi sabah odamı arayan 20 kişi emniyet, muhaberat spor oynadığım halda, hapishanenin sesli araçları ile beni çağırarak, odaya girdim her şey karışmıştı odamda şeker, tuza, çaya kibrit kutusunu bile aramışlardır .

Bulmayınca göz önünde olan kitapları alıp benimle emniyet odasına götürerek, doğru söyle sana hiçbir işkence yapmayız, ve yargı evine vermeyiz, dün gece senin yanında üç radyo ve altı kitap odandaydı, nerde o kitaplar.

İşte bunlar, radyo yoktur aradılar odayı yatağımı olsaydı bulurlardı, inkar etme radyo ile kitaplar sende idi dün gece, kime verdin adlarını söylemesen seni bırakmayız, işkence yapmadan, ben yalan söylemiyorum, doğru bende radyo yoktur, kitaplarda odamda bulduğunuz kitaplar, buda normal roman kitapları, ayrıca dil okuma İngilizce, Almanca, İspanyolca, Arapça ders öğrenme kitapları, Hapishanede Ana Türkçe dilimin yanında İngilizce, Almanca, İspanyolca, Farsça, Fransa’ca ders görmekteydim, onların istedikleri aktardıkları yalnız yasak olan Türkçe kitaplarmış, doğru dün gece söyledikleri radyo, kitaplar bende bulunmaktaydı, üç radyo, 6 kitapla birlikte gece saat 8 akşam, Enver Neftçi beye tartışmadan sonra bu gece sabaha kadar kalacağını ve kitap okuyacağını bana söyledi, bende ona gizli olarak üç kitap Türkeş’in Yeni ufuklara doğru, Ata Türk’ün, Nutuk, ve Boz kurt adında bir dergi vermiştim, ayni akşam şehidimiz Yaşar Cengiz ile yemekten sonra ona da üç kitap verdim, birde o gün çok yorgun bir durumda idim hastaydım, erken uyumak istiyordum, Yaşar Cengi için vermiş olduğum kitaplarsa, Boz kurtların ölümü, Dokuz ışık, Türkçülük meseleleri, o gece Enver Neftçi beyle Münir Kafili, Yaşar Cengiz ve İzzettin Tuzlu ile birlikte yemekteydik.

Artık o gece bende ne kitap, ne gazete, dergi kalmamıştı, yalnız üç radyo vardı, birini benden Münir istedi, ötesini Enver beye verdim, yanımda bir tek radyo kalmıştı, gece yarısı güvendiğim Irak’ın güneyinden Basralı Seyit Haşim isminde birine verdim, görünüyor bu gece önemli haber var diye benden aldılar.
Artık Allah yardım etti bana hiçbir yasaklık kalmamıştı o gece bende sabah saat altı kalkarak bizleri sıraladılar saydılar .

Arkadaşlar radyo, kitapları göndermek istediler, söyledim spordan sonra alacağım onu alsaydım hemen bulacakladır, ve bu defa büyük yargılanırdım, ama Allah yardım etti spordan sonra almak istedim, haberleri olmuştu, odamı aramaya başlamışlar.

Bir ay her türlü işkence görerek gizli tek odaya bırakıldım kimsenin adlarını veremeden, aynı yıl iki ay sonra yanımda radyo, Türkçe kitap, gazete, var diye yene aramaya başladılar, olduğum odanın arkasında bir çadırda yangın çıktığını görünceler, benim yaptığımı söylediler, alıp götürdüler beni, sen hapishaneni yandırmak istiyorsun, hapishanede olanları kaçırmak istiyorsun, 4 ay tek odada günde dört defa işkence görerek, dört aydan sonra tekrar yerime döndüm.

Rahmetli dayı Enver Neftçi ile sürekli görüşerek günün olayların sürekli konuşuyorduk, bir türlü kurtarmadık, Amerikanın tutumu ve İran, Irak savaşı, birinci körfez savaşı, silkinme, ayaklanma, muhalefetin durumu, ama bir türlü Saddam düşmedi Irak’ta ayaklanmada silkinmede 16 şehir düşerek, Bağdadın bir çok semtleri muhalefet elinde olmasına rağmen Musul, Selahattin ramaydı kuzey, güney, Saddamın yönetiminden çıkmıştır.

