Arabic Turkish
 
2006-09-01   Arkadþýna gönder
1709 (694)


Irak’ta Sağlanamayan İstikrar ve Ülke İçi Göç Hareketleri


Gökhan B. Yetiş

1921 yılında Emir Faysal’ın İngilizler tarafından Irak’a Kral ilan edilmesinin ardından Irak’ta baş gösteren istikrarsızlık ortamının günümüze kadar devam ettiği söylenebilir.

1933 yılında Emir Faysal’ın ölümünün ardından tahta çıkan oğlu Gazi I (Gaziyüevvel) 1939 yılında bir trafik kazasında ölünce yerine 4 yaşındaki oğlu, Faysal II unvanıyla Kral ilan edildi. Prens Abdulillah da Kral Naipliği görevini üstlendi. Bu dönemde Naib ile Başbakan Nuri Said Paşa ülkeyi yönetmeye başladılar. 14 Temmuz 1958 günü Irak’ta kanlı bir askeri darbe yapıldı. Kral Faysal, Veliaht Prens Abdülillah ve Başbakan Nuri Said Paşa öldürüldü. Abdülkerim Kasım liderliğindeki ihtilalciler Cumhuriyet ilan ettiler.

8 Şubat 1963 günü Irak’ta Baas Partisi’nin desteklediği bir darbe yapıldı. Başbakan Abdülkerim Kasım öldürüldü. Abdüsselam Arif Devrim Konseyi Başkanı yapıldı. 1966’da bir uçak kazasında ölünce yerine kardeşi Abdurrahman Arif geçti.

Görüldüğü gibi 1933–66 yılları arasında yönetimi elinde bulunduran kişilerin ya kaza sonucu ölmeleri ya da darbelerle öldürülmeleri Irak’ta istikrarın kolay sağlanamayacağını daha o yıllardan göstermekteydi.

17 Temmuz 1968’de Irak’ta yeni bir hükümet darbesi yapıldı. Darbe sonucu Abdurrahman Arif rejimi devrildi, Devrim Komuta Konseyi, General Hasan El-Bekr’i Cumhurbaşkanı seçti. 1980’lere geldiğimizde Cumhurbaşkanlığı görevini devralan Saddam Hüseyin, 20 Mart 2003 tarihinde ABD’nin Irak’ı işgaline kadar diktatörlüğünü sürdürdü.(1)

1970’lere kadar Irak’ta kayda değer ne ülke dışına veya içine ne de ülke içi göç hareketleri gözlenmiştir. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve ihracatın artması, 1970’lerin ortalarında genişleyen kamusal ve kişisel harcamalar, bir yabancı işçi piyasası oluşturmuş, bunun sonucu olarak da Körfez Savaşı öncesinde 1.600.000 kişiye yaklaşan bir yabancı işçi (özellikle Mısırlı) akımı olmuştur. Bu dönemde Irak-İran savaşı sırasında cephede çalışan sivillerin bıraktığı boşluğu kamu sektöründe çalışan Mısırlılar doldurmuştur.(2)

Irak dışına göçün başlıca sebepleri, 8 yıl süren Irak-İran Savaşı, Irak’ın Kuveyt’i işgali ve neticesinde gelişen Körfez Savaşı’dır.

İnsan Hakları İzleme Komitesinin (HRW) Şubat 2003’te yayınladığı bir bilgilendirme raporuna göre 2001 yıl sonu itibariyle yurt dışında yaşayan Iraklıların nüfusu 1,5 ila 2 milyon arasındadır. Bu sayı, kamuoyunun Irak’ın ABD tarafından işgaline hazırlandığı bir dönemde, The Guardian gazetesinde çıkan “Iraklıların altıda biri kovulmuş durumda ve bunlar bu savaşı istiyorlar” başlığıyla yayınlanan haberde verilen 4–5 milyona göre daha makuldür(3).

