Arabic Turkish
 
2020-12-25   Arkadþýna gönder
3627 (608)


KERKÜK ÇOCUK DİLİNDE ESKİ TÜRKÇE KELİMELER


Önder SAATÇİ


Çocukluk çağında annelerimiz; bizi beslerken, bizleri her türlü kötülükten şefkatle, itinayla korumaya çalışırken ana dilimizin sevgi dolu ifadelerini kullanırlar. Bu ifadelerin en güzelleri ninnilerde ortaya çıkar. Ninniler annelerin, çocuklarına sevgilerini aşıladıkları, onlar için hayır dualarında bulundukları, çocuklarının gelecekte bahtlarının açık olması için en içten dileklerini dile döktükleri küçücük şiir incileridir. Kerküklü annelerin yavrularına şu ninnileri ne hoştur:
Leyle diler Leylev edim yatasan
Yatıptı leyle diler Konca güle batasan
Vurgun yuḫı salıptı Konca gül payıv olsın
Mennen bir leyle diler Kölgesinde yatasan

Leylev dadı bal dadı Leylev edim yatınca
Leylev meni aldadı Konca güle batınca
Ne balda ne şekerde Gözime şiş batırram
Hiç tapmam leylev dadı Sen ḥasıla gelince

Leylev edim men dayim Leylev edim yatkinan
Yuhıv olsın mülayim Baġ güline batkinan
Ḫudama çoḫ yalvarram Bağ güli kölge salıp
Olasan menim payım Kinarında yatkinan

Annelerimizin, ninelerimizin bu şefkat dolu ninnilerine biz Irak Türkmenleri “leyle” adını vermişiz. Bununla birlikte anneler, bu leylelerin başında, ortasında veya sonunda, “ülle, ülle balam ülle” diyerek bir taraftan yavrularının beşiklerini sallarlar, belki de bir başka leyleye geçmek için hafızalarını yoklarlar, kim bilir. Çocuklar da uyumak istediklerinde annelerine “ülle, ülle” diye seslenirler. Ya da anneler çocuklarının uyuması için “Yalla ülle ülle” diye onları uyumaya teşvik ederler. Sonra da başlarlar “ülle balam ülleee” diyerek o güzelim leylelere…

Belli bir yaşın üzerindeki Irak Türkmenleri mutlaka sevgi dolu anne yüreklerinden süzülüp gelen “ülle, ülee” sesleriyle uyuyup büyümüşlerdir de bu “ülle” kelimesinin anlamının ne olduğunu düşünmüşler midir? Acaba kaç asırdan bu yana anneler evlatlarını bu sözle uyutmuşlardır? Acaba bu söz asırlar önce de böyle mi telaffuz ediliyordu? Yoksa dilimiz tarih içinde lehçelere ve ağızlara ayrıldıkça bu kelime de o ölçüde değişmiş midir? Bütün bu sorular bugün için, düşünen zihinlere birer muammadır. Ancak Türk dilinin kaynaklarına inildikçe çok ilgi çekici sonuçlara varmak mümkündür.

En eski Türkçe metnimiz olan Orhun Abideleri’nde uyku anlamında o zamanki atalarımız “u” diye bir kelime kullanmaktalardı. Hatta bu kelimeyi belki de biraz uzatarak söylüyorlardı. İşte bu “u” zamanla Türkçemizdeki +la / +le eki ile birleşerek “u+la”, sonraları da “ü+le” şekline girdi ve en sonunda “ülle” biçiminde leylelerimizin nakarat kısmında kalıplaştı. Tabi, dilimiz geliştikçe artık “uyku, yuḫu” gibi kelimeler ortaya çıkınca, yalnız annelerin dudaklarında kalan bu kelime çocuk diline sıkışıp bugünlere geldi.

Peki, çocukken boğazımıza bir şeyler kaçtığında veya öksürdüğümüzde büyüklerimizin bize “kıtta, kıtta” dediklerini kim hatırlamaz? Size dersem ki bu “kıtta” da çok eski bir Türkçe kelimemizin bugünkü kalıntısıdır, bana inanır mısınız? Durun da biraz ondan bahsedeyim:

Kâşgarlı Mahmud’un Divanu Lugâti’t-Türk eserine bir göz attığımızda, “kır-” diye bir fiil görüyoruz. Bunun o zamanki anlamlarından biri “kazı-”. Bu fiilin üzerine iki ayrı yapım eki getirilerek “kır-t-a” (kazı) şeklinde bir emir çekimi yapılmış. Yani, çocuk aksırıp tıksırdığında, öksürdüğünde veya boğazına bir şeyler kaçtığında, aslında bir zamanlar büyükler çocuklara “kırta” (Boğazını kazıyarak onu tıkayan nesneden kurtul.) demişler. Sonra bu kelime unutulmuş; ancak yalnızca bu durumdaki çocuklara yönelik kullanılmaya başlanmış ve bugünlere bir çocuk kelimesi olarak gelip dilimize yerleşmiş.