İki ay sonra, iki ay devam itmeyen muhalefet, Amerika destek planı ile siyasi yönetim Saddamın tekrar eline dönmüştür, bu defa körfez savaşından sonra işkence, baskılar, idamlar, tutuklamalar artarak Irak’ın her bir şehri savaş alanına dönmüştü, hapishanede bunun aynı acı durumda sıkı yönetim alınarak, etrafı tanklar, hızlı araçlar, Saddamın saray muhafız güçleri, özel her bir modern silahlara sahip olan bekçileri hapishaneyi ele geçirerek sabaha kadar işkence kurşuna dizilme olayları artarak, insanlar boşu boşuna ölmekteydi.

Bizleri korkutmak için insanları asılarak işkence görmekteydi, bunun yanında hapishanelerde olanlarda korkunç bir durum sürek yaşanmaktaydı.

Her an ölebilirdik, kurşunlar susmuyordu, önümüzde canlar düşüyordu, demir kapılar üstümüze kapalı, önce gördüğüm arkadaşları bir daha görmüyordum, güneş bile görmüyorduk, emniyet, istihbaratın denetim, gözetimi, gözünün önünden uzak pencereler arasından bir bölüm arkadaşlarla, soydaşlarımızla, görüşme fırsatı oluyordu.

Toprak altında saklamış olduğum Türkçe kitap, dergilerden, kitaplardan, gazetelerden hiçbir kimse görmeden, güvendiğim arkadaşlara veriyordum, önde Enver Neftçi, Yaşar Cengiz , İzzettin İsmail, Münir Kafili , Nihat Ak koyunlu, bu kitaplar tutuklandığı zaman, kimsenin adını vermeden kendinin olduğunu söylemeliydi .

Rahmetli Enver Neftçi bey başkalarıyla bu duruma bir çara etmemiz gerekmekteydi, düşünüyorduk en son birkaç mektup yazıp durumumuzu, dertlerimizi anlatmamız gerekmekteydi, çünkü öyle giderse bizleri idam edecekler, öldürecekler, birkaç kişi ile bu acı durumu akılcasına düşündük, konuyu ele alarak karar verdik ben Enver Neftçi, insan hakları, BM, sivil örgütlere, Irak muhalefet partilere, Türkmen partilere, Türkiye cumhuriyetine, Alp Arsalan Türkeş, Süleyman Demirel,ve başkalarına mektuplar yazmak bu düşünce sırasında, benimle 208 kişinin adları belli olarak acil olarak Saddamdan emir olarak bizleri Bağdat’tan Musul Baduş özel siyasi hapishanesine taşıyacaklar, arkadaşlar, soydaşlar bu duruma çok üzüldüler, ağladılar ama benim unutmayacağım çok değerli kardeşlerimi Bağdat Abu garip hapishanesinde bırakmak yalnız yaşamak zor olacaktır.

Sayın Enver Neftçi ve başka soydaşlarımız korkuyordular bu defa bizlere idama götürmek istiyorlar, korkma Sadun sana güvencem var yene döneceksin sana inanıyorum güveniyorum yene bir şeyler yapmalıyız, en çokta sen iyice düşünmelisin.

Sabah erkenden 1/1/ 1990 tarihinde bizler 208 kişi olmakla kapalı otobüslere doldurdular elimiz, gözlerimiz bağlı susuz, yemeksiz aç olarak her türlü silahlarla arkamızca askeri araçlar, tanklar, Saddamın özel muhafız güçleri ile bizi Musul Baduş özel siyasi hapishanesine bıraktılar, ama gözlerim, aklım düşüncem hep Bağdat Abu garip hapishanesinde bulunan Türkmen soydaşlarım yanında, özellikle Enver Neftçi ve başkaları yanındaydı.

Tam bir sene orada kaldıktan sonra tekrar 1/1 / 1991 tarihinde, bizleri aynı zorlulukla, işkence, baskı ile, dosyamızı politikadan değiştirmeyle, katil olarak bizleri insan hakların komisyonuna, Birleşik Milletlere gösterdiler, bizleri siyasi olmayan Abu garip büyük hapishanesine bıraktılar, katil, adam öldüren, hırsızlar, uyuşturucu, kötü insanlar içine attalar, dosyamızı değiştirmek ile, ama tam ters olduğunu BM, İnsan hakları durumumuzu öğrendi, Bağdat’tın Abu garip büyük hapishanesinde olduğumuzu bildiler, siyasi olmayan adam öldüren uyuşturucu normal hapishanede olduğumuza dair, dosyamızı değiştirme bilgisini almışlardır.