2002 yılında Irak nüfusunun 23 milyon olduğu kabul edilirse, Irak’ın dışarıya göç verme oranının yaklaşık olarak %7,5 olduğu görülür. Türkmen nüfusunun da dışarıya en fazla 25.000 göç verdiği görüşünü kabul edersek(4), ki bu Türkmenlerin sadece %1’i olması nedeniyle açıkça görülmektedir ki, aynı acıları çekmelerine rağmen Türkmenler çok daha az dışarıya göç oranı vermişlerdir. Bu da Türkmenlerin topraklarına ne kadar bağlı olduklarının ve Irak’ın istikrar ve toprak bütünlüğü açısından ne kadar önemli roller oynayabileceklerinin göstergesidir.

Irak’ın istikrarını sarsan önemli etkenlerden biri de şüphesiz ki ülke içi göç hareketleridir. Baas rejiminin güç kazanmasının ardından başlatılan “Araplaştırma” politikası kapsamında 2002’nin sonlarına kadar, Irak’ta (devlet zoruyla) yerleri değiştirilen insanların sayısının 700 bin ila 1 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Birleşik Devletler Mülteciler Komitesi bu sayının 600–700.000 arasında olduğunu, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ise 830.000 kişi olduğunu belirtmiştir(5).

ABD’nin Irak’ı işgali ile gelişen dönemde ise ülke içi göç hareketlerin ana sebeplerinin mezhepsel çatışmalar ve Kerkük ile çevresinin Kürtleştirilmesi olduğu görülür.

Bölgede görev yapan New York Times muhabiri Dexter Filkins, “şehirlerdeki etnik grupların yakın mahalleler içerisinde olması Irak’ın bölünmesini zorlaştırabilirdi” görüşünü savunmaktadır(6).

New York Times’ın 2 Nisan 2006 tarihinde çıkan “Siviller, ölüm olayları yükseldikçe etnikçe karışık bölgeleri terk etmekte” başlığıyla yayınlanan haberde ise, göç istatistiklerinin, Amerikan komutanlarıyla yapılan röportajlar ve Iraklı yetkililerden alınan bilgilerin, Şii ve Sunni Arapların mezhebi ve etnik sınırlar boyunca göç etmeleri, ülkeyi kaçınılmaz bir bölünmeye iteceğini gösterdiği belirtilmiştir.

Irak’ta savaş çok kanlı bir safhaya girmiş, 2006’ya girerken artan mezhep çatışmaları neticesinde on binlerce Iraklı, Sunni ve Şiilerin karışık olduğu bölgelerden kaçmaktadır. Öldürme ve taşınma olaylarının büyük kısmı ekonomik merkezler olan nüfusu yoğun şehirlerde görülmektedir. Bunlar Bağdat da dâhil olmak üzere etnik nüfusun karışık olduğu bölgeler olup, birçok milletin altyapısını barındırmakta ve Irak’ın umut edilen istikrarı için hayati önem taşımaktadır(7).

Bağdat’ın dinsel açıdan karışık mahalleleri, artan mezhep çatışmaları nedeniyle kaybolmaya yüz tutmuş, Sunni ve Şiiler kendi hâkim oldukları alanlara göç etmeye başlamışlardır. Bağdat’ın yavaş yavaş Dicle Nehri’nin ayırdığı Şiilerin doğuda, Sunilerin de çoğunlukla batıda hâkim olduğu bölünmüş bir şehre dönüştüğü düşünülüyor.(8)

Mezhepsel nitelikli saldırıların, halk arasında hem güven duygusunu yok denecek kadar azalttığı hem de halkın hükümete inancını yitirmesine neden olduğu söylenebilir. Irak’taki resmî iletişim araçları taraf tutmakla ve olayları saptırmakla suçlanmakta. Halk, daha çok Arap dünyasına ait televizyon kanallarını izlemeyi tercih etmekte. Halk, hükümete güven duymadığı gibi, Irak’taki gruplar arasındaki güvenin de yok olduğu söylenebilir. Irak’taki gruplar, yapılan kanlı eylemler nedeniyle açıkça birbirlerini suçlamakta.(9)

Yer değiştiren nüfus oranı ise yeni yerleşim yerleri inşa etmeyle sınırlanmakta, insanlar hemen kalkıp taşınamamaktadırlar. Bir etnik grupta olan ve bulunduğu yerden kaçan her aile, aynı zamanda diğer gruplardaki ailelerin yerleşebileceği bir yerleşim alanı açmış olmaktadır. Fakat bu süreç zaman almaktadır. Eğer yeni yerleşim yerleri inşa etmek daha elverişli olsaydı, göç oranı daha hızlı artabilirdi.