Görüyorsunuz ya, çocuklarımızın dilinde ne güzel hatıralar var. Her biri bizi dilimizin en eski çağlarına götürüyor. İşte bu kelimelerden bir tane daha. Ayrıca bu, sonuncusu: “kıḫ”.

Çocuklar bazen temiz olmayan şeyleri ellerine alır, hatta bazıları bu gibi nesneleri ağızlarına da götürür. İşte o anda büyüklerden biri “kıḫ, kıḫ” diye çocuğu uyarır ve ona müdahale eder. İlk bakışta bu kelimenin çocukça olduğu aklınıza gelebilir; fakat eski Uygur Türkçesinin 10. yüzyıldan kalma metinlerinde o zamanki atalarımızın “pis, kirli” gibi kavramları “kıġ” kelimesiyle karşıladıklarını görüyoruz. Demek ki büyükler daha o zamanki yaramazlara, “O ellediğin şey pistir. Onu bırak.” demek için “kıġ” diye seslenmişler; ama zamanla dilde “pis, kirli” gibi kelimeler yaygınlaşınca bu kelime dilden düşmüş, yalnız çocuklara yönelik kullanılmaya başlanmış ve böylece bugünlere ulaşmış. Biz Türkmenler işi biraz daha ileriye götürmüşüz, madem ki “kıġ” kelimesi dilden düşmüş biz de kalkmış koyun, keçi gibi hayvanların pisliğine “ḳıyıġ / ḳıyyıġ” demeye başlamışız. Anlayacağınız, kelimeden kelime doğurtmuşuz.

Demek ki çocuklarımızın kullandıkları kelimeler anlamsız sözler değilmiş. Onlar da tıpkı diğer kelimelerimiz gibi bir zamanlar günlük kullanımda imiş. Fakat Türkçemiz tarih içinde zenginleştikçe ve değiştikçe ister istemez bazı kelimeler geride bırakılmış yenileri onların yerine geçmiş, bazıları da çocukların kelime hazinesinin içinde barınarak bugünlere kadar gelmeyi başarmış.










Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - KILIK DEĞİŞTİRMİŞ ALINTILAR
2 - TUNUS’TAN GELEN KİTAP
3 - GURBETTE TÜRKMEN OCAKLARI
4 - KANAYAN YARAMIZ: DOĞU TÜRKİSTAN
5 - TÜRKMEN EĞİTİMİNİN BAZI SORUNLARI
6 - IRAK TÜRKLERİ NASIL TÜRKMENLEŞTİ?
7 - TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE NELER OLUYOR?-5
8 - TÜRKÇEYLE ARAPÇA ARASINDA SIKIŞMIŞ TÜRKMENLER
9 - IRAK TÜRKLERİNİN YÜKSEKÖĞRETİM ATAĞI
10 - TELÂFERLİ SANATÇI ÖMER TÜRKMENOĞLU İLE MÜZİK SOHBETİ
11 - IRAK TÜRKMEN AĞIZLARI İÇİN NELER YAPILMALI?
12 - KERKÜK’TE SPOR NASIL YARALANDI
13 - TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE NELER OLUYOR?-3
14 - ÇOBAN HIDIR ULUHAN (1948 - )
15 - İTTİ BIÇAK SÜTÜ KESTİ
16 - SUPHİ SAATÇİ’NİN IRAK TÜRKMEN FOLKLOR ARAŞTIRMALARINA KATKILARI
17 - Prof. Dr. Ali İhsan Öbek’le Divan Edebiyatı Sohbeti
18 - IRAK TÜRKMEN AĞIZLARINDAN ŞAŞIRTAN KELİMELER (Yalancı Eşdeğerler)
19 - IRAK TÜRKMEN SOSYOLOJİSİNE DOĞRU
20 - MESELEMİZ YALNIZ ALFABE Mİ?
21 - HADİ GÜZEL’İN KERKÜK TÜRK KÜLTÜR MERKEZİ HATIRALARI
22 - IRAK TÜRKMENLERİNİN TÜRKİYE’DEN BEKLENTİLERİ
23 - IRAK TÜRKMEN AĞIZLARININ MÜKEMMEL SÖZLÜĞÜNE DOĞRU
24 - HOCAM AHMET NAHMEDOV’LA AZERBAYCAN SOHBETİ
25 - HABİB HÜRMÜZLÜ’NÜN HATIRALARINDAN BİR YAPRAK
26 - HABİB HÜRMÜZLÜ’NÜN HATIRALARINDAN,, IRAK TÜRKMENLERİNİN YAKIN GEÇMİŞİNE PENCERELER
27 - IRAK TÜRKMENLERİNDEN BİR DİLCİ: İHSAN S. VASFİ
28 - TÜRK DIŞ POLİTİKASINI ANLAMAYA ÇALIŞIYORUM
29 - Kerkük Hoyrat ve Mânilerinde Millî Duygular-II
30 - KERKÜK HOYRATLARINDA TÜRKÇE SEVDASI
>>Sonraki >>