1991 yılında bizleri canavara insan hakları, BM camiası ziyarette bulunarak durumumuzu anlayarak bu heyet, ben içinde altı kişini kendi gözetimi, denetimi altına alarak, bir odaya bıraktılar bizleri, durumumuzu öğrendikten sonra, gözden geçirerek siyasi olan dosyamızı Saddamın danışmanları, yetkileri, tarafından Saddamın emriyle değiştirildiğini bildirerek bize karşı yapılan her türlü işkence, haksızlığa vakıf olarak, uzun yıllardan beri hapishanede kalmamızı dosyamızı siyasi suçlardan normale değiştirmeleri, ayrıca tutuklama hapishane sırasında bize karşı olan haksızlık, işkencelerin, izlerini görerek, pek yakında bizlere yardım edeceklerini söyleyerek, özgür olmamıza çapalar göstereceklerini söz verdiler, iki saat toplantı görüşmelerden sonra, onların gelişliyle hapishanede durumlar iyileşmeye başladı, dosyamız tekrar siyasete dönderildi, bizlere iyice bakmaya başlandı, Musul Baduş siyasi hapishanede Türkiye, İran, Suriye ve bir çok insan haklarına, BM sivil örgütlere, muhalefet, Türkmen perkilerine, Türkiye hükümeti Süleyman Demirel, Alp Arsalan Türkeş, ve başka yerlere yazmış olduğum mektuplar neden olmuştur,çünkü tüm radyo evleri tarafından adımız okunarak gazeteler tarafından yazılmıştır .

Bu baskılardan sonra, iyileşme sırasında Araplara, Kürtlere kapsamlı bir genel af verildi, yene 200 insan bu aftan yaralanmadı, bunların içinde yene bende yüz binlerce insan içinde yalnız 200 yüz insan benimle aftan uzak düştü yaralanmadı, iki gün sonra bizleri olduğumuz normal siyasi olmayan hapishaneden, tekrar eski yerimiz Abu garip özel siyasi yerlerimize dörderdiler,

Önce bırakmış olduğumuz hapishane bam başka olmuştu, kan kokusu geliyordu her yerden, daha fazla sesiz, korku her yeri sarmaktaydı, önceden normal bekçisi olan hapishanede bu defa tam tersine tümünün elinde modern silahlar, her yeri Saddam bekçileri muhafızları sarmıştır.

Birkaç kişiyle birlikte bizleri işkenceyle, iyi vurduktan sonra, adlarımız okuyarak bizlere odalara doldurdular, sayım yaptıktan sonra, bizler önceden arkadaşlarımızın burada olduklarını biliyorduk bir bölümünün serbest olmasına reğman, serbest olmayanlarda çoktur, bunların içinde Enver Neftçi, ve başkaları onların başka yerlerde olduklarını anladık, onları tekrar görmek kolay değil, kapalı yerde olarak, günde bir saat güneşe bizleri çıkarıyorlar, olduğumuz yerlerin küçük pencerelerden bizlere seslenen soydaşlarımızla, arkadaşlarımızla günlük olarak bir saat pencerelerin arasından el uzatarak konuşurduk tekrar onları görmek hiçte olsun üşünmüyorduk.

artık dertleşme başlayarak acı, çile, özlemlerimizi gidermeye bir yıl içinde yaşamış olduğumuz görmüş olduğumuz durumu birbirimize anlattık bir seneden görmemiş olduğumuz kardeşlerimizi görünce mutlu olmuştuk, sayın Enver Neftçi ve başka soydaşlarımızda çok sevinmişlerdir, her gün pencerenin telleri arasından görüşüp konuşurduk, bir ay sonra benimle birkaç kişi m 1söylenen ve Enver Neftçi beyin olduğu kavuşa bizleri verdiler, kavuşa taşınarak, burada Irak güneyinden, orta kesimden İran, İsrail, Rusya, İngiliz, ajansları, muhalefet partilerine mensup olan Arapların bulunduğu odaya bıraktılar beni, başka hiçbir Türk bulunmuyordu kapılarda kapalı, ama karşı odalarda arkadaşlarımız tanıdıklarımız bulunmamaktaydı, emniyet, istihbaratın baskı işkencesine reğman arkadaşlarla görüşüyorduk konuşurduk.