Samarra kentinin bombalanmasının ardından İçişleri Bakanlığı yetkilisi Sattar Nevruz yaklaşık 4000 aile veya 23,670 kişinin mezhep gerginlikleri yüzünden Bağdat’ta farklı mahallelere göçe zorlandığını tahmin etmektedir.

Asuri yazar Malek-Yonan, sadece 21–30 Temmuz 2006 tarihleri arasında 7000 Asuri Hristiyanın Bağdat’ı terk ederek Irak’ın kuzeyine kaçmakta olduğunu savunmaktadır. Irak’ın kuzeyindeki 30.000 kişilik Hristiyan kasabasına hergün 3 ila 6 aile reisinin, Irak’ın diğer taraflarından kaçan ailelerini barındırabilecek yerleşim birimleri arama maksadıyla geldiği belirtilmektedir.

Birleşmiş Milletler Irak’ta Yardım Misyonu’nun (UNAMI) Temmuz 2006 itibariyle geçen dört ay boyunca artan mezhepsel şiddet olayları ve gerginlikler yüzünden 150.000 kişinin yer değiştirdiğini söylemektedir. Bu da yılda 450.000 kişi eder. Gelecekte yaşanacak olan bombalama, öldürme ve tehdit olayları bu ülke içi göç hareketlerini hızlandırabilir.(10)

Cenevre Uluslararası Göç Örgütü (IOM) de ibadet yerlerinin bombalanmasının ardından 30.000 ila 36.000 Iraklı’nın misillemelerden ve mezhep çatışmalarından çekinerek evlerini terkettiğini iddia etmektedir.(11)

Irak hükümetinin Nisan ayında açıkladığı verilere göre ülkede son şiddet olayları ve mezhepler arasındaki gerginlikler karşısında 65 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Mayıs ayında ise rakamlar, 20 bin kişilik bir artışa işaret ediyor. Yaşadıkları yerleri terkedenlerin çoğunun ise Bağdat çevresinden olduğu bildiriliyor.(12)

Nisan ayında ülkede faaliyet gösteren 125 sivil toplum örgütünce yapılan araştırmanın sonuçları Şii kenti Kerbela'da bir basın toplantısıyla açıklandı. Araştırmada son dört ayda ülkede 20 bin kişinin kaçırıldığı belirtilirken 7 bin ailenin mezhep çatışmasında hedef olmamak için ülke içinde göç ettiği kaydedildi. Raporda, ölü sayısına ilişkin bir rakam verilmezken aynı süre içinde 15 bin kişinin yaralandığı kaydedildi. Araştırma sonuçlarına göre büyük çoğunluğu 22 Şubat'ta Şiiler için kutsal Askeriye Türbesi'ne düzenlenen bombalı saldırı sonrasında olmak üzere 19 bin 548 kişinin kaçırıldığı ifade edildi. Kaçırılanlar arasında 4 bin 959 kadın ve 2 bin 350 de çocuğun bulunduğu belirtildi. Yüksek seviyeli yabancıların kaçırılanlar arasında küçük bir yer tuttuğu kaydedilen raporda söz konusu 20 bin kişinin büyük çoğunluğunu mezhep çatışması, iç siyasi çekişmeler ve fidye için kaçırılanların oluşturduğu ifade edildi. Artan çatışmalar sebebiyle 6 bin 877 ailenin göç ettiğinin tespit edildiği belirtilirken bu sayının gerçekte 10 bin civarında olabileceği vurgulandı. Şii bölgesinde yaşayan Sünnilerin evlerini terk ederek Sünni bölgelerine, Sünni bölgelerinde yaşayan Şiilerin de Şii bölgelerine göç ettikleri ifade ediliyor. Göç etmeyenlerin ise isimlerini değiştirerek şiddet olaylarından korunmaya çalıştıkları belirtiliyor.(13)

Associated Press’in 3 Ağustos tarihinde yayınlanan haberine göre, şiddetten muzdarip başkent Bağdat, artık dinlerin bir arada olduğu bir şehir izlenimini vermemekte.