Gizli saklamış olduğum kitapları, dergileri inanç duyduğum arkadaşlara veriyordum, onlarda bana önemli siyasi Arapça, İngilizce kitapları veriyordular, hapishanenin odaların en alt katında büyük bir alana televizyon bırakmışlardır.

Televizyonda tüm kanallar birden Saddamın kanalları, onu zorla ser etmemiz gerekirdi, Saddam konuştuğu zaman en azından bazan 4–5 saat televizyon önünde oturup hareket etmeden, kımıldamadan yerimizden kalkmadan, tüm haberleri Saddamın konuşmaların dinlemekle ser ederdik çok zor acı durumlar yaşıyorduk.
O sıralarda arkadaşlarla sıkı, dost olarak görüşmekteydik, üç ay içinde birkaç af Araplara, Kürtlere siyasi dünya ajanlarına verilerek, bizler hariç tüm insanları dini, milli davaları kapsamaktaydı, bizler hiç yararlanmadık bu aflardan, gençlik yaşantımızı demir kapıların arasında geçirdik, hiçbir af beklemeden, çünkü belli biz Türkler afin dışarısında kalıyorduk, Türkiye’den dolayı yargılandığımız için.
yüz binlerce insanlar hapishaneden özgür oldular bunun yanında her sene iki senede bir Kürtler, Araplar özgür olurdular, çünkü ister Celal Talabanı, ister Mesut Berzanı sürekli olarak Saddam ile görüşmekteydi, bu nedenle Kürtler tutuklanarak onların yardımı ile Saddam onlar Salı veriyordu.

Ayrıca kapalı yerlerde bulunan binlerce erkek, kadınlar hizip Allah , hizip dava İran ile ilgili yüzlerce insanlar siyasi tutumunda dolayı her türlü araçlarla idam olarak, işkence altında elektrikle asılarak andırılarak kurşuna dizilmekle, kesilerek doğramakla hayvanlara etleri verilirdi denize atılırdı, insanlar günlerce yemeksiz, susuz kalarak tavana asılarak işkenceyle can verirdiler.

Önceden bana idam hüküm verdikten sonra bir hafta ertelenmekle o günde 63 bin insan asker sivil olarak idam olmuşlardır.

Rahmetli Enver Neftçi beyle akşam saat 7 dan sabah dörde kadar bir arada arkadaşlarla konuşuyorduk, o gün Saddamın doğum günüydü bizlere bir az özgürlük iki yüzlüler münafıklar Saddamcılar, emniyet, muhaberat, istihbaratla çalışan belli insanlar, Saddamcın şarkı söyleyip tören yapıyordular, sevinçli, mutluydular Saddamın bir af vereceğini bu gün bekliyordular,çünkü Saddam çoğunluk af doğum günü ile ilgili olarak her yıl istediği ve kendi insanlarına vermekteydi

ama yene öyle oldu af verildi hapishane, bölüm insanlar sevindi, bir bölüm insanlar üzüldü, bu af az belli insanlar tutarak bunların arasında Kuveyt ajansı olan Hamit Baha adında güneyli bir Arap af bekliyordu mutluluktan elinde Saddamın resmini tutarak bağırıyordu, Arapça yaşasın Saddam, ama bir dakika sonra anlaşıldı bu af yalnız 6 kişiyi serbest bırakacak, bu acı duruma hapisler dayanmadı, Hamit Baha elinde olan Saddamın resmini hemen yere atarak Hamit Baha elinde olarak iki üzüldü en iyisi onu iki yüzlüler münafıklar görseydi anıdan Hamit idam olurdu, çünkü Saddama af söyleyen sorusuz idam olurdu.

Abdul rahim uda adında Nasırıyalı biri bir gazete üstünde yemek yiyerek Saddamın resmi olunca görünceler, Saddamın kardeşi Sebavi Tikriti tarafından gözümüz önünde kurşuna dizilmiştir.

Rahmetli Enver Neftçi ile konuşurduk, televizyonda yayınlanan af boş olarak bizce bir an bile sevinmedik mutlu olmadık, durumu iyice biliyoruz af veriyorlar bizi serbest bırakmadan, bırakmıyorlar, bu af bizi tutmadığını biliyorduk günler çok zor geçmektedir.

Emniyet, istihbarat, muhaberat Saddamın özel muhafızları saray güçleri, her türlü silahlarla dolaşıyorlar, tanklar araçlar hapishanenin etrafını sarmaktaydı okumak çok zor her yeri her köşeni arıyorlar.

Radyo dinlemek, kitap okumak yasak idi, sobalar eletirlikli olarak ellerinde her kese vuruyorlar, yaş, gence aldırmadan acı duruma karşı sevdiğimiz insanları kayıp etmekle acıya dayanmıyorduk,İlk ölenler arasında Türkçü milliyetçi Fatih Şakır Kifirli, hastanede şeker hastalığı nedeniyle, ondan ilaçlar kesilmekle, dışarıdan, evden gelen ilaçlara el koyularak ölümüne Saddamçılar sebep olmuşlardır .

Hapishanede ölen şehitlerimiz çok acı, çile çektiler doğru toprak, yurt sever milliyetçi, Türkçü insanlarımız tüm varlıklarını bu yolda bıraktılar, çocuklarına topraklarına, yurtlarına hasret kaldılar acıyla Türkiye özleyişiyle, derdiyle yaşadılar, öldüler.

Şehitlerimiz yüce tarih yazdılar, Rahmetli Enver Neftçi beyi en son 1993 günü bana bu sözleri söyledi, bu sözler hala karşımda kulaklarımda fısıl, fısıl sesle canlanmaktadır, bence ne kendisi öldü nede sözleri, bu gibi Türkçü Hüseyin Nihal Atsızın, Ata Türkün yolunda, izinde yürüyenler ölemezler, büyük Türk tarihi onları her Türk toprakları kucakladı, göksünü açtı, onları seve, seve bağrına bastı, onları Türk milletinin Türklüğün şehitleri, temiz, şerefli milletin vefalı özveri insanları, onlar ölmeyen Türkler, önler ölmediler, arkalarında binlerce milli dava Türkçü, kültürlü, eğitimli, atılgan, yiğit aslanlar yetirdiler, Türkiye cumhuriyeti, bu gençliği hala Ata Türk yürütmektedir, o kutsal topraktan, mezarından bu büyük Türk devletini hüküm etmektedir, onun adıyla, şanıyla, töresiyle, Türklüğün şerefi, büyüklüğüyle, Türkiye cumhuriyeti, tüm dünya Türklerinin birliğini varlığını sağlayarak, sürerek yaşam sürmektedir .

Evet doğru söylemiş büyük Ata Türk, Ne mutlu Türküm diyene, Türk olmak, Türkçü olmak, bam başka Türklüğe, Türk yoluna, milletine, davasına prensibine, adanan doğru insan olarak Türk insanıdır.

Bu toprakları kuruyan, kanı bu uğurda veren, Ne mutlu Türk olana, ne mutlu Ulu Tanrı bizleri Türk yarattığına, Ata Türk, Alp Arsalan Türkeş, yüce kahraman büyük liderler, yiğitler, Oğuzların, Türkmenlerin, Boz Kürtlerin, soyundan dünyaya gönderdi, insanlar sevgi, kardeşlik, duygu insanlık, efendilik, erdemlik, şeref töre, devlet, İmparator kurma büyük uygarlık kurmayı öğretti.
Enver Neftçi dediğimiz gibi kahraman büyük milliyetçi,Türkçü bir Türk, kültürlü, tarihçi lider bir insan, Türklüğe damgasını vuran bir sağlam insan, ölümünden bir sene önce, bana bu altından daha değerli üstün olan sözleri, tarihin geniş sayfalarına yazılırsa değerinin üstünlüğünü vermeyecektir,

sözleri bir sözcüsü büyük tarihti dır, Enver Neftçi öyle başlamıştır, biz Türk’üz , Türk olduğumuz için çok mutluyuz, umutluyuz insanız.
Sadun senin bu yiğitliğin, kahramanlığın, Türkçülüğün bam başkadır kendini özveri verdin, dünyanı seslendirdin, her yere mektup yazdın, bizleri düşündün, o mekteplerin biri tutulduğu sırada, hem sen hem tüm ailen idam olurdu, ailen anne babanda bu özveriye bizim için katıldılar, bizleri hapishaneden kurtarsınlar kendilerini ölüme, ataşe attılar.
biz sizlere borçluyuz, çok işkence gördün, tırnakların söküldü, dayanıp durdun, hiç kimsenin adın vermedin, Türklüğü her şeyden üstün gördün, canını, kanını özveri verdin, yolundan dönmeden, bu zor durumda bizlere çok yardımcı oldun, Türkçe kitapları, gazete , dergileri korkmadan hapishaneye getirdin.

bizlere bu kitapları vererek, bizleri aydınlatırdın, ana dilimiz hapishanede olsun bile, uzun yıllar Türkçe kitapsız bırakmadın, artık kitapların yanında, Türkçe dergi, gazete, yasak olan radyo bile, bize verdin, ondan her gün haberler Türkçe şarkılar, türküler dinledik, ve hapishanede çok insan bu Türk kitaplardan ilgilendiler.