Irak’ın istikrarını tehdit eden etkenlerden birisi de Kerkük’ün Kürtleştirilmesi adına yapılan göç hareketleridir.

Kerkük'ün, Kuzey Irak'taki Kürt bölgesinin “başkenti” ilan edilmesine çalışan Iraklı Kürtlerin, 2003 yılındaki Irak savaşından bu yana 100 binden fazla Kürt'ün kente göç etmesini sağladığı belirtiliyor.

Bu konuda Uluslararası Kriz Grubu'nun (ICG) Orta Doğu direktörü Joost Hiltermann, ABD'nin, Iraklı Kürtlerin Kerkük’ü ele geçirme çabalarını engellememesi durumunda, kentte büyük ihtimalle iç savaş çıkacağı uyarısında bulundu.

“Kürt göçünün sürdüğü ve bu durumda referandumu Kürtlerin kazanacağının açıkça görüldüğü bir ortamda kentin Kürtlerin eline geçmesinin, Irak'taki diğer toplumlar ve bölge ülkeleri tarafından meşru kabul edilmeyeceğini” kaydeden Hiltermann, “ABD Kerkük'e karışmama politikasını sürdürürse en muhtemel sonuç, kentte bir iç savaşın çıkması olacak” dedi.(14)

ABD Irak’ın istikrarını sağlamak istiyorsa, en kısa zamanda mezhepsel çatışmalara karşı ciddi önlemler almalı ve Kerkük’e olan Kürt göçünü önlemelidir. Irak’ta barış ve huzur ancak tarih boyunca Irak’ın istikrarını sağlama adına en büyük çabayı harcayan Türkmenleri devlet içerisinde daha etkin konumlara getirerek sağlanabilir.


Dipnotlar:

1. Şimşir, B., Türk-Irak İlişkilerinde Türkmenler, Bilgi Yayınevi, Eylül 2004
2. Encyclopedia of the Nations, Asia and Oceania, Iraq; http://www.nationsencyclopedia.com
3. Martin Woollacott, “One in six Iraqis are in exile, and they want this war”, The Guardian, 16 Ağustos 2002
4. Erşat Hürmüzlü, “Hayır… Kerkük Boşalmamıştır”, Kardaşlık Dergisi, yıl:3, sayı:12, Ekim-Aralık 2001, s.6-7; Kerküklü, A., Oyun İçinde Oyun Kerkük, Kum Saati Yayınları, Kerkük Mayıs 2006, s. 93
5. İnsan Hakları İzleme Komitesi (Human Rights Watch) Bilgilendirme Raporu, Şubat 2003
6. Randall Parker, “Will Internal Migration Lead To Iraq Partition?”, Parapundit, 3 Temmuz 2006
7. Edward Wong, Kirk Semple, “Civilians in Iraq flee mixed areas as killings rise”, The New York Times, 2 Nisan 2006
8. Randall Parker, a.g.m.
9. Mazin Hasan, “Cehennem Yok, Irak Var”, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi, 19 Temmuz 2006
10. Randall Parker, a.g.m.
11. Edward Wong, Kirk Semple, a.g.m.
12. BBC Turkish, “Irak'ta göç edenlerin sayısı arttı”, 08 Mayıs 2006
13. Zaman, “Irak'ta 4 ayda 20 bin kişi kaçırıldı, 7 bin aile göç etti”, 20 Nisan 2006
14. Habervitrini, “Kerkük’te İç Savaş Uyarısı”, 20 Ağustos 2006



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmenciliği Niçin Bırakmalıyız?
2 - Türkmen Deklarasyonundaki Tezatlıklar
3 - “Kerkük Kimin” mi?
4 - Var Olmak Üstüne İki Mesele, Bir Not
5 - Çorbacılar
6 - Türkmen Tercihleri ve Toprak İlişkisi
7 - Türkmen-Kürt Kardeşliği(!)
8 - Göz Ardı Edilen Bir Değer: NÜFUS
9 - Bir Lider Bekleniyor Ama...