Dillerini öğrendiler, okudular, kültürlü aydın insanlar oldular.
sadun bizler seni çok seviyoruz, bu özverilikten dolayı, inan bana oğlum, benim sonumdu, öleceğim, yaşlandım, birde çok hastayım, ölmeden Ana vatan Türkiye’ni, Kerkük, tüm Türk dünyasını görmek isterdim, ama ne yazık görmeyeceğim, sizlerden tek istek, arzum çalışın, yorulun, bu yüce milletin umudu sizler, sizin gibi erlere, yiğitlere ihtiyacı vardır,gözler, umutlar sizdedir.

Birleşin, toplanın yeni tarihler yaratın, haklarınızı kanla, silahla, zorla alın, karşınızda olan düşmanlar, korkak, bilgisizdi, siz Türk’ünüz, gücünüz, kelamınız, devletler kuran ulu tarihiniz dünyanı sarsıdan efendilik, kültürünüz, büyükleriniz, liderleriniz vardır Ata Türkün, Atsızın ilkesinde yürüyün, Kürdine, Arabi’ne düşmanlara inanmayan, hep bizleri arkadan vurdular, Türk’ün dostu, yalnız Türk’tür, tarih boyunca biliyorsun, düşmanların bizlere yaptıklarını, Türklükle yaşayanlar, görecekler, ben ölürsem bu günde çok mutluyum, bir kuzey Kıbrıs Türk devletinden, bir orta Asya dünya Türklerinin devletinin bir çok bölümü kurtardı tutsaklıktan, özgür, bağımsız oldular, Artık Türklük çağı olacak, Turan devleti, istenilirse, istenilmese de, gerçek olacaktır.

Amerika körfez Arap devletlerine, orta doğuya hüküm sürerek, sonra artık Türk çağı bu yıllarda gerçekleşmekle, bir Turan dilleri yaratılarak, bir bayrak altında, bir Turan büyük Türkiye, Türk devleti kurulacak İnşallah, sizler bu mutlu günleri yaşayacaksınız, Türkün gücünü, atılganlılığını, yiğitliğini, göreceksiniz, artık bu çağ sizin gibi Türklerin çağı olacaktır.

Önceden bir çok aşiretler kendilerini Arap, Kürt yazmışlardır, Bugün dönüp tekrar Türkmen olduklarını yazmaktadırlar, millet hiçbir zaman ölemez, yok olamaz, ben çok mutluyum, umudum, bek yakında büyük bir lider Türk milletinin başına çıkacaktır, ve gelecektir,
Ata Türk gibi, Hüseyin Nihal Atsız, Alp Arsalan Türkeş, Enver Paşa Oğuz han, Mehmet Fatih gibi, ben bunu gözümle görmesem de, sizler göreceksiniz, ben bunları sana söylemekteyim, ben her gün bin defa ölmekteyim, belki bir daha görüşmeyeceğiz, sen hala genç yaştasın, uzun yıllardan hapishanede olmana rağmen, çok dayanıp durdun, acı çile işkenceye karşı, sen kendini yetirdin, okuma, yazmayla birkaç diller öğrendin, kitaplar yazdın, bizlere yardımın oldu,i her bakımdan sen bizim için çok önemlisin, ben bugün hepinizde en yaşlıyım, ölüyorum, yataktayım, hastayım, ölümümün çok yakın olduğunu iyice biliyorum.
ölmeden bir gün önce Kerkük, Türkiye’yi görmek isterdim, bir an önce Irak Türklerinin kurtarılmasını, özgürce yaşamalarını isterdim, ama ne yazık, Saddam rejimi ve başka rejimler milletimize, hiçbir hak tanımadan, çok sayıda Irak Türklerini idam ederek, bizleri çok insanları uzun yıllar hapishaneye bıraktılar, bizleri tüm Irak hükümetleri, yok etmeye çalıştı, soy kırım, katliamlar yaptılar, Kerkük Türk şehrini Araplaştırmaya kaktılar, Kerkük şehri artık hiçbir zaman Arap şehri, Kürt şehri olmayacaktır, ne kadar sizler gibi Arsalan, yiğitlerimiz var ise, bizleri unutmayın, gönlümüz sizinledir, her zaman ölene kadar yanınızdayız .

Enver Neftçi beyin bu güzel içli acı sözleri, can yakıcı sözleri, içimizi, gönlümüzü, yakıyordu ve sarıyordu, derin yaramızı çare gibiydi dertliydi, çileliydi, gözlerinden belli idi sanki şimdi ölecek, ailesini, evini, kızını, oğullarını çok özlüyordu, hatırlıyordu, onları şu anda görmek umudundaydı, ölmeden bir an önce onları kucaklayıp, görmek istiyordu, onlardan fazla konuşmaya başladı, eski günleri hatırlıyordu, nasıl olursa onlar tekrar görmeyeceğini söylüyordu.

Onlara tek vasiyetim beni hatırlasınlar, unutmasınlar, beni bağışlasınlar, onlar Türk milletini, Türk devletine, Kerkük’e Türk toprağına, bayrağına, bağlı kalsınlar, dünyada en güzel nesne Türk olmaktır, Türk uğrunda can, kan verip şehit olmaktır.

Irak Türkleri büyük Türk dünyasından bir parça olarak kan, canıyla haklarını çalışarak, elleriyle almaları gerekmektedir.
bizler dünya hüküm süren devletler koran şehitler veren bir milletiz, yene inancımız var pek yakında, bu kötü diktatör, rejimlerden kurtarırız, özgürce yaşayacağız.

Saddam düştükten sonra yene öteki düşmanlara inanmayın, bunlarında durumları iyi olunca, sizlere zulüm edecekler, onlarda Saddam gibi hiçbir farkları yoktur.
bizler Irak Türkleri olarak birlik, beraberce çalışmalıyız yorulmalıyız , yerlerimizi, topraklarımızı korumalıyız, kurtarmalıyız, hiçbir çalışma örgütsüz, teşkilatsız olmaz, bende sizin çalışmanızla, birlik olursanız, haklarınızı kanla, silahla alırsınız, bende ölürsem, ruhum mezarda şad olacaktır, o zaman mutlu olacağım.

Rahmetli Enver Neftçi hapishanede sürekli olarak her türlü alanda kitaplar okumaktaydı, en çok siyasi, Türk tarihi, Ata Türk, Türk büyükleri hakkında geniş bilgiye sahip olmakla, sürekli kitaplar okumakla, kültürlü aydın insan Türküydü, hapishanede yazmış olduğu yazıları, ve kitapları ailesine tavsiye etmişti, Kahraman, yiğit korku bilmeyen Türk milletine aşık idi .
Enver Neftçi hapishanede olduğu sırada, insanlar her gün yanında toplanarak, bilgi almaktaydılar, ayrım yapmadan, tüm Türk milletini severdi, Şii, Sünni, Kale gavuru, Gagavuz, Sibiryalı, olursa da, yıllar boyu hapishanede yaşayan Enver Neftçi, gönlünde bir tek umut vardı, dünyadan bir tek bekleyişi, tüm Türk milletinin kurtuluşu, birde son nefeste ailesini görmek, tek biricik umudu idi.

Çok konuştu, çok çileli, özlemli olmasına rağmen, yüzünde mutluluk gülümseme, canlanıyordu, uykusu geliyordu.

On dakika ondan ayrılıp gittiğimde, yüksek sesle, bağırmalar başladı, beni çağırıyorlardı duydum, rahmetli hemen gelmemi istemişti, koşarak yanında oturdum, Sadun ben ölüyorum, ne olur bir yere gedme, buradan ayrılma, benden tüm Türkmenler gelsinler başımda olsunlar, bu kitaplar, defter, eşyalarım, oğluma, aileme verilecektir.

Vasiyet olsun beni unutmasınlar, beni bağışlasınlar, ben onları bir an bile unutmadım, sizde beni unutmayın.
Yolunuzdan, dilinizden, tarihinizden, dönmeyin, vazgeçmeyin, ayrılmayın, Türklük için çalışın, yorulun, hep Türklükle ilgili konuştu, bize moral, sabır, güç verdi, dillerinde, Ulu Tanrı, diyerek,Türk diyerek ruhunu verdi.

Artık ellerimiz arasında can verdi, nefesi kesildi, bu acı duruma dayanmadı ruhunu vererek, gözleri açık bize bakarak, yüzünde umutlar, iyimserlik, gülümsemeler canlanıyordu.

artık Enver Neftçi bey ölmüştü, büyük bir Türklük aşkını, sevgisini çocukluğundan beri taşan, bir kahraman mücadeleci davacıydı.
O arkasından yüzlerce onu seven Türkler kaldı, milli Türkçülük davasını yürütmek için, bizce Enver Neftçi ve başka Türkçülük davasın canlarını, kanlarını adayanlar, hiçbir zaman ölmeyecekler.

Çünkü onların milli duyguları, Türkçülük ilkeleri sürmektedir, büyük Türk milleti bu alanda binlerce erler, gençler, liderler, yiğitler, kahramanlar, aydın insanlar yetirdi ulaştırdı, ulaştıracaktır, yetişecektir, bu büyük Türk milleti her zaman lider yetiren bir mille sayılmaktadır, artık Enver Neftçi gibi Türk milletimiz var olacak şanıyla yüce tarihiyle, İstiklal marşıyla, Al bayrağıyla sonsuza tek yaşayacaktır, hiçbir Türklük için yaşayanlar, ölmeyeceklerdir çünkü Türkçülük dünya Türk’ünü yaşatan var eden bir ilkedir bu ilke yeni Türk çağından yarınlarından müjdelere yansıtacaktır..



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Irak Türklerinin Eski dönemin acısı, yeni dönemde daha artmaktadır
2 - Milli Mücadele Yolunda: Şehit Münir Burhan KÂFİLİ - Türkmen Diye Şehit edildi.
3 - Diktatör Saddam döneminde TİSİN Türkleri yaşanılmayan acı, çiler yaşadılar.
4 - 24 Ocak 1970 Irak Türklerine verilen Kültürel Haklar, Diktatör rejim, Geri alınmıştır
5 - Irak Türklerinin, yiğit, kahraman şehitleri
6 - 16 Ocak 1980 Tarihinde Milli Mücadele Yolunda Şehit olan Türkmen Liderlerimizden
7 - Irak Türkleri, Dünya Türklerinden bir parçadırlar
8 - Irak Türkleri Özgür bir Basın, yayını, İzlemelidir
9 - Irak Türklerin bugünkü durumları
10 - ACI GÜNLERDE YAŞAYAN DÜNYA TÜRKLERİNE DUA
11 - Irak Türkleri baskılara karşı direnmektedirler
12 - Irak Türkleri Susmayacaktır
13 - Milli Mücadele Yolunda Özveriye var mısınız?
14 - Bu Topraklar Irak Türklerinin Varlığıdır
15 - Bu Yolu Seçtik bu Yolda sonsuza dek yürüyeceğiz
16 - Sabri TARABYA Kerkük’le yaşıyordu
17 - Adıyla, Sanıyla Milli Tarihiyle, Varlığıyla Tanınan Cüneyt MENGÜ
18 - Molla Mustafa Barzani tarafından uygulanan 14 Temmuz katliamının acı olayları
19 - 2 Kasım 1971 tarihinde Irak Türk Öğrencilerinin Saddam rejimine karşı İlk boykot Silkinme Hareketi
20 - Milli Mücadele yolunda (28)Yiğit Selahattin Tenekeci
21 - (TELAFER) Irak Türklerine Karşı Katliamlar, Soykırımlar
22 - Türklüğün Simgesi Kerkük
23 - Siyasi Abu Garip hapishanesin acıları
24 - Şehit Mustafa Kemal Yaycılıya Hapishaneden yazmış olduğum Mektup.
25 - Altunköprü Katliamı
26 - ALTUNKÖPRÜ TÜRKLERİ
27 - Hocalı Soykırım, Katliamı Azerbaycan Türklerine Kıyıcı Ermeniler Tarafından planlanmıştır.
28 - Sevgililer gününde Kerkük
29 - Osmanlı İmparatorluğunu Kuran KARAKEÇİLİ Türkmen Aşireti, Oymağıdır.
30 - ACIMIZ ÇOK BÜYÜK
>>Sonraki >>